Tabiîn Döneminde Tefsir
İmam Hatip 5. Sınıf Temel Dini Bilgiler Eğitim Seti 6 DVD

Tabiîn Döneminde Tefsir

3. Tabiîn Döneminde Tefsir

Hz. Peygamber zamanında Arap Yarımadası’nın en uzak sınırlarına kadar ulaşan İslamiyet, onun vefatından sonra da hızlı bir biçimde yayılmaya devam etti. Mısır, Suriye, Irak ve İran topraklarının fethi bu ülkelerde vali, kadı ve muallimlere ihtiyacı gündeme getirdi. Gittikleri ülkelerde Kur’an’ı ve Peygamberin uygulamalarını öğreten sahabe Medine ve Mekke dışında Küfe ve Şam gibi şehirlerde de ilmî faaliyetlerin başlamasına ve gelişmesine katkıda bulundular. Böylece İbn Abbas’ın öğrencileri Said b. Cübeyr, Mücahid ve İkrime gibi tabimin önde gelen müfessirleri nakle dayalı rivayet yöntemini esas alan “Mekke ekolü”nü, Ubey b. Ka’b’m öğrencileri, Zeyd. b. Eşlem ve Muhammed b. Ka’b el Kurazî gibi tabiîler ise “Medine ekolü”nü oluşturdular.

İbn Mesud’un öğrencileri İbrahim en Nehaî, Muhammed b. Şirin ve Haşan elBasrî gibi tabiinin önde gelen müfessirleri ise nakil yanında reye dayalı dirayet yöntemini kullanan “Küfe ekolü”nü oluşturmuşlardır.

Peygamberimizle bizzat karşılaşmamış ve ayetlerin indirilişine tanıklık etmemiş olduklarından tabiin dönemi müfessirleri, ayetleri yorumlarken daha fazla açıklama yapma gereği duymuşlardır. Benzer şekilde sahabe döneminde sınırlı sayıdaki ayetlerin tefsiri yapılmışken tabiîn döneminde Kur’an tamamen tefsir edilmeye başlanmıştır. Dolayısıyla henüz tüm usulleri belirlenmemiş olmakla birlikte tefsir bağımsız bir ilim olma yolunda ilerlemiştir.

Sahabe döneminde sözlü olarak devam eden tefsir hareketi, tabiin döneminde de bazen sahifelere yazılmış olmakla birlikte, çoğunlukla sözlü olarak devam etmiştir. Tabiin, içtihatlarında bir yandan Kur’an lafızlarının ilk kullanılışım esas alırken diğer yandan da lügat, sarf, nahiv ve belagat gibi dil bilimi ve anlam biliminden faydalanmışlardır. Bunun yanı sıra tarihsel ve toplumsal bilimlerin ilkelerini gözettikleri de görülmektedir. Böylece ayetlerin yorumunda rey ve içtihadın kullanılmaya başlanması farklı görüşlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Müslümanların farklı kültürlerle karşılaşması da bu anlayış farklılıklarının doğmasına neden olmuştur. Arap olmayan milletlerden Müslüman olanların (mevâlî) tefsirle daha çok uğraşmaya başlamaları onların kültürlerinin Müslümanlar arasında yaygınlaşmasına imkân vermiştir. Bazı Müslümanlar da kıssaların tefsirinde ehli kitap denilen Yahudi ve Hristiyan kültürünü kullanmışlar. Böylece İsrailiyyat adı verilen haberler tefsirde yer almaya başlamıştır. Bu tür haberler özellikle Tevrat, İncil ve Kur’an’da ortak geçen peygamberlerin hayatlarıyla ilgili olarak tabiin döneminden itibaren sıkça kullanılmıştır. Tabiin dönemi tefsir faaliyetleri sonucunda bütün Kur’an ayetleri çeşitli bilimlerden faydalanılarak açıklanmış ve böylece tefsir bir ilim olarak ortaya çıkmaya başlamıştır.
Ayrıca bazı sahabilerin tefsir yöntemlerini takip eden tabiiler, rivayet ya da dirayet yöntemlerini kullanan Mekke, Medine ve Küfe tefsir ekollerini oluşturmuşlardır.

PAYLAŞALIM
Hz. Peygamberin vefatından yaklaşık 30 yıl sonra Müslümanlar, İran topraklannın tamamını ve Bizans İmparatorluğu’na bağlı Mısır, Suriye, Kudüs ve Irak topraklarım fethetmişlerdi. Bunun sonucunda o bölgelerdeki Yahudi, Hristiyan, Zerdüşt ve Sabiilerden bazıları Müslüman olmuşlardı.

Farklı kültürlerden olup da İslam'a giren insanların daha önce Müslüman olan insanlar arasında ne gibi kültürel etkileri olmuş olabilir? Fikirlerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.


Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 11.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 11.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 11. Sınıf Tefsir Dersi

İmam Hatip 5. Sınıf Temel Dini Bilgiler Eğitim Seti 6 DVD
Yorumlar