Yönetim Karşıtı Dini ve Siyasi Hareketler
İmam Hatip 6. Sınıf Temel Dini Bilgiler Eğitim Seti 5 DVD

4. İÇ SORUNLAR

Abbasi Devleti, beş yüz yılı aşan ömrü içerisinde nedenleri farklı çok sayıda iç sorunla karşılaştı. Bunların başında halifeliği kimin üstleneceği konusu yer aldı. Hilafet meselesi, Abbasilerin kuruluşundan yıkılışına kadar çözemedikleri bir sorun olmuştur. Örneğin bir yandan halifenin ehlibeyt’ten seçilmesi gerektiğini savunan ehlibeyt taraftarlarıyla sürekli yapılan mücadele, öte yandan Harun Reşit’in oğulları arasındaki halifelik çekişmesi Abbasileri yıpratmıştır. Bu kardeşçekişmesinde birbirleriyle rekabet hâlinde olan Arap
kabileleri de yeniden mücadelelerine başlamışlardır.
IX. yüzyıl ortalarından itibaren halife tayininde hem Abbasi sarayındaki şehzade annelerinin hem de Türklerin rolü oldukça arttı. Buna bağlı olarak halifelik tahtına en yetenekli ve en layık olanlar yerine ya kadınlardan en etkin olanların oğulları ya da Türk komutanların uygun bulduğu isimler oturtuldu. Bu durum gerek Abbasi hanedanının kendi içinde gerekse Araplarla Türkler arasında bazı karışıklıklara ve iç hesaplaşmalara yol açtı. Bütün bunların yanında son dönem halifelerinin dirayetsizliği, Abbasilerin önce parçalanmasına sonra da yıkılmasına neden olmuştur.
Abbasiler iktidara geldiğinde imparatorluğun sınırları Türkistan içlerinden Pirene Dağları’na, Kafkaslardan Hint Okyanusu’na ve Büyük Sahra içlerine kadar uzanıyordu. Bu sınırlarıyla tarihin de en büyük imparatorlukların başında geliyordu. Ancak o zamanın şartları göz önüne alınacak olursa bu kadar geniş bir imparatorluğu ayakta tutmanın kolay olmayacağı kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Nitekim Abbasilerin iktidara geldiği ilk yıllardan itibaren kopmalar başladı. Endülüs’ün istiklalini kazanmasından sonra yavaş yavaş bütün Kuzey Afrika’da bağımsız ve yarı bağımsız devletler ortaya çıkmaya başladı. İşte iç sorunların bir bölümü, bu yönetim merkezinden uzak bazı bölgelerdeki valilerin ya da bölgesel liderlerin bağımsızlık isteğinden kaynaklanmaktaydı. Örneğin Horasan bölgesinde Tahiriler ve Samaniler, Suriye ve elCezire’de Hamdaniler, Sistan bölgesinde Saffariler, Mısır’da Tolunoğulları, Kuzey Afrika’da Ağlebiler bu şekilde ortaya çıkmışlardı.
Abbasiler iç sorunlardan biri olan Emevilerle uğraşmak zorunda kalmışlardır. Emevi sülalesinden gelenler, fırsat buldukça Emevi Devleti’ni tekrar canlandırmak için harekete geçiyor ve isyan çıkarıyorlardı. Nitekim Emin ile Me’mun arasındaki mücadele sürerken Emevi sülalesinden Ali bin Halit isyan ederek Suriye üzerine yürüdü ve bir süre Suriye ve çevresini kendisine bağladı. Fakat Abbasiler, bu hareketi çok fazla genişlemeden durdurmayı başardılar. Aynı şekilde çeşitli dönemlerde ayaklanan Şiiler her defasında kanlı bir şekilde bastırılmıştır.
Basra ile çevresinde ortaya çıkan Zenciler Hareketi, iç sorunlar arasında sosyal ve ekonomik nedenlerle ortaya çıkmıştı. Bu bölgede tarla ve tuzlalarda çalışan çok sayıda zenci köle, çalışma şartlarının ağırlığından şikâyet ederek 869 yılında Hz. Ali soyundan olduğunu söyleyen Ali bin Muhammed adlı bir kişinin önderliğinde ayaklandı. İsyan kısa sürede genişleyerek Abbasi yöneticilerini tedirgin edecek bir boyuta ulaştı. Birbiri ardına yeni grupların katılmasıyla isyan, süratle yayıldı. Zencilerin askerî harekatı başlangıçta oldukça parlaktı. Güney Irak ve Güneybatı İran’ın önemli bölgelerini hâkimiyetleri altına alıp Basra ve Vasıt’ı zapt ettiler. Böylece Bağdat’ı da tehdit etmeye başladılar. Nihayet uzun ve çetin mücadelelerden sonra Türk komutan ve askerlerin katkıları sayesinde 883 yılında isyan güçlükle bastırılabildi.

