Nübüvvet ve İlahi Kitaplar
İmam Hatip 5. Sınıf Hz. Muhammed'in Hayatı Eğitim Seti 6 DVD

Nübüvvet ve İlahi Kitaplar

NÜBÜVVET VE İLAHI KİTAPLAR

1. Resul, Nebi ve Vahiy Kavramları
Sözlükte “bir kimsenin sözünü başka bir kimseye tebliğ eden kişi, elçi” anlamına gelen resul, risalet görevini yerine getiren kimsedir. Buna mürsel de denir. Elçilik görevine ise “risalet” denir. Kur’an’ı Kerim’de resul kelimesi pek çok ayette yer almaktadır. Kur’an’da, “Andolsun biz resullerimizi (peygamberlerimizi) açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik.” buyrulmaktadır.

Nebi, sözlükte, “haber getiren” anlamına gelir. Terim olarak Allah’tan gelen vahyi insanlara haber veren kimsedir. Haber verme işine ise “nübüvvet” denir. Risâlet ve nübüvvet kelimeleri mastar olup, her ikisi de peygamberlik anlamına gelmektedir. Farsça bir sözcük olan peygamber ise, “haber veren ve haber getiren” demektir. Kur’anı Kerim’de bu sözcüğün yerine nebi ve resul kavramları kullanılmıştır. Her üç kelime bazen birbirlerinin yerine de kullanılmaktadır.

Peygamber olabilmek için Allah tarafından vahiy gönderilmesi gerekir. Vahiy, Allah Teâlâ’nın insanlara iletmek istediği mesajlarını peygamberlerine, özel bir biçimde, gizli ve süratli olarak bildirmesidir. Peygamberler, kendilerine gönderilen vahyi hiçbir tasarrufta bulunmadan insanlara aktarmakla görevlidirler.

Kur’anı Kerim’de bu husus şöyle dile getirilmiştir: “Eğer (peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık. Sonra da onun şah cezayı engelleyip ondan savamazdı.”

Peygamberlik, Allah vergisidir. Çalışma, ibadet ve taatla elde edilemez. Peygamber olabilmek için Yüce Allah tarafından seçilmiş olmak en temel şarttır. Yüce Allah temiz ve seçkin kulları arasından kimi peygamber yapacağını kendisi belirler ve dilediğini elçilikle görevlendirir. Allah, peygamberliğin tümüyle kendi seçimi olduğunu şöyle ifade etmektedir: “Bu, Allah’ın lutfudur. Onu dilediğine verir...”Bu seçimde mal, mülk, şan, şöhret ve makam belirleyici değildir.

İlk gönderilen peygamber, aynı zamanda ilk insan olan Hz. Âdem (as.)’dir. Son peygamber ise Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir. Kur’an’ın “... Fakat o, Allah’ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur.” ifadesi peygamberliğin Hz. Muhammed (s.a.v.)’le son bulduğunu bildirmektedir. Önceki peygamberlere gönderilen vahyin korunamamış olmasına karşılık, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e gelen vahiy, hiç bir değişikliğe uğramadan Allah’tan geldiği şekliyle, olduğu gibi korunmuştur. Bundan dolayı, Hz. Muhammed (s.a.v.)’den sonra peygamber gönderilmesine gerek kalmamıştır. Çünkü Kur’an, kıyamete kadar bütün insanlığa yol gösterecek evrensel bir kitaptır.


Kur’an’da da belirtildiği gibi yüce Allah, tarih boyunca peygamberler göndermiş, insanları onlar aracılığıyla gerçeği benimseyip yaşamaya çağırmıştır. Kendilerine peygamber gelmemiş hiçbir topluluk ve ümmet bulunmadığı Kur’an’da şöyle dile getirilmektedir: “Allah’a andolsun ki biz senden önceki ümmetlere de peygamberler göndermişizdir...” Gönderilen her peygamber görevlendirildiği toplumun dili ile tebliğini yapmış, onları Allah’a inanmaya çağırmıştır. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır. “Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah’ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir.

O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”Bu durum peygamberlerin toplumla aralarındaki iletişimi kolaylaştırmıştır. Kur’an’da bazı peygamberlerin isimleri açıkça zikredilmektedir. Ancak gönderilen bütün peygamberler bunlardan ibaret değildir. Kur’an’da, bu konuda şöyle buyrulmaktadır:” Ey Muhammed! And olsun ki senden önce birçok peygaPeymberler gönderdik; sana onların kimini anlattık, kimini anlatmadık...”
İslam inancına göre, peygamberlik dinin en önemli müesseselerinden birisidir. Her Müslümanın, Hz. Âdem (as.)’den Hz. Muhammed (s.a.v.)’e kadar insanlığa gönderilmiş, aralarında herhangi bir ayırım yapmadan bütün peygamberlere ve bunların Allah’tan getirdiği bütün bilgilerin gerçek ve doğru olduğuna iman etmesi farzdır. Bu konuda Yüce Allah Kur’an’da “Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: ‘Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.’.” buyurmaktadır.

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 11.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 11.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 11. Sınıf Kelam Dersi

5. Sınıf Arapça
Yorumlar