Tasavvufi Bir Yorum Olarak Alevilik-Bektaşilik
İmam Hatip 5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitim Seti 4 DVD

Tasavvufi Bir Yorum Olarak Alevilik-Bektaşilik

4. Tasavvufi Bir Yorum Olarak Alevilik-Bektaşilik


İslam’ın itikadî ve fıkhî yorumları olduğu gibi tasavvufî yorumları da vardır. Tasavvufî yorumlar, İslam’ın ahlak esasları üzerinde yoğunlaşarak insanın manevi açıdan arınmasını amaçlar. Tasavvufî yorumlar, İslam dininin farklı kültür ve medeniyetlere mensup insanlara ulaşmasında büyük bir rol oynamıştır. İslamiyetin Horasan, Hindistan, Türkistan, İran, Anadolu, Balkanlar ve Kuzey Afrika’ya yayılmasında da tasavvufî düşüncenin önemli katkıları olmuştur.

İnsanların ve toplumların manevî açıdan eğitilmesine ve yücelmesine katkı sağlamış birçok tasavvufi yorum kültürümüzü ve dinî hayatımızı şekillendirmiştir. Hoca Ahmed Yesevî, Yunus Emre, Hacı Bektaş Velî, Mevlana, Ahi Evran ve Hacı Bayram Velî gibi şahsiyetler Anadolu’da sevgi, saygı ve hoşgörü kültürünün yaygınlaşmasını sağlamışlardır. Bu şahsiyetlerin temel görüşlerini esas alarak ortaya çıkan tasavvufi yorumların başında Yesevilik Kadirilik, Nakşilik, Kadirilik,Mevlevilik ve AlevilikBektaşilik gelmektedir.

4.1. Alevîlik ve Bektaşîlik Kavramları
Alevi kelimesi sözlükte “Ali’ye mensup, Ali taraftarı, Ali’yi seven, sayan ve ona bağlı olan Ali’ye ait ve Ali’nin soyundan gelen” gibi anlamlarda kullanılır. Bu anlamda Hz. Ali’yi seven, sayan ve ona taraftar olan kişiye de Alevi denir. Terim olarak Alevilik, Hz. Ali’yi en üstün sahabe olarak gören, onun Hz. Muhammed’den sonra halifeliğe Allah ve Hz. Peygamber tarafından tayin edildiğine inananlar için kullanılır. Bektaşîlik, Hacı Bektaş Veli’ye bağlı olan ve onun yolundan gidenlerin oluşturduğu yolun adıdır. Hacı Bektaş Veli, kendisinden sonra gelen birçok kimseye mürşitlik yapmış, Bektaşiliğin temellerini oluşturan birçok konuya ışık tutmuş bir şahsiyettir.

Hacı Bektaş Veli, Anadolu’da yaşayan toplulukları Bektaşîlik adı altında bir araya toplamış ve onlara önderlik yapmıştır. Kendisinden sonra gelen birçok AlevîBektaşî ozanına ve mürşidine ruh vermiştir. Alevilik adı, Anadolu’da yaşayan Bektaşi ve Kızılbaşlar için 19. Asrın ortalarından itibaren kullanılmıştır. Daha önce günümüzde Alevi olarak bilinen dinîtoplumsal yapıya farklı isimler verilmekteydi. Mesela Kızılbaş, Bektaşi, Babaî, Torlak, Işıklar, Abdallar ve Tahtacılar bu isimler arasında yer almaktaydı. Alevîliğin törenleri, cemleri, semahları, ağızdan ağza dolaşan deyiş, duvaz ve nefesleri hep onun tasavvufi düşüncesini dile getirmiştir. Bunun için de Alevîlik ve Bektaşilik iç içe geçmiş bir tasavvufi yorum olarak varlığını günümüze kadar devam ettirmiştir.

