Tefsirde Yeni Yaklaşımlar
5. Sınıf Kuran

Tefsirde Yeni Yaklaşımlar

8. Tefsirde Yeni Yaklaşımlar

Sosyal ve siyasi nedenlerle son iki yüz yılda ortaya çıkan yeni sorunlar, gelişen yeni anlayışlar ve bilimdeki ilerlemeler Müslümanlar arasında yeni tefsir anlayışlarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Böylece yeni yaklaşımlarla yazılan tefsirlerin bir kısmı bilimdeki yeni gelişmelerin verilerinden faydalanmış, bir kısmı sosyal sorunların çarelerini araştırmış, bir kısmı da pratik nedenlerle tarihi birikimi yeniden değerlendirmek istemiştir.

İlmî Tefsir: İlmi tefsir Kur'an'ı İlmî veriler ışığında tefsir etmeye çalışan bir disiplindir. Gazzâlî, “Cevâhirü’l-Kur’an” adlı eserinde, Fahreddin er-Râzî de “Mefâtihu’l-Gayb” adlı tefsirinde kendi çağlarındaki ilimlerden hareketle İlmî tefsir diyebileceğimiz bazı yorumlara yer verilmiştir. Fakat Kur’an ayetlerinin bilimsel buluşları içerdiğini savunan İlmî tefsir, son iki yüz yılda gelişmiştir.

İlmî tefsir anlayışına göre Kur’an’da bütün bilimler yer alır. Buna göre, 19. yüzyıldan itibaren batıda gelişen bilimler ile Kur’an arasında bir çatışma yoktur. Üstelik Kur’an bazı bilimlere ve bilimsel buluşlara kaynaklık etmiştir. İlmî tefsir alanındaki ilk eserlerden biri el-İskenderanî (öl. 1888)’nin “Keşfu’l-Esrâri’n-Nurâniyye” adlı eseri, diğeri de Gazi Ahmet Muhtar Paşa (öl. 1918)’nın “Serâiru’lKur’an” adlı eseridir. İlmî tefsirin en meşhur temsilcisi ise Tantavî el-Cevherî (öl. 1940)’dir.

el-Cevherî önceki müfessirlerin çoğunlukla ahkâm ayetleri üzerine yorum yaptıklarını, Kur’an’da ahkâm ayetlerinden daha çok bulunan kevnî ayetleri ihmal ettiklerini belirtir. Bundan dolayı onun yazdığı “el-Cevâhir fi Tefsiri’l-Kur’an” adlı eser tefsir çalışmasından çok, bilimler ansiklopedisi gibidir. Eserde astronomi, tıp, kimya, biyoloji, fizik gibi bilim dallarına ait bilimsel makalelere, resim, grafik ve istatistiklere ve birçok bilimsel verilere yer verilmiştir.

İlmî tefsir anlayışı, vahyin anlaşılması ve yorumlanmasında varsayımları zamanla değişen bilimi esas aldığı için ve Kur’an’da geçen kelimelere yeni anlamlar yüklediği için eleştirilmiştir. İlmî tefsir anlayışını bu şekilde eleştirenlerin başında gelen Emin el-Hûlî, bu yönteme karşılık Kur’an’ın anlaşılmasında edebî tefsir denilen yeni bir yöntem önermiştir.
Edebî tefsir: İlmî tefsir yöntemi eleştirilerinden hareket eden Emin el-Hûlî (öl. 1966), edebî tefsir yöntemini geliştirmiştir. Buna göre edebî tefsir, Kur’an’da geçen kelime ve terkiplerin onun ilk muhataplarının anladıkları gibi anlaşılmasını esas alır.

Edebî tefsir metodunu geliştiren Emin el-Hûlî, bir tefsir yazmamıştır. Ancak onun eşi Aişe Abdurrahman’ın “et-Tefsîru’l-Beyânî li’l-Kur’ani’l-Kerim” adlı tefsiri bu yönteme uygun olarak yazılmıştır.

Sosyolojik Konulu Tefsir: Bu tefsir türü Kur'an ayetlerini sosyoloji ilminin esaslarını ele alarak anlamaya çalışır. Sosyolojik konulu tefsirin doğuşunda son yüzyıllarda Müslüman toplumlann değişen dünya şartlarına ayak uyduramamalarının nedenlerini arama çabası etkili olmuştur. Bu çerçevede Muhammed Abduh (öl. 1905), Reşid Rıza (öl. 1935) ve Mustafa el-Merağî (öl. 1952) Müslümanların bidat ve hurafelerden kaçınması ve Kur’an’m insanları doğru yola ulaştıran hidayet kitabı olması düşüncesinin öne çıkarılması gerektiğini belirtmişlerdir. Sosyolojik konulu tefsirin en meşhur örneği, yazımına Muhammed Abduh’un başladığı, Reşid Rıza’nın tamamladığı “Tefsirü’l-Menâr”dır.

