Tasdik ve İnkâr
İmam Hatip 5. Sınıf Hz. Muhammed'in Hayatı Eğitim Seti 6 DVD

Tasdik ve İnkâr

2. Tasdik ve İnkâr

İman, akıl sahibi bir kişinin hür iradesiyle ve kalben tasdikiyle gerçekleşir. Eş’arî ve Maturîdî kelamcılara göre iman için kalp ile tasdik yeterlidir. İnanan kişi/mümin, neye inandığını kesin olarak bilir ve inandığı esasları özgür iradesiyle gönülden kabullenir. Allah bu durumu: “.İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir.” ayetleriyle beyan etmektedir. Mümine cennet ödülü, inkârcıya cehennem cezası verilmesinin dayanağı da bu samimi bağlılığın ve tasdikin bulunup bulunmamasıdır.

Bir kimse, kalbiyle tasdik etmeksizin yalnız diliyle inandığını söylemekle mümin olamaz: “Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin.”8 Buna karşılık kişi gönülden inandığı hâlde, dilsizlik veya tehdit sebebiyle inandığını söyleyememekle, hatta aksini söylemekle iman dairesinden çıkmaz. Nitekim Ammâr b. Yâsir (r.a.) müşriklerin baskılarına dayanamayarak kalbi imanla dolu iken diliyle inkâr etmiştir. Kur’an’da bu konuyla ilgili olarak “Kalbi imanla dolu olduğu hâlde zorlanan kimse hariç, inandıktan sonra Allah’ı inkâr eden ve böylece göğsünü küfre açanlara Allah’tan gazap iner ve onlar için büyük bir azap vardır.”9 buyrulmaktadır.

Hanefi fıkıhçılar imanın, ‘dil ile ikrar’ ve ‘kalp ile tasdik’ olmak üzere iki rüknü olduğunu söylemişlerdir. Onlara göre bu rükünlerden birinin eksik olmasıyla iman gerçekleşmez.
Mürcie ve Kerramiye mezhepleri, dil ile ikrarı iman için yeterli görmüşlerdir. Bu görüş doğru kabul edildiği takdirde münafıkların mümin sayılması gerekir ki bu Kur’an’a aykırıdır. Kalbin tasdiki imanın aslî unsuru olmakla birlikte bunun dille de söylenmesi, kişinin Müslüman kabul edilmesi için yeterlidir.

Cehmiye mezhebi ise imanı, ‘tasdik olmaksızın Allah ve Resulünün bildirdiklerini kalbin bilmesidir (marifet)’ şeklinde tanımlamıştır. Tasdik ve marifet, kalbî bir iş olmakla birlikte birbirinden farklıdır. Tasdik iradeli bir gayret sonucu kalpte oluşurken; marifet/bilgi, iradesiz ve gayretsiz kalpte belirivermekle oluşur. Maturidî kelamcılar, ‘marifet bilgisizliğin, iman ise küfrün zıddıdır. Dolayısıyla Cehmiye’nin tanımına göre her cahilin imansız, her bilginin de mümin olması gerektiğini söyleyerek bu tanımın tutarsızlığını ifade etmişlerdir.

Hariciler, Mutezile ve Zeydiye mezhepleri, selef alimleri ve hadisçiler ise imanı; kalbin tasdiki, dilin ikrarı ve dinin temel rükünlerini işlemekten ibaret görmüşlerdir.
İmanın gereklerini gönülden onaylamak, dinin emir ve yasaklarına severek riayet etmeyi sağlar. İmanın bu seviyesi mümini iç ve dış dünyasında huzurlu ve güvenli kılar ve ahirette de cennetle ödüllendirilmesini sağlar. “Allah da onlara hem dünya nimetini, hem de ahiretin güzel mükâfatını verdi. Allah, güzel davrananları sever.”

Dinin bütün gereklerine kalben inanmayan, fakat diliyle inandığını söyleyen kişiye münafık denir. Münafığın sözü özünü, özü sözünü yalanlar. Bu özellikleri: “...Allah, o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder...” ayetiyle açıklanmıştır. Münafıkların, niyetini gizleyen, gösteriş için namaz kılan ve fakire sahip çıkmayan kimseler oldukları ayetlerle haber verilmiştir: “Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar.”

“Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.” Dışarıdan mümin görünen münafıklar gerçekte kâfirlerdir ancak İslam toplumunu gizlice bozmaya çalıştıkları için aleni kâfirlerden daha tehlikelidirler. Münafıklar, diliyle ikrarları sebebiyle dünyada Müslüman muamelesi görürler. Lakin ahirette cehennemin en alt tabakasında cezalandırılacaklardır.
Dinî esasların bir veya birkaçını yahut da tamamını açıkça inkâr etmek, beğenmemek, önemsememek ve değersiz saymak ise küfürdür. Böyle söyleyen veya düşünen kimseye kâfir denir. Meselâ namazın farz, faizin haram oluşunu, meleklerin varlığını inkar etmek gibi. Sözlükte “örten” anlamına gelen kâfire bu isim, gerçek ve doğru inancı batıl ile örttüğü için verilmiştir. Kendisini yaratan ve sayısız nimetleriyle yaşatan Allah’ı ve onun dinini inkâr ederek ölen kimse, ebedî olarak cehennemde kalacaktır.

