Tarihten Dini Hitabet Türlerine Örnekler
5. Sınıf Kuran

Tarihten Dini Hitabet Türlerine Örnekler

Tarihten Dinî Hitabet Türlerine Örnekler
Din hizmetlerinin yürütülmesinde dinî hitabet çok önemli yer tutmaktadır. Bundan dolayı tarihte Peygamberimizin konuşmaları başta olmak üzere pek çok dinî hitabet örneğine rastlanmaktadır.    

Peygamberimizin bir hutbesi:
“Ey insanlar, uymanız gereken birtakım ilkeler vardır, onlara uyunuz. Kaçınmanız gereken birtakım yasaklar vardır, onlardan kaçınınız.
Mümin, iki korku arasındandır: Birincisi, geçmiş olan ömürdür. Çünkü insan, Allah’ın o ömür hakkında kendisine ne yapacağını bilmez. İkincisi ise kalan ömrüdür. Çünkü insan, Allah’ın bu süreçte kendisine ne hükmedeceğini bilmez.
O hâlde mümin, ömrünü iyilik yaparak geçirsin. İhtiyarlamadan önce gençliğinin, ölmeden önce de hayatının kıymetini bilsin.
Muhammed’in nefsini elinde tutan Allah’a yemin olsun ki ölümden sonra artık yorulacak bir yer yoktur. Dünyadan sonra da cennet veya cehennemden başka bir ev yoktur.”

NOT EDELİM
Halife Hz. Ebu Bekir’in ilk hutbesi:
Hz. Muhammed’in ölümünün ardından halife seçilen Hz. Ebu Bekir, minbere çıkarak aşağıdaki hutbeyi okumuştur:
“Ey insanlar! Size halife oldum. Ancak bu sizden daha hayırlı olduğumu göstermez. Doğruluktan ayrılırsam beni uyarın. Doğruluk emanet, yalancılık hıyanettir. İçinizde zayıf olan, hakkını alıncaya kadar benim yanımda kuvvetlidir. İçinizde kuvvetli olan ise başkası, ondan hakkını alıncaya kadar benim yanımda zayıftır. Bir millet, Allah yolunda cihattan vazgeçerse Allah’ın gazabına uğrar, perişan olur. Bir millette kötülük yaygın ve revaçta olursa Allah o milleti belaya düşürür. Allah ve Resulüne itaat ettiğim sürece bana itaat edin. İtaatten ayrılırsam artık sizin üzerinizde itaat görevi kalmaz. Buyurun, namaza kalkalım. Allah’ın rahmeti üzerinize olsun.”
Hz. Ali’nin oğluna nasihati;
Hz. Ali’nin oğluna verdiği nasihati bütün müminlere verdiği bir vaaz olarak kabul edebiliriz:
“Oğlum! İnsanlarla ilişkilerinde elindeki ölçü şu olsun: Kendine yapılmasını istemediğin muameleyi başkalarına yapma; sana zulüm edilmesini istemediğin gibi sen de kimseye zulmetme. Kendine iyilik edilmesini istediğin gibi başkalarına iyilik et. Her şeyi daima kendine kıyas et. Kendin hakkında söylenmesini istemediğin sözleri başkaları hakkında söyleme. Sen, başkalarına nasıl davranırsan başkaları da sana öyle davrandıkları vakit, ona razı ol. Ondan fazlasını ve ondan başkasını isteme.

Bildiğin az da olsa bilmediğini söyleyerek sözünü uzatma. Bil ki önünde uzun bir yol vardır. Yol azığı gerek ise sırtına gereğinden fazlasını yükleme. Bu yolda yük hafif gerek. Senin sıkıntı vaktinde sana ödenmek için zengin bulunduğun zaman senden borç istenilmesini ganimet say.

Bil ki göklerin ve yerin hazineleri elinde bulunan Allah, kendisine dua etmek için sana izin vermiştir. Duayı kabul buyuracağını vadetmiş ve seninle kendi arasına aracı koymamıştır. Allah, günah işlediğin vakit tövbe kapılarını açmış ve sana merhamet yağmurlarını saçmıştır.

Bütün işlerinde Allah’tan yardım iste. Ondan başka yardımcı yoktur. Senin din ve dünyanı Allah’a ısmarladım.”