AlevîlikBektaşîlik düşüncesi diğer tasavvufi oluşumlar gibi İslam’ın ahlaki prensipleri üzerinde önemle durur ve bu prensiplerin insanlar arasında yaygınlaşmasını sağlar. AlevîlikBektaşilik yolunun sevgi ve dostluk yolu olduğunu gösteren temel ahlaki prensipler şu şekilde dile getirilir: “Yolumuz sevgi ve dostluk üzerine kurulmuştur. Dergâhımızda kışkırtıcı, bozguncu ve karıştırıcılara yer yoktur. Çekememezlik, kıskançlık, kendini beğenme, kin, inat, arkadan konuşma, dedikodu, başkasını suçlama, iftira, küfür, zulüm, yalan ve cinayet Tanrı’nın yasak ettiği işlerdir. Bir talip tüm bu kötülükleri benliğinden uzaklaştırıp yüreğinden silmelidir. Talip, gerekmezse söz söylemez. Eli ile koymadığını almaz.
Gözü ile görmediğine “gördüm”, kulağı ile duymadığına “duydum” demez.. ,”

ÖĞRENELİM
Günümüz Alevîlerinin Alevîlik Tanımı
“Alevîlik İslam’dır. HakMuhammedAli yolunun Kırklar Meclisinde olgunlaştığı ve On iki imamlarla devam eden, İmam Caferi Sadık’ın akıl ölçüsünü rehber olarak alan, Horasan erenlerinin himmetleriyle Anadolu’ya gelen, Hazreti Pir’le ve ulu ozanlarımızın nefesleriyle hayat bulan inancın adıdır.”

4.2. Tarihsel Gelişim
AlevîlikBektaşîlik düşüncesi, kültürümüzde önemli etkileri olan tasavvufi bir yorumdur. Bektaşilik düşüncesinin kurucusu Hacı Bektaş Velî’dir. Hacı Bektaşı Velî, Pîri Türkistan olarak anılan Hoca Ahmet Yesevî’nin Allah sevgisi ve güzel ahlakı esas alan öğretilerini Anadolu’da yaygınlaştırmıştır.

Bilindiği gibi Horasan ve diğer Türk bölgeleri Moğol istilasına uğrayınca Türkler Anadolu’yu yurt edinmişlerdir. Anadolu’ya göç eden Türklerin siyasi istikrara kavuşmasında, ekonomik olarak güçlenmesinde, birlikberaberlik içinde yaşamayı sağlayan manevi bağların gelişmesinde Hacı Bektaş Velî ve Mevlana gibi mutasavvıfların büyük katkıları olmuştur. Hacı Bektaş Velî, Ahmet Yesevi’nin manevi ocağında yetişmiş bir Horasan ereni olarak Anadolu’da ahlak, insan sevgisi ve bir arada yaşama kültürünü yaygınlaştırmıştır.

Hacı Bektaş Velî, kısa süre içerisinde Anadolu’dan Balkanlar’a uzanan tasavvufi bir yorumun ilk mimarı olmuştur. Bir mutasavvıf ve gönül eri olarak Anadolu halkının etkilendiği manevi önderler arasındaki yerini almıştır. “Horasan’dan gelen diğer erenlerle birlikte Hacı Bektaş Velî, hakikat çerağını Anadolu’da yakmış, etrafına topladığı insanlara tasavvufun inceliklerini anlatmıştır.”  Alevîlik Bektaşilik düşüncesi Geyikli Baba ve Abdal Musa gibi şahsiyetlerle Anadolu ve Balkanlar’da toplumsal hayatı etkilemiş tasavvufi bir akım olarak günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.

4.3. Hacı Bektaş Veli ve Dört Kapı Kırk Makam
AlevîlikBektaşilik düşüncesinin şekillenmesinde Hacı Bektaş Velî'nin Makâlât isimli eserinin önemli bir etkisi vardır. Hacı Bektaş Veli, bu eserinde İslam'ın itikat, ibadet ve ahlak konularındaki görüşlerini dile getirmiştir. Hacı Bektaş Velî, bu konularla ilgili görüşlerini “dört kapı kırk makam” prensibine göre açıklar. Ona göre bunlar birbirlerini tamamlayan şeylerdir. Bunlardan birinin eksikliği diğerini de eksik kılar. Kul, Allah'a kırk makamla ulaşır, dost olur. Bu kırk makamın onu şeriat içindedir, onu marifet içindedir, onu tarikat içindedir, onu da hakikat içindedir.”

