Misyonerlik Nedir
5. Sınıf Arapça

Misyonerlik

4. Misyonerlik
Misyonerlik kelimesi Latince “missio” kökünden türemiştir. Bu kelime yetki, vekâlet ve tamamlaması için birine verilen görevi ifade eder. Misyon, bir dinin propagandasını yapmakla görevli insanlar teşkilatı anlamına gelmektedir. Bu işi yapan kişiye misyoner, yapılan bu faaliyete ise misyonerlik adı verilir.

Misyonerlik her ne kadar dinlerin yayılma faaliyeti için kullanılsa da daha çok Hristiyan yayılmacılığını ifade etmektedir. Bu kelime ilk defa Hristiyanlar tarafından bu anlamda kullanılmıştır. Zira misyonerlik faaliyetlerini dünya genelinde sistemli bir şekilde ve kurumsal düzeyde yürüten din, Hristiyanlıktır. Bu amaçla ilk misyonerlik teşkilatı 1646 yılında İngiltere’de kurulmuştur. Bununla birlikte Yahova Şahitleri, Bahai, Budist ve Hindular gibi dinî gruplar da misyonerlik faaliyetlerinde bulunmuşlardır.

Her din, mesajlarının diğer insanlara iletilmesini hedefler. Bu anlamda Müslüman, Hristiyan, Budist ve Hinduların kendi dinlerini başkalarına duyurmaları temel insan haklarındandır. Ancak misyonerlik, dini duyurma faaliyetlerinden farklıdır. Misyonerler hileli yollarla insanların sosyal ve ekonomik zaaflarını suistimal ederek muhataplarını din değiştirmeye zorlar. Aynı şekilde karşı tarafın inancını çarpıtarak onları kötü göstermek gibi davranışlar dini yayma hakkını kötüye kullanmaktır.
Tebliğ; taşımak, götürmek, ulaştırmak ve bildirmek anlamlarına gelir. Bir kavram olarak tebliğ, İslam mesaj ının insanlara duyurulmasıdır.

İslam’daki tebliğ çalışmalarının temel amacı İslami öğretilerin diğer insanlara duyurulmasıdır. Tebliğ, tüm Müslümanların yapabileceği ferdî bir görevdir. Kur’anı Kerim’de Mâide suresinin 67. ayetindeki “Ey Resul! Rabb’inden sana indirileni insanlara tebliğ et.” ve Gâşiye suresinin 21 ve 22. ayetlerindeki “O hâlde (Resulüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin.” ifadeleri tebliğin sadece duyurma ve davet olduğunu bildirir. İslam’a göre artık inanıp inanmama kişinin hür iradesine kalmıştır.

Nitekim Müslümanlar tarihleri boyunca egemenlikleri altındaki gayrimüslimlere adalet ve hoşgörüyle davranmış, onları zorla Müslümanlaştırma yoluna gitmemişlerdir. Asırlarca Müslüman egemenliğinde kalan diğer din mensuplarının; din, dil ve kimliklerini korumuş olmaları Müslümanların zorla Müslümanlaştırmayı değil, inandıkları prensipleri tebliğ etmeyi ön plana çıkardıklarını gösterir.

KARŞILAŞTIRALIM
Hristiyanlıkta misyonerlik anlayışı İncil’de şöyle ifade edilmektedir: “Yahudileri kazanmak için Yahudilere Yahudi gibi davrandım.
Kendim kutsal yasanın denetimi altında olmadığım hâlde, yasa altında olanları kazanmak için onlara yasa altındaymışım gibi davrandım. Tanrı’nın yasasına sahip olmayan biri değilim, Mesih’in yasası altındayım. Buna karşın, yasaya sahip olmayanları kazanmak için yasaya sahip değilmişim gibi davrandım. Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum. Ne yapıp yapıp bazılarını kurtarmak için herkesle her şey oldum. Bunların hepsini, müjdede payım olsun diye müjdenin uğruna yapıyorum.” (Kitabı Mukaddes 1. Korintliler, 9/2023.)

Misyonerlik anlayışında temel amaç, insanları ne yapıp edip Hristiyanlaştırmaktır. Nitekim Hristiyanlar, tarih boyunca gittikleri yerlerde hitap ettikleri insanlara Hristiyan mesaj ını duyurmayı değil, onları Hristiyanlaştırmayı hedeflemişlerdir. Örneğin Amerika Kıtası’nın Hristiyanlarca işgalinden yaklaşık iki yüz yıl geçmeden güney ve kuzeydeki bütün yerli inanç ve kültürler yok edilmiştir. Ayrıca Afrika Kıtası sömürgeci devletlerce işgal edildikten sonra hızla Hristiyanlaştırılmıştır. Aynı durumu Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde de görmek mümkündür.
 