BİLGİ KUTUSU
KUSS BİN SAİDE’NİN HİTABESİ
“Ey İnsanlar! Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz, ibret alınız. Yaşayanlar ölür, ölenler fena bulur. Olacak olur. Yağmur yağar, otlar biter. Çocuklar doğar, analarının, babalarının yerini alır. Sonra hepsi ölüp gider. Olayların ardı arkası kesilmez, hepsi birbirini kovalar.
Kulak veriniz, dikkat ediniz. Gökte haber, yerde ibret alacak şeyler var. Yeryüzü bir büyük divan. Gökyüzü yüksek bir tavan. Yıldızlar yürür, denizler durur. Gelen kalmaz, giden gelmez. Acaba vardıkları yerden hoşnut olup da mı kalıyorlar? Yoksa orada kalıp da uykuya mı dalıyorlar?

Yemin ederim, Allah indinde bir din vardır ki şimdi içinde bulunduğunuz dinden daha sevgilidir. Ve Allah’ın gelecek bir peygamberi vardır ki gelmesi pek yakındır. Gölgesi başımızın üstüne geldi. Ne mutlu o kimseye ki ona inanır, o da ona doğru yolu gösterir. Vay o talihsize ki ona isyan eder, karşı çıkar. Yazıklar olsun ömürleri gaflet ile geçen ümmetlere. Ey insanlar! Hani, babalarınız, dedeleriniz, hani süslü köşkler, taştan evler yapan Âd ve Semut kavmi, hani dünya varlığına gururlanıp da kavmine, “Ben, sizin en büyük Rabb’inizim.” diyen firavun ile nemrut? Onlar size göre daha zengin, kuvvet ve kudretçe sizden daha üstün değil miydirler? Bu yer, onları değirmeninde öğüttü, toz etti, dağıttı. Kemikleri bile çürüyüp dağıldı. Evleri yıkılıp ıssız kaldı. Yerlerini, yurtlarını şimdi köpekler şenlendiriyor.

Sakın onlar gibi gaflet etmeyin. Onların yoluna gitmeyin. Her şey fanidir. Baki olan ancak Allah’tır ki birdir, ortağı ve benzeri yoktur. Tapılacak ancak odur. Doğmamış doğurmamıştır. Bizden önce gelip geçenlerde bize ibret olacak şey çoktur. Ölüm ırmağının girecek yerleri var; ama çıkacak yeri yoktur. Büyük küçük hep göçüp gidiyor. Giden geri gelmiyor. Kesin olarak biliyorum ki herkese olan bana da olacaktır.”

Alparslan’ın Malazgirt Savaşı’ndan önceki hitabesi:
Bizans ile Selçuklu ordusu, 26 Ağustos 1071 Cuma günü karşı karşıya geldi. Selçuklu sultanı, cuma namazı vaktini bekleyerek taarruzu biraz geciktirdi. Topluca kılınan cuma namazından sonra, beyaz bir elbise giyinmiş olan sultan, atının kuyruğunu bağladı. Ön saflarda ordusunun bir askeri gibi savaşacağını belirtmek maksadı ile ok ve yayını bırakıp kılıç ve topuzunu eline aldı. Sonra ordusuna şu veciz hitabede bulundu:
 
“Biz ne kadar az olursak olalım, onlar (Bizanslılar) ne kadar çok olurlarsa olsunlar, bütün Müslümanların minberlerde bizim için dua ettikleri şu saatte kendimi düşman üzerine atmak istiyorum. Ya muzaffer olur, gayeme ulaşırım ya da şehit olarak cennete giderim. Sizlerden beni takip etmeyi tercih edenler takip etsin. Ayrılmayı tercih edenler gitsinler. Burada emreden sultan ve emredilen asker yoktur. Çünkü bugün ben de ancak sizlerden biriyim, sizlerle birlikte savaşan gaziyim. Beni takip edenler ve canlarını Yüce Allah’a adayanlardan şehit olanlar cennete, sağ kalanlar ise ganimete kavuşacaklardır. Ayrılanları ahirette ateş, dünyada da alçaklık beklemektedir.”