NOT EDELİM
Muhammed Abduh, eski tefsirlere neden başvurmak istemediğini şöyle açıklar:
“Allah, bize kıyamet gününde insanların sözlerinden ve anlayışlarından sormayacaktır. Bizi doğru yola iletmek ve bize hidayet etmek için indirdiği kitabından ve peygamberinin sünnetinden soracaktır..(Tefsirü’l-Menâr, C 1, s. 26)

Sosyolojik konulu tefsir çalışmaları, geçmişteki bazı tefsirleri uydurma haberler ve israiliyyatı içerdikleri için eleştirmektedir. Bu anlayışa göre, eski tefsirlerin birçoğu, Kur’an’ın insanı hidayete ve rahmete sevk eden yönü yerine nahiv, belagat ve diğer ilimleri içeren kuru tefsirlerdir. Sosyolojik ko-nulu tefsir çalışmalarının amacı ise insanı inanç ve amele sevk etmektir. Bunun için Muhammed Abduh ve Reşid Rıza, “Tefsirü’l-Menâr”da Müslümanlardan geçmiş dönemi taklit etmekten vazgeçmelerini, tembellik ve donukluktan kurtularak akıllarım kullanmalarım istemektedirler.

Sosyolojik konulu tefsir, geçmiş dönemlerde yapılan tefsirlere müracaat etmemesi ve tefsirde aklın hürriyetini esas alması nedeniyle eleştirilmiştir. Bu tefsir anlayışına yöneltilen bir başka eleştiri de Kur’an’daki bazı ayetlerin modem düşünceye uygun olarak yorumlanması çabalarıdır.

Son yüzyıllarda beliren sorunlara çözüm bulmak iddiasıyla pekçok görüş ortaya atılmıştır. Müslümanlar arasında da İslam'ın bu tür sosyal problemlere cevabının ne olabileceği araştırılmıştır. Bu tarz yaklaşımlar zamanla Kur’an’ın tefsirinde de ifadesini bulmuştur. Bu tür tefsirler arasında Seyyid Kutub (öl. 1966)’un “Fizilâli’l-Kur’an” ve Mevdûdî (öl. 1979)’nin “Tefhîmü’l-Kur’an” adlı eserleri sayılabilir. Bu eserler, insanlığın problemlerinin en iyi şekilde İslam'ın ilk dönemlerinde çözümlendiğini belirterek bugünün problemlerinin çözümlerinin de Peygamberimizin çağının esas alınmasıyla bulunabileceğim ve tarihsel mirasın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederler.

Tarihsel Tefsir: Kur’an’ın belli bir tarihte belli bir kültür alanına indirildiğinden hareketle Kur’an’daki bazı hükümlerin tarihsel olduklarım ifade eden Kur’an’ı tefsir biçimidir. Bu anlayışa göre Kur’an, kendilerine özgü bir algılama, örf, âdet, kültür ve medeniyet biçimleri olan ve belli bir coğrafyada yaşayan muhataplara, onların dilini kullanarak belli bir tarihte hitap etmiştir. Dolayısıyla Kur’an, yerel bir kültürün izlerini taşımaktadır. Bu nedenle, modem dünyada yaşayan Müslümanlar, Kur’an hükümlerini, kendi tarihselliklerinden hareketle modem hayatm zorunlulukları karşısında yeniden ele almalıdırlar.

Tarihsel yaklaşım, özellikle belli bir kültürün izlerini taşıyan sosyal kurumlara ilişkin emir, yasak ve cezalan tarihsel olarak görmekte; Kur’an’ın inanç, ibadet ve ahlakla ilgili naslannı ise evrensel olarak kabul etmektedir. Örneğin; bu anlayışa göre; çok eşlilik, kadının şahitliği, miras ve ribayla ilgili hükümler tarihsel olarak kabul edilirken inanç, ibadet ve ahlakla ilgili prensipler evrenseldir.

Tarihsel okuma biçimini öneren Fazlur Rahman (öl. 1988), Kur’an’m tefsirinde yeni bir yöntem geliştirmiştir. Buna göre bugünün okuyucusu ilk aşamada Kur’an’m indirildiği ortamı inceleyerek o günün toplumunun problemlerini çözen hükümlerin dayandığı genel ilkeleri tespit etmek zorundadır, ikinci aşamada ise o tarihsel ortamdan bugüne gelerek tespit ettiği genel ilkelerden bugünün sorunlanna uygun özel hükümler çıkarmak zorundadır. Böylece bugünün Müslümanlan geçmişin dünyasındaki sorunların çözümlerini değil, kendi dünyalanndaki sorunlara ürettikleri çözümleri esas alarak yaşayacaklardır.
Tarihsel tefsir biçimi, Fazlur Rahman dışında Roger Garaudy (Racır Garudi), Muhammed Arkoun ve Haşan Hanefi gibi çeşitli Müslüman entelektüeller tarafından da savunulmaktadır. Ancak Hristiyanlıktaki kutsal metinlerde uygulanan bu tarihsel okuma biçiminin Kur’an’a uygulanması eleştirilmiştir.

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 11.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 11.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 11. Sınıf Tefsir Dersi

İmam Hatip 6. Sınıf Arapça Eğitim Seti 6 DVD
Yorumlar