(Şinasi GündüzMahmut Aydın, Misyonerlik, s. 1618. Özetlenmiştir.)
Yukarıdaki metni okuyarak iki dinin yayılma metotlarını karşılaştırınız.

 4.1. Türkiye’de Faaliyet Gösteren Misyoner Gruplar
Türkiye konumu itibarıyla Asya, Avrupa ve Afrika’yı birbirine bağlayan yolların kesiştiği bir noktada yer almaktadır. Tarihî olarak da ilk çağlardan beri pek çok kültür ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bugün dünyanın en hareketli bölgeleri olan Orta Doğu, Kafkaslar ve Balkanlara açılan kapı özelliği taşıyan Türkiye, pek çok dinî grubun hedefidir.

Bugün dünyanın büyük dinlerinden biri olan Hristiyanlığın Türkiye’ye özel bir ilgisi bulunmaktadır. Hristiyan misyonerlerine göre Türkiye, Hristiyanlığın beşiğidir. Çünkü bugünkü Hristiyanlığın kurucusu olan Pavlus, Tarsusludur. Ayrıca Pavlus’un dinini yaymak için gezdiği pek çok yer Anadolu’dadır. Bu nedenle misyonerler, Türkiye’yi Hristiyanlaştırmak için 19. yüzyıldan bu yana misyonerlik faaliyetlerini sürdürmektedirler.
Hristiyanların dışında Yahova Şahitleri, Bahailer gibi gruplar da ülkemizde misyonerlik faaliyeti sürdürmektedirler.


4.1.1. Hristiyan Gruplar

TÜRKİYE’DE FAALİYET YÜRÜTEN MİSYONER GRUPLAR
 * HRİSTİYAN GRUPLAR
* YAHOVA ŞAHİTLERİ

 * HRİSTİYAN GRUPLAR
Baptistler
Adventisler
Mesih İnanlıları

Hristiyanlık, misyon özelliği olan bir dindir. Hristiyanlığa göre İsa, Tanrı’nın kutsal mesajını insanlara duyurmak misyonuyla yeryüzüne inmiş ve havarilerini bu misyonu yaymak için dünyaya göndermiştir. Bu husus İncillerde şöyle geçer: “İmdi, siz gidip bütün milletleri şahit edin, onları baba ve oğul, ruhulkudüs ismi ile vaftiz eyleyin, size emrettiğim her şeyi tutmalarını onlara öğretin ve işte ben bütün günler, dünyanın sonuna kadar sizinle beraberim.”8 Hristiyanlıktaki misyonerlik faaliyetlerinin temeli bu misyon anlayışına dayanır. Bu husus İsa’nın yeryüzündeki bedenini temsil eden kilise ile misyonerlik faaliyetleri arasındaki ilişkiyi de ifade etmektedir. Bu faaliyetlerin öncülüğünü yapan kişi ise bugünkü Hristiyanlık anlayışının mimarı olan Pavlus’tur.

Bütün dünyaya yayılma amacında olan Hristiyanlık, dünyanın birçok bölgesinde misyonerlik faaliyeti yürütmektedir. Ülkemize yönelik ilk misyonerlik faaliyetleri Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Ermeniler arasında başlamıştır. Katolik ve Ortodoks Hristiyanlar, Ermenileri kendi saflarına çekebilmek için bu grup arasında misyonerlik faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Bu faaliyetler sonucunda bir kısım Ermeni, Katolikliğe geçmiş ve ayrı bir Katolik Ermeni Kilisesi oluşturmuştur. Fransa’nın gayretleriyle de bu kilise Osmanlı Devleti tarafından 1830 yılında ayrı bir cemaat olarak tanınmıştır. Sonraki yıllarda ise Amerikalı Protestanların misyonerlik faaliyetleri sonucunda bir de Protestan Ermeni Kilisesi oluşmuş ve bu kilise de 1847 yılında İngiltere’nin isteği üzerine Osmanlı Devleti tarafından tanınmıştır.
 