Yönetim Karşıtı Dini ve Siyasi Hareketler

4.1. Yönetim Karşıtı Dinî ve Siyasi Hareketler

Abbasiler Dönemi’nde devlet içinde meydana gelen dinîsiyasi hareketlerin başında Hz. Ali’nin torunları ve onları destekleyen Şiilerin çıkardığı isyanlar gelmektedir. Abbasi halifeleri, Hz. Ali soyundan gelenleri sürekli takip ettiriyor ve baskı altında tutuyorlardı. Bu nedenle Mansur Dönemi’nde iktidarı ele geçirmek için Hz. Hasan’ın soyundan gelen Muhammed enNefsü’zZekiyye ve kardeşi İbrahim, Mansur’a karşı harekete geçtiler. Uzun müddet gizli çalışan ve halifenin takibinden kurtulmak için devamlı yer değiştiren bu iki kardeş, nihayet ailelerine yapılan baskıya dayanamayarak ortaya çıktılar. Medine’de başlayan isyan, kısa sürede Mekke’ye, oradan da Basra ve çevresine yayıldı. Bu vilayetlerde Muhammed’e halife olarak biat edildi. Ancak 762 yılında Muhammed, ertesi yıl da İbrahim yakalanarak idam edildi.

Şiilerin isyanları bununla bitmedi. Halife Hadi (785-786) Dönemi’nde Medine’de yine Hz. Hasan’ın torunlarından Hüseyin bin Ali, Abbasileri tanımadığını belirtti. Ayaklanarak Medine ve Mekke’yi kontrol altına alıp kendisini halife ilan etti. Ancak Abbasiler, Hüseyin bin Ali’yi öldürmek suretiyle bu isyanı da bastırdılar. Hüseyin’in kardeşi İdris, kaçarak bugünkü Fas’ın üzerinde bulunduğu topraklara yerleşti. Harun Reşit zamanında kurulacak olan İdrisiler Devleti’nin temellerini attı.

Halife Me’mun, taht kavgasında kardeşi Emin’e üstünlük sağlayınca Merv’de bulunduğu sırada kendi yerine ehlibeyt’ten Ali erRıza’yı veliaht tayin etmek istedi. Bağdat’daki Şiiler, bu haberi alınca hemen Hz. Hasan’ın soyundan İbrahim bin Mehdi’yi halife ilan ettiler. Me’mun’un, Ali erRıza ile ilgili kararından vazgeçerek Bağdat’a dönmesi üzerine İbrahim bin Mehdi, halifelik makamını terk etmek zorunda kaldı.

Mu’tasım (833-842) Dönemi’nde bu sefer Hz. Hüseyin’in soyundan gelen Muhammed bin Kasım, Horasan’da isyan edip halktan biat almaya başladı. Fakat Abbasilerin Horasan Valisi Abdullah bin Tahir tarafından yakalanan Kasım hapsedildi.

10. yüzyılda Şiilik, Abbasilere karşı halk direnişini yeniden etkileyen bir faktör oldu. Geniş bir alanda propaganda yapıldı. Şia’nın bir kolu olan İsmailîlerin dinîsiyasî kışkırtmaları, Irak, Suriye ve Bahreyn’de Karmati denilen ayaklanmaya sebep oldu. Bahreyn’de Karmatiler devleti kuruldu. Karmatiler, Basra ve Kûfe’ye sadırdılar. Hac yolunu kesip Mekke’yi yağmaladılar. Hacerülesved’i söküp Ahsa’ya götürdüler. Burada yirmi bin silahlı eşkıya yaşıyordu. Yirmi yıl sonra Haceri Esvet’i tekrar iade ettiler. Öte taraftan 925 yılında bağımsız bir devlet kuran Şii Büveyhiler 945 yılında Bağdat’ı işgal edince artık Abbasi halifelerinin siyasi bir otoritesi kalmadı. Halife, sembolik bir dinî lider olarak yerinde kaldı.

Hariciler, Emeviler Dönemi’nde olduğu gibi Abbasiler Dönemi’nde de bazı isyan girişimlerinde bulundular. Abbasilerin kuruluş yıllarında Berberîlerin toplu olarak katılmasıyla güçlenen Hariciler, Kuzey Afrika’da çeşitli isyanlar çıkardılar. Haricilerin İbazıyye koluna mensup olan Benî Rüstem, Tahert’te Rüstemîler Devleti’ni kurmaya muvaffak oldu. Bunlar ve benzeri diğer Harici gruplarla uzun süre mücadele edildi.