Dört Kapı Kırk Makam şunlardan oluşmaktadır:
A. Şeriat Kapısı ve On Makamı: 1. İman getirmek: Allah’a ve buyruklarına, meleklere, Kur’an’a ve diğer kitaplarına, peygamberlerine, dostlarına ve ahiret gününe iman. 2. İlim öğrenmek. 3. Namaz (kılmak), oruç (tutmak), zekât (vermek), hacca (gitmek), cihat (etmek) ve cünüplükten temizlenmek (gusül). 4. Helal kazanmak ve faizi haram bilmek. 5. Nikâh kıymak. 6. Hayız ve loğusalıkta cinsî münasebeti haram bilmek. 7. Sünnet ve Cemaat Ehli’nden olmak. 8. Şefkâtli olmak. 9. Temiz yemek ve temiz giyinmek. 10. İyiliği emredip kötülüklerden sakındırmak

B. Tarikat Kapısı ve On Makamı: 1. Pirden el alıp tövbe etmek. 2. Mürit olmak. 3. Saç kesmek, giyim ve kuşamını döndürmek. 4. Nefis savaşında olgunlaşmak, pişmek. 5. Hizmet etmek. 6. Havf tutmak. 7. Ümit. 8. Hırka, zenbil, makas, seccade, tespih, iğne ve hidayet. 9. Cemaat, nasihat, kanaat ve muhabbet sahibi olmak. 10. Aşk, şevk, sefa ve fakirlik.

C. Marifet Kapısı ve On Makamı: 1. Edeb. 2. Korku. 3. Perhizkârlık. 4. Sabır ve kanaat. 5. Utanmak. 6. Cömertlik.7. İlim. 8. Miskinlik. 9. Marifet. 10. Kendini bilmek.

D. Hakikat Kapısı ve On Makamı: 1. Toprak olmak (mütevazı olmak).2. Yetmiş iki millete aynı gözle bakıp hiç kimseyi ayıplamamak. 3. Elinden gelen iyiliği hiç kimseye esirgememek. 4. Dünyada yaratılmış bütün varlıkların kendisinden emin olması. 5. Mülk sahibine yüzünü sürüp, yüzsuyunu bulmak (Yaratılış sebebi olan Muhammed nurunu bulmak). 6. Sohbette hakikat sırlarını söylemek. 7. Seyrüsülûk. 8. Sır saklamak. 9. Münâcaat. 10. Tanrı’ya vuslat kavuşma.

4.4. Alevîlik-Bektaşîlik Düşüncesinde Temel Unsurlar
AlevîlikBektaşîlik düşüncesinin temel unsurları, kendi klasik yazılı kaynaklarında açıkça dile getirilir. AlevîlikBektaşîlik isimli tasavvufi yorumun başlıca kaynakları Kur’an, Hz. Peygamberin sözleri, Velâyetnâmeler, Buyruklar, Menâkıbnâmeler, Erkannâmeler ve başta “yedi ulu ozan” olmak üzere AlevîBektaşî düşüncesine gönül vermiş olan ozanların şiir ve nefesleridir.
Allah, Peygamber ve Ehli Beyt sevgisi, Tevella, Teberra, On iki İmam, Musahiplik, Ayini Cem ile Üç Sünnet Yedi Farz gibi konular AlevilikBektaşilik düşüncesinin temel unsurlarını oluşturur.

4.4.1. Allah Sevgisi
Allah sevgisi, Alevîlik Bektaşîlik düşüncesinin temel yazılı kaynaklarında önemli bir yere sahiptir. Allah’ın varlığı ve birliği konusu tasavvufi anlayış çerçevesinde anlatılır. İnsanın Allah’ı sevmesi ve tanıması için öncelikle kendisini bilmesi gereklidir. Kendisini tanımayan Allah’ı da tanıyamaz. Buna göre kendisini tanıyan insan, Allah’ı kendi içinde hissedecek ve onun büyüklüğünü anlayacaktır. Tüm davranış ve düşüncelerinde daima Allah’ın huzurunda olduğunu unutmayacak ve bu bilinçle hareket ederek gerçek tevhidi gerçekleştirecektir.