Cumhuriyetin ilan edilmesinden sonraki yıllarda Tevhiditedrisat Kanunu’na uymayan ve öğrencilere İncil okutan, onları ayinlere götüren birçok okul kapatılmıştır. Bu okullardan biri olan Bursa Amerikan Kız Koleji, sistemli şekilde misyonerlik yaptığı için Atatürk Döneminde (1928) kapatıldı. Bununla birlikte ülkemizde Protestan grupların misyonerlik faaliyetlerini devam ettirmeye çalışmışlardır. Bunlar içinde Babtistler, Adventistler ve Mesih İnanlıları gibi Protestan gruplar misyonerlik faaliyetleri ile dikkat çekmektedirler.
Türkiye’de misyonerlik çalışmaları yürüten Hristiyan gruplar birçok metot ve argüman kullanmaktadır.

Misyonerler; bedava İncil, kitap, dergi, broşür, kaset, CD gibi iletişim malzemeleri dağıtmaktadırlar. Bu klasik yöntemlerin dışında sesli ve görsel medya, İncil okuma grupları ve İnternet gibi yollarla Hristiyanlaştırma faaliyetleri yapmaktadırlar.
Hristiyan misyonerliğinin en temel özelliği, faaliyetlerinin kurumsal düzeyde yürütülmesidir. Ayrıca dinî ve siyasi amaçları da bulunmaktadır. Bu nedenle ülkemizde olduğu gibi dünya genelinde de misyonerlik faaliyetleri çeşitli örgüt ve kurumlar tarafından finanse edilmektedir. Bu amaçla acil yardım ekipleri oluşturan misyoner kuruluşları felaket ve afetanında insanlara maddimanevi yardımlarda bulunurlar. Nitekim 1999 Marmara Depremi sonrasında insani yardım amacıyla ülkemize gelen gruplardan bazıları misyonerlik faaliyeti yürütmüşlerdir. Zor durumda olan insanların bu hâllerini suistimal etmeye çalışan misyonerlerin çoğu yardım gönüllüsü, doktor, öğretmen ve hemşire gibi farklı meslek gruplarına mensuptur.

Misyoner kuruluşları, misyonerlik faaliyetlerinin siyasi ve ekonomik sömürgecilikle ilişkilendirilmesinden dolayı yöntem değişikliğine gitmiştir. Bu amaçla İncil’in mesajının hedef kitle olan ülkenin şartlarına uydurulması ve misyoner faaliyetlerinin yerelleştirilmesine karar verilmiştir. Bunun yansımalarından biri, yabancı misyonerlerin yerine, yerel kiliseler ve yerli Hristiyanlar aracılığıyla bu faaliyetlerin yürütülme sidir.
Halkın tepkisini azaltmak için ev kiliseleri ve yerli Hristiyanlar aracılığıyla misyonerlik faaliyetleri yürütülmeye başlanmıştır. Misyoner gruplarının kullandığı argümanlar, faaliyetlerin yürütüldüğü ülkenin şartlarına göre düzenlenmektedir. Türkiye’yi Hristiyanlığın vatanı olarak gören misyoner gruplarının kullandığı argümanların başında Kur’anı Kerim’in Hz. İsa’ya büyük önem verdiği propagandası gelmektedir. Buna göre misyoner gruplar Kur’an’da Hz. İsa’nın çok anılması, babasız olması ve yükseltilmesi gibi konuları çarpıtarak Kur’an’ın da kendi mesajlarını onayladığını iddia etmektedirler.

YORUMLAYALIM
“...Biz, ona (insana) şah damarından daha yakınız.” (Kâf suresi, 16. ayet.)
“Kur’an’ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.” (Hicr suresi, 9. ayet.)
“.Allah onları (müminleri) sever, onlar da Allah’ı severler.” (Mâide suresi, 54. ayet.)
Yukarıdaki ayet meallerini misyonerlerin İslam’la ilgili iddialan açısından yorumlayınız.
 