Kuzey Afrika’nın yanı sıra Irak ve Horasan da bu isyanların meydana geldiği bölgelerdi. Harun Reşit Dönemi’nde, halifenin zulüm ve haksızlık yaptığı gerekçesiyle Musul ve Kirman’da gerçekleşen Harici ayaklanmaları, bunlar arasında en tehlikeli olanıydı. Halife, Musul İsyanı’nı zorlukla bastırabildi. Aynı yıl Kirman’da başlayıp Afganistan’a kadar genişleyen diğer Harici isyanına ise ancak Me’mun Dönemi’nde son verilebildi. Abbasiler, mevaliye değer verince Hariciler, Emeviler Dönemindeki kadar kendilerine taraftar bulamadılar.

Horasan’da ortaya çıkan Yusuf bin İbrahim elBerm adlı Harici, Abbasilere isyan edince (777)
Halife MehdiBillah, Sicistan Valisi Yezit bin Mezyet eşŞeybani’yi Yusuf’un üzerine gönderdi. Vali Yezit, bazı bölgeleri işgal eden Yusuf’u mağlup etti.
Çeşitli bölgelerde farklı Harici gruplar, zaman zaman ayaklandıysa da bunlar devlet kuvvetlerince hemen bastırıldı.

Haricilik, Hz.Ali ile Muaviye arasında cereyan eden Sıffîn Savaşı sonrası hakem meselesi sebebiyle ortaya çıkmış şiddet yanlısı ve aşırı fikirlere sahip bir akımdır. Hariciler, "Allah'tan başka hüküm sahibi yoktur." diyerek Hakem Olayı'na karşı çıkmışlar ve hakemlere başvurduğu için Hz. Ali'yi tekfir edip ondan ayrılmışlardır. İslam'ı tavizsiz bir şekilde yaşadıklarını söyleyen Hariciler, kendilerinden olmayan herkesi küfürle itham edip onlara şiddet uygulamışlardır.

4.2. İslam Karşıtı Dinî ve Siyasi Hareketler
Abbasiler Dönemi’nde isyan eden bazı gruplar, hem yönetime hem de İslam’a karşı çıkıyorlardı. Amaçları, İslam’ı yıkmak ve eski dinlerini yeniden yaşatmaktı. İran ve Horasan kaynaklı bu hareketlerin en tehlikeli olanları Ravendiyye, Mukanna (Peçeli), Babek, Mazyar ve Zındıklık hareketleridir.

Mukanna İsyanı: Horasan’daki isyanların en tehlikelisi Mukanna (Peçeli) İsyanı’dır. Bu isyan, Abbasileri uzun süre uğraştırdıktan sonra ancak 789 yılında bastırılabildi. Adı Hâkim bin Haşim olan bu kişi, çirkinliğini gizlemek veya tanınmamak için yüzüne süslü bir peçe taktığından kendisine peçeli denmiştir. Önce peygamberlik daha sonra da ilahlık iddiasında bulunan İranlı Mukanna, İslam dininin yayılmasını engellemek için Merv’de isyan başlattı. O, ruhun bir bedenden diğer bedene girmesi anlamına gelen tenasüh inancını savunmaktaydı. Allah’ın sırasıyla Âdem, Nuh ve Ebu Müslim’in bedenine girdiğini, en son da kendi bedeninde belirdiğini iddia ediyordu. Bundan başka o, taraftarlarına İslam’daki ibadetleri kaldırdığını ve haramları helal kıldığını açıkladı.

BİLGİ KUTUSU
Halife Mansur döneminde, Ablak adında aşırı fikirlere sahip olan bir kişi, İslam'a aykırı birtakım iddialarla ortaya çıkıp taraftar bulmaya başladı. Görüşlerini Ravent'te yaymaya başladığından bu grup, Ravendiyye adıyla tarihe geçti.
Ablak'a göre Hz. İsa'ya hulul eden Ruhu'lKudüs, sırasıyla önce Hz. Ali'ye sonra onun neslinden gelen imamlara ve daha sonra da Hz. Abbas'ın torunlarına geçmiştir. Dolayısıyla Halife Mansur da dahil bütün bunlar birer ilahtır. Mansur, insanları ilah kabul ederek tapan, İslam'ın haramlarını helal kılan bu grubu, ortadan kaldırmıştır.
Ravendiyye Hareketi'nin amaçları eski dinleri olan Zerdüştlük'ü ihya etmek ve hilafeti kisralığa çevirmekti.