AlevîBektaşî düşüncesinde yer alan hakikat makamı Allah sevgisine dayanır ve bunun için de tek amacın Allah sevgisi olması gerekir. “Çünkü gönüller birdir ve murat ettikleri Allah’tır. Bu makamda Allah’tan başkası yoktur, eğer varsa o zaman kişi hakikat makamında olmaz, ancak riya makamında olur. Veriyayla ibadet, şirkle taat olmaz. İbadetinin ona faydası olmaz ve ona hakikat ehli diyenler yalancıdır. Çünkü hakikat, Hak evidir, onda hak olur batıl olmaz.
Hem iman evidir, onda küfür olmaz. Ayrıca birlik makamıdır, hiç ikilik olmaz. Çünkü Hak birdir iki olmaz.” Böylece tevhid inancı ile Allah sevgisi birbiriyle sıkı sıkıya ilişkilendirilir.

4.4.2. Peygamber Sevgisi
AlevîBektaşî tasavvuf! anlayışta, “HakMuhammedAli” ifadesinde Hz. Peygamber’e ikinci sırada yer verilir. Hz. Muhammed peygamber olarak kabul edilir. Hz. Peygamber, saygı ve sevgi ifadeleriyle anılarak ona ve ehli beytine salât ve selam getirilir. Hz. Peygamberin cemali ve yüzünün güzelliği güle benzetilerek gülbanklarda “Resulullah’ın gül cemaline salâvat” getirilir. Bundan dolayı da güle “remzi Muhammedi” yani Hz. Muhammed’in sembolü adı verilir.
Birçok AlevîBektaşi önderi, Hz. Peygamberi konu alan naatlar, şiirler ve nefesler söylemişlerdir. Çünkü Hz. Peygamber Ehli Beyt’in reisidir ve Ehli Beyt sevgisinin kaynağıdır. “Mesela Kaygusuz Abdal hacca gittiğinde Hz. Peygamberin kabrini ziyaret etmiş ve “Gevhernâme” adıyla bilinen ve baştan sona buram buram Hz. Peygamber özlemi ve sevgisi kokan 70 beyitten oluşan bir şiir yazmıştır. AleviBektaşi şairlerinden Hatayi de şiirlerinde Hz. Peygambere olan derin sevgi, aşk ve saygısını ‘Canım Mustafa, Ya Muhammed Mustafa ve Âlemin Nuru Muhammed Mustafa’ gibi ifadelerle dile getirmiştir...”

Hz. Peygamberin konu edildiği naatlar, AlevîBektaşî edebiyatının önemli unsurları içerisinde yer alır. Hz. Peygambere olan sevgisini, “Cismimi kıldım feda aşk ile canan Ahmed’e / Yalnız cismim değil olsun feda can Ahmed’e” şeklinde dile getiren Hilmi Dedebaba bir naatında Hz. Peygamberi şöyle anlatır:
“Enveri arşı Güzinsin Ya Muhammed Mustafa Rahmeten lilâleminsin Ya Muhammed Mustafa Nûrı Kur’anı Mübînsin Ya Muhammed Mustafa Cümle âlem halkı muhtaçtır senin ihsanına!”

4.4.3. Ehli Beyt Sevgisi
Ehli Beyt kavramı, Hz. Peygamberin ailesi, ocağı ve evi anlamında kullanılır. Ehli Beyt sevgisi bütün tasavvufi yorumlarda olduğu gibi AleviBektaşi kültüründe de önemli bir yere sahiptir.
Ehli Beyt, Kur’anı Kerim’de üç ayette geçmiştir. “Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Ey Ehli Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” ayetindeki Ehli Beyt kavramıyla Hz. Peygamberin ailesi kastedilmiştir. Hz. Peygamber, eşi Ümmü Seleme’nin yanında olduğu bir esnada bu ayet nazil olmuştur. Bunun üzerine Hz. Peygamber yanında bulunan Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’i etrafına toplayarak “Allah’ım.
Bunlar benim ehli beytimdir. Onlardan kusurları gider ve onları tertemiz kıl.” diyerek dua etmiştir.