Konuşmalarında sevgiyi öne çıkarmak uzaklaştırmak
Sağlık ve eğitim hizmetlerini ücretsiz sunmak
Özel okullar aracılığıyla eğitim vermek
Kimsesiz ve yoksullara yardım etmek
 
NOT EDELİM
Misyonerler, Misyon Cemiyeti ve diğer misyon kuruluşları tarafından özel olarak yetiştirilirler. Bir misyoner, yapacağı işe göre zeki ve kabiliyetli çocuklar arasından seçilir. Küçük yaştan itibaren özel eğitim alır. Gideceği bölgenin dili, inançları, örf ve âdetlerini öğrenir. Bazen de misyonerlik yapacağı ülkeye gönderilir ve o toplumda yetiştirilir. Böylece yerli bir Müslüman gibi görünür; ancak asıl amacı misyon görevini yerine getirmektir. Müslümanlar tarafından fark edilmeyecek derecede yetişen misyonerler bulundukları bölgede dinî faaliyet yaptıkları izlenimini vermezler. Okullara büyük önem verirler ve gençlerin önce kendi kültürlerinden uzaklaşmalarını sağlarlar. Muhataplarıyla, ihtilaflı konularda konuşmazlar.
 
Misyonerler muhataplarına karşı öncelikle Hz. İsa’nın peygamber oluşuna vurgu yaparken onun tanrılığına değinmezler. Hristiyanların üç tanrıya inanmadıklarını iddia eden misyonerler, bunun Müslümanların uydurması olduğunu belirtirler. Onlara göre Tann tektir; ancak üç kişiliğe sahiptir. Misyoner gruplar, muhataplarına merhametli ve sevecen bir tanrı anlayışını telkin ederler. İslam’daki Allah inancını, insana uzak ve acımasız olduğu gerekçesiyle eleştirirler. Kur’an’ın aslını koruyamadığını, Tevrat ve İncil’in de Allah’tan geldiğini ve Kur’anı Kerim’in bunu onayladığını iddia ederler. Ayrıca Kur’an’daki bazı ayetleri bağlamından kopararak Allah’ın Hristiyanlığı övdüğü gibi görüşler ileri sürmektedirler. Misyonerler bunların yanında etnik veya dinî azınlıklara, çoğunluğun onları sömürdüğü ve ezdiği şeklinde propaganda yaparak kaos ve çatışma ortamı oluşturmaya çalışmaktadırlar.

SIRALAYALIM
Ülkemizdeki misyonerlik çalışmaları ve misyonerlerin insanları ikna etmek için hangi metotları kullandıklarını sıralayınız.
*Ekonomik ve sosyal sıkıntı içindeki insanlara yardım etmek amacıyla onları Hristiyanlaştırmak.
*............................................................
*.........................................................

Misyoner gruplar, çeşitli internet sayfaları aracılığıyla Hristiyanlık inançlarının doğruluğunu Kur’an ayetleriyle ispatlamaya çalışmaktadırlar. Bunu yaparken Kur’an ayetlerini, kendi amaçları doğrultusunda yorumlayarak çarpıtmaktadırlar. Bütün bu faaliyetleri yaparken yürüttükleri eylemin din özgürlüğü kapsamında serbest olduğunu iddia etmektedirler. Oysa istismara yönelik inanç yayma faaliyeti hukuka aykırıdır ve inanç hürriyeti kapsamında değildir.

4.1.2. Yahova Şahitleri
Yahova, Yahudilikte Tann için kullanılan Yahve kelimesinden gelmektedir. Bu isim Tevrat’ta şöyle geçer: “Beni size ... Yakup’un tanrısı Yahve gönderdi.” Yahova Şahitleri isimlerini kutsal kitapta geçen “Siz şahitlerim ve seçtiğim kulumsunuz, ta ki bilip bana inanasınız ve benim o olduğumu anlayasınız”ifadesinden alırlar.

Yahova Şahitleri, 19. yüzyılda ortaya çıkan, Yahudilik ve Hristiyanlık karışımı Mesihçi ve misyoner bir harekettir. Bu hareketin temeli, dünyadaki düzenlerin yakında sona ereceği ve İsa Mesih’in tekrar gelerek yeryüzünde tanrısal krallığı kuracağı inancıdır. Bu grup kendilerini Yahova krallığının gerçek sahipleri ve şahitleri olarak tanıtırlar.Bununla birlikte Yahova Şahitleri kendilerini ayrı bir din olarak görürler.