Ayrıca eski İran inançlarından olan Mazdekiliğe uygun olarak mal ve kadınları herkes için ortak hâle getirdi. Zalim ve ahlaki zaafiyeti olmasına rağmen birçok taraftar buldu.
Halife Mehdi, Mukanna’nın üzerine bir ordu gönderdi. Mukanna, girilmesi zor olan Kaş Kalesi’ne yerleşti. Abbasi ordusunun kuşatmasının uzun sürmesi üzerine kurtuluşunun mümkün olmadığını anlayınca ailesi ve taraftarlarıyla birlikte intihar etti.

Babek İsyanı: Abbasiler Devri’nde ortaya çıkan isyanların en önemlisi ve en tehlikelisi; geniş bir alana yayılması, devamlılığı, teşkilatlanması ve bütünlük arz etmesi bakımından, Babek İsyanı’dır. Babek’in de Mukanna’nın fikirlerine benzer görüşleri vardı. O da ilahlık taslıyor, tenasühe inanıyor ve haramları helal kabul ediyordu. Taraftarları arasında Kur’an okuyanlar bulunsa da onlar namaz kılmaz ve oruç tutmazlardı. Bu görüşleri benimseyenler aynı zamanda Hürremiler olarak da bilinir. Siyasi ve askerî sahada dikkate değer kabiliyetlere sahip olan Babek’in taraftarlarının çoğunu köylüler teşkil ediyordu. O, büyük arazilerin taksim edileceğini vadediyor ve sözünü de tutuyordu. 816 yılında Azerbaycan’da isyan bayrağını açan Babek, uzun müddet isyanını devam ettirmiş, İran ve Ermenistan eyaletlerine hâkim olmuştu.

Ermenistan kralı ve Bizans’tan da destek alan Babek, üzerine gönderilen kuvvetleri mağlup edip nüfuz alanını genişletmişti. Bazz’da karargâh kuran Babek, çevredeki Müslüman halka saldırarak kadın çocuk demeden herkesi öldürdü. İsyanı bastırmak için Azerbaycan’a birbiri ardına valiler tayin edildi. Ancak valilerin bütün çabalarına rağmen Me’mun döneminde isyana son verilemedi. 837 yılında Halife Mu’tasım, yirmi yıldır devleti meşgul eden bu isyanın üstesinden gelebilmek için Afşin, İnak etTürkî ve Beşir etTürki gibi Türk komutanları görevlendirdi. Uzun mücadelelerden sonra Abbasi güçleri 838 yılında Babek’in bulunduğu Bazz kentine girmeyi başardı. Yapılan muharebede mağlup olan Babek, Afşin tarafından yakın adamlarıyla birlikte yakalanarak Bağdat’ta idam edildi.

Mazyar İsyanı: Taberistan bölgesinde Mazyar adında bir Mecusi, 839 yılında isyan etti. Halife Mu’tasım, Horasan Valisi Abdullah bin Tahir’i isyanı bastırmakla görevlendirildi. Türk komutanlardan Afşin, Vali Abdullah’ın başarısız olmasını istiyordu. Çünkü Afşin, Horasan valiliğine talipti. Mazyar’a bir mektup yazarak gizlice destek verdi. Ancak isyan bastırıldı. Mazyar idam edildi. Afşin ise ihanetle suçlanarak hapse atıldı ve orada öldü.

Zındıklar Hareketi: Müslüman göründükleri hâlde eski dinleri Zerdüştlük’e veya Maniheistlik’e bağlı olan kişilere zındık, bunlardan oluşan topluluklara da Zenadıka denmiştir. Hz. Ömer Dönemi’nde İran ele geçirildikten sonra çok sayıda İranlı, İslam dinine girmeye başladı. Ancak bunların bir bölümü görünürde Müslüman olmuştu. Zındık denilen bu kimseler, Emeviler Dönemi’nin sonlarında, özellikle de Abbasilerin ilk dönemlerinde asıl inançlarını yaymak için birtakım çabalar içine girdiler.

Arapçaya tercüme ettikleri eserlerle gerekse uygun buldukları ortamlarda şiir ve edebiyatı kullanmak suretiyle fikirlerini yaymaya çalıştılar.
Abbasi yöneticileri, zındıklara karşı başlangıçtan itibaren sert önlemler aldılar. Özellikle Halife elMehdi (775-785) ile yerine geçen oğlu elHadi (785-786) dönemlerinde söz konusu kişi ve gruplara karşı etkin bir mücadele yürütüldü.

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 12.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 12.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 12. Sınıf İslam Tarihi Dersi

İmam Hatip 5. Sınıf Temel Dini Bilgiler Eğitim Seti 6 DVD
Yorumlar