AleviBektaşi kültüründe Hz. Muhammed, Hz. Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin isimleri beş parmaktan el ile sembolleştirilmiş ve Ali Pençesi adıyla levhalaştırılmıştır. Bu levha, Hz. Peygamberin abasıyla üzerlerini örttüğü ve kendisi dahil olmak üzere abasının altındaki beş kişiyi sembolize etmektedir. Ayrıca bu beş isim için Ali Aba (abanın altındakiler) ve Hamsei Ali Aba (abanın altındaki beş kişi) adı da kullanılmıştır. Alevi Bektaşilere göre Ehli Beyt içinde Hz. Ali’nin ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bunun için AleviBektaşiliğe göre Hz. Peygamber, ümmetini Hz.Ali’ye emanet etmiş, kızı Fatıma’yı onunla evlendirmiş ve onu kendisine musahip ilan etmiştir.

AlevilikBektaşilik düşüncesinde, Ehli Beyt sevgisi dolayısıyla Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin soyundan gelenlere de sevgi beslenir. Muharrem ayında Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehit edilmesinin matemi için on iki gün oruç tutulur. Bu süre içerisinde normal hayatta yapılan bazı davranışlardan kaçınılır. Genellikle muharrem orucunun tamamlandığı on ikinci akşamı cem ayini yapılır.

EhliBeyt’e ve onu sevmeye Türk İslam edebiyatında da önemli bir yer verilir. Mesela Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig isimli eserinde yöneticilerin Ehli Beyt’e nasıl davranması gerektiği konusunda şöyle demektedir: “Devlet görevlileri ve beyin adamları ile halkın dışında ilişki kuracağın kimseler arasında Hz. Peygamberin nesli vardır. Bunlara hürmet edersen mutluluk bulursun.
Bunları canı gönülden sev. Onlara iyi bak, yardımcı ol. Bunlar Ehli Beyt’tir, sevgili peygamberin soyudur. Onun için onları peygamber hakkı için sev.”

4.4.4. Tevellâ, Teberrâ
Tevellâ, birisini dost edinmek ve sevmek anlamına gelen Arapça bir kelimedir. AleviBektaşi kültüründe ise tevellâ, âli abanın velayetini tanımak, onları sevmek, onlardan medet ve şefaat beklemek ve onları dost bilmek demektir. Teberra, beri olmak, sevmeyip yüz çevirmek ve uzaklaşmak anlamında kullanılan Arapça bir kelimedir. AleviBektaşi kültüründe Emevilerin ikinci hükümdarı olan Yezid ile onun soyundan gelenleri ve taraftarlarını sevmemek anlamında kullanılan bir kavramdır.
Genel olarak tevella Ehli Beyti candan sevmek, teberra ise Ehli Beyt’e düşman olanları sevmemek ve onlardan uzak durmaktır. Ehli Beyt’i sevmek, onlara tabi olmak, Müslümanlar için son derece önemlidir.

BİLİYOR MUYDUNUZ?
Hz. Peygamberin Hz. Fatıma dışındaki tüm çocukları kendisinden önce vefat etmişlerdir. Onun pâk nesli kızı Hz. Fatıma validemiz yoluyla devam etmiştir. Hz. Hasan’ın soyundan gelenlere “şerif”, Hz. Hüseyin’in soyundan gelenlere ise “seyyid” denir.
 
4.4.5. On iki Imam
AlevîBektaşî kültüründe on iki imam, Hz. Ali ile başlayan ve İmam Mehdi ile son bulan toplam on iki kişiden oluşur. On iki imamın isimleri, AleviBektaşi şiir ve nefeslerinde düvaz, düvazimam ve düvazdeh gibi başlıklar altında yer almıştır. Bu şiirler cem törenlerinde söylenir ve huşu içerisinde dinlenir.

On iki imamın ilki Hz. Ali olup diğer imamların tamamı onun soyundan gelmiştir. AleviBektaşiler Hz. Muhammed’in getirmiş olduğu mesajın bu imamlar aracılığıyla devam ettiğine inanırlar. Bu imamların tamamı masum olarak kabul edildikleri için dinî, ahlakî konularda insanlara rehberlik yapan kimseler olarak görülürler.