Yahova Şahitlerinin kurucusu Charles Taze Russell (ÇarlsTeyz Rassıl) (1852-1916)’dır. Amerika’da yaşayan Russell, İsa Mesih’in ikinci gelişine inanan Adventistlerle karşılaşmış ve onların fikirlerinden etkilenmiştir. 1914’te kıyametin kopacağı kehanetinde bulunan Russell, bu durum gerçekleşmeyince tezini bu tarihin kıyamet alametlerinin başladığı tarih olduğu şeklinde değiştirmiştir. Russell’den sonra onun yerine geçen Rutherford, Russelistler diye bilinen cemaati 1931’de “Yahova Şahitleri” olarak adlandırdı. Rutherford (Ruterford), grup üyelerinin üzerlerinde altın taç ve haç taşımaması, yazı ve broşürlere isim yazılmaması, yeni dergiler çıkarmak gibi değişiklikler yaptı. 1975 yılında Armagedon Savaşı’nın olacağı kehanetinde bulunan hareket liderleri, bu durum gerçekleşmeyince mensuplarını hayal kırıklığına uğrattılar. Bunun üzerine IV. Lider F. Franz, Yahova Şahitlerinin kutsal savaşın ne zaman olacağını bilmeden de Yahova’ya hizmet etmeleri gerektiğini belirtti.

 
BİLGİ KUTUSU
Yahova Şahitleri; hükümet, devlet, ülke, sınır, askerlik, bayrak, milli marş ve savaş gibi kavramlara karşıdır. Bu fiilleri yapanlar, Tanrı Yahova krallığına karşı günah işlemiş olurlar. Kan ve organ naklini kabul etmezler. (Baki Adam, Dinler Tarihi, s. 208.)

Yahova Şahitleri, Kitabı Mukaddes’e inanırlar. Onun Tanrı sözü olduğunu kabul ederler. Tanrı olarak Yahova’ya inanırlar. Bununla birlikte İsa Mesih’i, Tanrı’dan daha alt seviyede ve onun oğlu kabul ederler. Yahova Şahitlerinin bu inancı İsa Mesih’i Tanrı olmaktan çıkardığı gerekçesiyle Hristiyan mezheplerince reddedilmiştir.

Yahova Şahitleri, İslam peygamberi Hz. Muhammed’i yalancılıkla itham ederler. Kur’anı Kerim’i asılsız olarak görürler. Kendi inançları dışındaki dinleri sahte kabul ederler.
Yahova Şahitlerine göre İsa Mesih’in tanrısal krallığı, şeytan ve yandaşlarını yenerek yeryüzündeki bütün beşerî sistemleri, devletleri ortadan kaldıracaktır. Ardından da göklerde egemen olan tanrısal krallık yeryüzüne hâkim olacaktır. İsa Mesih, bu zaferden sonra yüz kırk dört bin kişilik seçkin Yahova Şahitleri topluluğuyla beraber bin yıl boyunca bu krallığı yönetecektir. Bu süre içinde insanlık ve yeryüzü, Âdem’in ilk günahından  önceki hâline dönecektir. Bu bin yıllık dönemin sonunda İsa Mesih, krallığı, asıl sahibi olan Tanrı’ya devredecektir.

Yahova Şahitleri, sistemli ve ısrarcı misyonerlik faaliyeti yürüten bir gruptur. Misyoner okullarında yetiştirdikleri Yahova Şahitleri, günün her vaktinde ev ev, sokak sokak dolaşarak inançlarını yaymaya çalışırlar. Bu faaliyete tarla hizmeti adını verirler. Bunların kullandığı metot, genelde vaaz etmek, kitap ve broşür dağıtmaktır. Bu iş için grup üyeleri genelde vakitlerinin tamamını almayan işlerde çalışırlar ve kalan zamanlarında ise Yahova Şahitliği inancını yaymaya çalışırlar. Her bölgede çalışan gruplar düzenli olarak genel merkeze rapor sunarlar.

Ülkemizde Yahova Şahitlerinin misyonerlik çalışmaları 1909'da başlamıştır. Bu dönemde İzmir'de, Yahova Şahitlerinin dergisi olan Tarassut Kulesi'ni düzenli okuyan bir grup oluştu. Böylece ülkemizde bu grubun misyonerlik faaliyeti başlamış oldu. İlk zamanlar Ermeni ve  Rum vatandaşlarımız arasında yayılmaya çalışan hareket daha sonra Müslüman Türkler arasında az da olsa taraftar bulmuştur.

Türkiye’de yirmi civarında cemaati bulunan hareket daha çok İzmir, İstanbul, Ankara ve Mersin gibi illerimizde etkinlik yürütmeye çalışmaktadır.

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 12.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 12.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 12. Sınıf Karşılaştırmalı Dinler Tarihi Dersi

İmam Hatip 5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitim Seti 4 DVD
Yorumlar