Diyanet İşleri Başkanı’nın Mevlit Kandili hitabesi:
“Rahman olan Allah, varlık âlemini rahmet üzere inşa etmiş ve rahmeti her şeyi kuşatmıştır. Onun rahmetinin açık tecellilerinden biri de insanları dünya hayatında yalnız ve çaresiz bırakmayarak onlara kurtuluş ve kalıcı mutluluğun yolunu gösteren vahyi, hidayet rehberleri olarak peygamberleri göndermesidir.

Peygamberler, ilahî vahyi insanlığa ulaştıran, onları yaratılış ve varoluşun sırrını anlamaya, bilgi ve inancın aydınlığına çağıran rahmet elçileridir. Yüce Yaratıcının insanlığa gönderdiği son rahmet elçisi ise Muhammed Aleyhisselamdır. O, peygamberler halkasını tamamlayan son davetçi, dini açıklayan, öğreten ve bütün ahlaki güzellikleri yaşayarak öğütleyen örnek bir şahsiyettir.

Bugün, insanlığın hayat ufkuna aydınlık bir devir açan Peygamber Efendimizin kutlu doğumunun yeni bir yıl dönümünü idrak ediyoruz. O, bize; Allah’a iman edip onu sevmeyi, ona bağlanarak iç barışı ve doğru yolu bulmayı, ibadetlerle hayatımızı anlamlı kılmayı, dürüstlüğü, emaneti korumayı, komşuluk ve akrabalık bağlarına riayet etmeyi, yetim ve kimsesiz çocuklara kol kanat germeyi, herkesin ve her şeyin hakkını gözetmeyi, kimseyi incitmemeyi, iyilik yapmayı, iyi ve yararlı insan olmayı öğütlemiştir.
Allah Resulü, dinin ne olduğunu soranlara onun güzel ahlak olduğunu söylemiş ve onun hayatı güzel ahlakın canlı bir örneği olmuştur. Kutlu Doğum Haftası işte o yüce şahsı tanıyarak hayatımızı ahlakla güzelleştirme ve bu yolda bir tazelenme mevsimidir.
Bu hafta, onun çok sevdiği çocuklara onu tanıtma, sevdirme ve çocukları onunla buluşturma zamanıdır.

Bu hafta, “Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah’ın koyduğu ölçülere titizlikle uymanızı tavsiye ederim.” buyruğu üzerinde tekrar düşünme fırsatıdır.
Bu hafta, sahih dinî bilginin ışığında manevi hayatımızı zenginleştirmenin, barış ve esenlik içinde güvenle yaşamanın, uzaklıklarımızı yakın etmenin ve kardeşlik köprüsünde birlikte yürümenin vaktidir.

Bu haftada Peygamber Efendimizin dünyaya teşriflerini kutlarken onun örnek şahsiyetini ve güzel ahlakını tanımaya, getirdiği evrensel çağrıyı anlamaya ve bütün bunların özünde barındırdığı ruhu çağımıza taşımaya olan ihtiyacımızı bir kez daha fark ediyoruz.
İnsanlar arasında kin ve nefretin, farklılıklar arasında çatışmanın alevlendirildiği, ötekinin kutsalına ve bir diğer inanca saygının esasında insana saygı olduğu anlayışının iyice zayıfladığı çağımızda, âlemlere rahmet olarak gönderilen Yüce Peygamberimizi anlamaya ve anlatmaya, onun sevgisi etrafında birleşmeye daha fazla ihtiyaç duyuyoruz ve duymaktayız. Tebessümün eksik olmadığı nur yüzüne, hayırla özdeşleşen gönül diline, paylaşımın esirgenmediği cömertlik simgesi eline, anlamsızlığa kapalı kulağına, herkesin kendini bulduğu gönlüne, övülen ahlakına ve örnekliğine, manevi önderliğine, onu tanımanın, onu sevmenin sağlayacağı güven ortamına anlatılamayacak derece ihtiyacımız var.

Kutlu Doğum Haftasının bütün insanlığa rahmet ve barış getirmesini, Mevlit Kandili’nin insanlığın Sevgili Peygamberimizi daha iyi tanımasına vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim. Vatandaşlarımızın, soydaşlarımızın ve İslam âleminin Mevlit Kandili’ni tebrik ederim.”

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 12.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 12.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 12. Sınıf Hitabet Dersi

İmam Hatip 5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitim Seti 4 DVD
Yorumlar