4.4.6. Musahiplik
Sohbet ve arkadaşlık yapmak, kardeş edinmek anlamlarına gelen musahiplik, AlevilikBektaşilikte iki insanın birbiriyle yol kardeşliği kurmasıdır. Hz. Peygamber, Mekke’den Medine’ye hicret ettikten sonra göç eden her Mekke’li bir Müslümanı Medine’de yaşayan bir Müslümanla kardeş ilan etmiştir. Bu uygulama kapsamında Hz. Peygamber kendisinin de Hz. Ali’yle kardeş olduğunu ilan etmiştir.

Musahiplik geleneği başta Buyruklar olmak üzere birçok AleviBektaşi kaynaklarında yer alır. Bu geleneğin Hz. Muhammed ile Hz. Ali’den itibaren uygulandığı belirtilir. Buna göre Hz. Muhammed miraçtan döndükten sonra ashabıyla görüşerek onlara her iki kişinin birbiriyle musahip olmasını istemiş ve kendisinin de Hz. Ali’yle musahip olduğunu ilan etmiştir. Birbirleriyle musahip olmak isteyen kimselerin yaş, ekonomik durum ve yaşadıkları yer gibi bazı hususlarda her ikisinin eşit olması gerekir. Birbirleriyle musahip olan kişiler, artık kardeş olmuşlardır ve birbirlerinden sorumludurlar. Musahiplerden biri bir hata işlediğinde diğeri onu uyarır. Birbirlerinin sıkıntılarını paylaşarak dayanışma içine girerler.

Birbiriyle musahip olmak isteyenler anne ve babalarının da rızasını aldıktan sonra dedeye haber veririler. Musahiplik için bir tören düzenlenir. Dede, bu törende musahiplerin sorumluluklarını açıklar ve kabul edip etmediklerini sorar. Onlar da kabul ettiklerini açıkça beyan ettiklerinde kendilerine ‘eline diline beline’ sahip olmaları telkin edilir. Musahiplik töreninde 12 hizmet yerini alır, saz, semah ve irşad eşliğinde lokmalar dağıtılır.

4.4.7. Ayini Cem
Cem, toplanmak, bir araya gelmek, ayin kanun, töre ve adet ve dinî tören anlamlarına gelir. Bu anlamlara göre Ayini cem, “cem töresi, toplantı töresi, bir araya gelme yolu, âdeti” anlamında kullanılmaktadır.

AlevilikBektaşilik düşüncesine göre cemaatle yapılan törenlere cem denir. Cem törenine dedeler ve babalar önderlik yapar. Ozanlar tarafından bağlama eşliğinde, Hz. Muhammed, Hz. Ali, Ehli Beyt, On iki İmam ve Kerbelâ üzerine deyişler, mersiyeler, düvaz imam ve tevhid nefesleri, miraclama ve dualar okunur. Bu cemlerde küskünler barıştırılır, sevgi ve kardeşlik mesajları verilir, semah dönülür, kurbanlar kesilir ve lokmalar dağıtılır.

Cem törenlerinde “Biismi Şah, Allah Allah” diye başlayan değişik gülbanklar okunur. Cem törenlerinde; dede, rehber, gözcü, çerağcı, zakir, ferraş, saka ibriktar, sofracıkurbancı, semahcı, peyik, iznikçi ve bekçi olmak üzere toplam on iki hizmet sahibi tarafından gerçekleştirilen on iki hizmet vardır. Cemler eskiden dergâhlarda, meydan evi denilen mekanlarda gerçekleştirilirdi. Kentleşmeyle birlikte cemevi adı verilen mekânlarda gerçekleştirilmeye başlanmıştır.