Müslüman bilinen birinin hangi hâllerde imandan çıkmış sayılacağı kelamın bir diğer konusudur. Tekfir, Kur’an ve sünnete göre inkâr özelliği taşıyan inanç, söz veya davranışından dolayı sahibini kâfir saymaktır. Tekfiri ilk defa Hariciler, hakem olayını kabul etmesi sebebiyle Hz. Ali ve onu destekleyenler için kullanmışlardır. Mutezile “büyük günah işleyen” mümin için nisbî tekfirde bulunmuş, Şiiler ise “imameti” kabul etmeyenleri kâfir saymıştır. Ehli sünnet âlimleri bu konuda hüsnü zannı esas almışlar, şüpheye dayanarak ehli kıblenin tekfir edilemeyeceğini belirtmişlerdir. Tekfir ancak, küfür olan bir inancı gönülden benimsediği iyi tespit edilmiş veya söz ve davranışının İslâm içinde kalmasına müsait hiçbir tevile ihtimal kalmayan kişi için yapılabilir.

Müslüman muamelesi görmeyi engellemek gibi ağır sonuçlar doğuran tekfiri, yersiz yapan kimsenin kendisi kafir olur. Bu yüzden siyasi ve ameli konular inanç sorunu yapılmak suretiyle tekfire gidilmemeli ve tevhidin birleştiriciliği zedelenmemelidir. Bir Müslümanın kendi irade ve ifadesiyle dinden çıkmasına irtidad, bu kişiye de mürted denir.
Yüce Allah’ın zat, sıfat, fiil ve isimlerinde, eşi, dengi ve ortağı bulunduğuna inanmak ise şirktir. Allah’ın varlığına inanan, fakat ona eşdeğer saydığı güç ve varlıkları da ilâh edinen kişiye müşrik denir. Şirkin birçok çeşidi vardır, hatta riyakârlık yapmak bile gizli şirktir. Nitekim Allah, dini yalanlayan kimselerin özellikleri arasında gösteriş için namaz kılmayı da saymaktadır.

Ayrıca farkında olmaksızın “kötü duygularını kendisine tanrı edinen kimse...” de şirkin bir çeşidi içerisindedir. Allah’a şirk koşmak günahların en büyüğüdür: “Allah, kendine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başka günahları dilediği kimse için “Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar. Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.” (Bakara suresi, 6, 7. ayetler)

“Yine bunun gibi, Allah’a ortak koşanların çoğuna, koştukları ortaklar, çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi.” (En’âm suresi, 137. ayet); “Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir oldu. Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.”(Maide suresi, 72. ayet); “Ne Kitab ehlinden inkâr edenler ve ne de Allah’a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler.” (Bakara suresi, 105. ayet)

“İnsanlardan, inanmadıkları hâlde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır.”; “Bunlar Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.” (Bakara suresi, 8, 9. ayetler)
Mümin, kafir, müşrik ve münafıkların temel özelliklerinden bazılarını yukarıdaki ayetlerden hareketle tespit ediniz.

bağışlar. Kim Allah’a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır.” Kur’an’a göre, göklerde ve yerde hâkimiyetin tek sahibi ve yaratıcısı Allah’tır. Her şeyde onun hükmü geçerlidir. Bütün bu vasıflarında hiçbir varlık ona asla ortak olamaz.

Şirk ile küfür birbirine yakın iki kavramdır. Aralarındaki fark, küfrün daha genel, şirkin ise daha özel olmasıdır. Bu anlamda her müşrik kâfirdir, fakat her kâfir müşrik değildir. Çünkü şirk sadece Allah’ın, zât, isim ve sıfatlarına da ortak koşma sonucu meydana gelir. Küfür ise küfür olduğu bilinen birtakım inançların kabulü ile gerçekleşir. Meselâ Mecûsîlik’te olduğu gibi iki tanrının varlığını kabul etmek şirk olduğu gibi aynı zamanda küfürdür. Hâlbuki ahiret gününe inanmamak küfürdür, ama şirk değildir. Beyyine suresinin 1. ve 6. ayetlerinde müşriklerle ehli kitap, kâfirlerin iki züm resi sayılmıştır.

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 11.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 11.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 11. Sınıf Kelam Dersi

İmam Hatip 5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitim Seti 4 DVD
Yorumlar