İkrar cemi, Musahiplik erkanı, Görgü erkanı, Abdal Musa Kurbanı, Dardan indirme erkanı, Düşkünlük erkanı ve KerbelaMuharrem erkanı gibi bazı merasimler AlevilikBektaşilik düşüncesinin önemli gelenekleri arasında yer alır. Örneğin söz vermek ve karar kılıp kabul etmek anlamına gelen ikrar verme ceminde, Kur’an’da geçen “Ben sizin Rabb’iniz değil miyim?”23 sorusuna “Tabii ki, sen bizim Rabb’imizsin.” şeklinde cevap verilir. Cemde dile getirilen ikrar sözü şöyledir: “Allahu azîmuşşanın kuluyum, Âdem safiyyullahın neslindenim. İbrahim halilullahın milletindenim. Dinimiz, dini İslam; kitabımız, Kur’an; kıblemiz Kâbe, Muhammed aleyhisselâmın ümmetindenim. Şahı Merdanı Mürteza Ali’nin bendesiyim. Gürühu nacidenim. İmamı Cafer Sadık mezhebindenim. Allahu Ekber, Allâhu Ekber, Lâilâhe illellâhu vallâhu ekber, Allâhu Ekber ve lillâhi’lhamd.” Ayrıca cem törenlerinde değişik gülbanklar eşliğinde salavatlar okunur.

Bunlardan biri şu şekildedir: “Dede, Tevbe suresinin 119. ayeti olan ‘Ey iman edenlr!
Allah’ı sevip sayın ve doğrularla beraber olun.’ ibaresini okur ve: ‘Tövbe günahlarımıza estağfirullah. Elimizle, dilimizle, belimizle işlediğimiz günahlarımıza tövbe estağfirullah, isyanlarımıza tövbe estağfirullah’ der. Sonra ‘ber cemâli Muhammed, kemâli Hasan, Hüseyin, Ali râ bülendi salavât’ der ve bütün cem erenlerini salavata davet eder. Onlar da topluca ‘Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed ve alâ âli Muhammed’ diye salavat verirler.”
 
NOT EDELİM
Dede yönetiminde yapılan cemlerde on iki hizmet yerine getirilir. Bu on iki hizmet on iki kişi tarafından belirli bir düzen ve kurallar içinde yürütülür. On iki hizmet Hz. Ali başta olmak üzere onun soyundan gelen toplam on iki imamı temsil etmektedir. On iki kişi ve on iki hizmet şöyledir:
1. Dede: Cemi yönetir.
2. Rehber: Görgüsü yapılanlara ve ceme katılanlara yardımcı olur. Dedenin bulunmadığı zamanlarda onun yerine cemleri idare eder.
3. Gözcü: Cemdeki düzen ve sükûneti sağlar.
4. Çerağcı: Çerağı yakmakla (cemin yapılacağı meydanı aydınlatmak) görevlidir.
5. Zâkir: Cem esnasında deyiş, düvaz ve miraclama söylerek semahı idare eder.
6. Ferraş: Süpürgeci, gerekli durumlarda rehbere yardım eder.
7. Sakka: İbrikdâr da denir. Suyu dağıtır.
8. Sofracı: Kurbancı da denir. Kurban ve yemek işlerine bakar.
9. Pervâne: Semahcı da denir. Semaha öncülük eder.
10. Peyik: Cemin yapılacağını haber vermek ve duyurmak görevine bakar.
11. İznikçi: Cemin yapılacağı mekânın düzenini sağlar.
12. Bekçi: Cemin yapıldığı mekânın kapısında durarak gelen gideni kontrol eder.

4.4.8. Üç Sünnet Yedi Farz
AlevilikBektaşilik düşüncesinin temel kaynaklarından biri olan Buyruklarda yer alan en önemli hususlardan biri “üç sünnet, yedi farz” kavramıdır. Sünnet ve farz kavramları ilke, kural, prensip ve kesin hüküm anlamında kullanılmıştır. Üç sünnet yedi farz kavramının sıralanışı farklı verilmekle beraber Buyruk isimli kitabın Hacı Bektaş nüshasında şu şekilde yer almaktadır:

A. Üç Sünnet
1. Hakkı zikretmek
2. Kalpte düşmanlığa yer vermemek
3. Yola teslim olmak
B. Yedi Farz
1. Sırrını izhar etmemek
2. Gördüğünü örtmek
3. Özür ile niyaz eylemek
4. Mürebbi hakkını gözetmek
5. Musahip hakkını gözetmek
6. Tövbe almak
7. Taç giyip özünü üstada teslim etmek

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 11.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 11.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 11. Sınıf Kelam Dersi

İmam Hatip 5. Sınıf Temel Dini Bilgiler Eğitim Seti 6 DVD
Yorumlar