Medineye Hicret
İmam Hatip 5. Sınıf Temel Dini Bilgiler Eğitim Seti 6 DVD

Medineye Hicret

8. Medine’ye Hicret


Müslümanların Mekke’de dinlerini serbestçe yaşama imkânının kalmaması, can güvenliklerinin tehlikeye girmesi ve Peygamberimizin İslam’ı Mekke dışındaki insanlara ulaştırma isteği Hz. Peygamberi ve Müslümanları Medine’ye hicret etmeye zorlamıştır. Bu nedenle Hz. Peygamber, İkinci Akabe Sözleşmesi’nden sonra Müslümanların Medine’ye hicret etmelerine izin verdi. Medine, Mekke’ye yaklaşık 400 km uzaklıkta olup o günün şartlarında deve ile on üç günlük bir mesafede idi.

Müslümanların Medine’ye hicret etme kararları müşriklerin tepkisini çekti. Çünkü Müslümanların Medine’ye yerleşerek bir güç hâline gelmeleri Mekke’nin siyasi ve ekonomik varlığı için bir tehdit oluşturacaktı. Zira Medine, müşriklerin Şam ticaret yolu üzerinde bulunan bir şehirdi. Bu yolun denetimi Müslümanların eline geçerse Mekkelilerin kervan ticareti zarar görecekti. Ayrıca Müslümanlar Medine’de diğer Araplarla ittifak yaparak Mekke’ye saldırabilirdi.

Bundan dolayı müşrikler, Müslümanların Mekke dışına çıkmalarına mâni olmaya çalışmışlardı. Müşrikler hicret için yola çıkan Müslümanları yakalayarak hapsediyor, karıkocayı birbirinden ayırıyor ve Muhacirlerin tüm mallarına el koyuyorlardı.
Mekkelilerin engellemelerine rağmen Müslümanlar tek tek veya küçük gruplar hâlinde Medine’ye hicret etmişlerdir. Ancak sahipleri tarafından alıkonulan köleler ve akrabalan tarafından ev hapsinde tutulan bazı Müslümanlar ise Medine’ye hicret edemediler. Müslümanların Medine’ye hicret etmeleri üzerine Hz. Ebu Bekir de hicret etmek için Peygamberimizden izin istedi. Hz. Peygamber ona, “Acele etme! Allah sana hayırlı bir arkadaş verecektir.” diyerek beklemesini söyledi.


8.1. Mekke’den Çıkış ve Hicret Yolculuğu
Müslümanların Medine’ye hicret etmeleri Mekkeli müşrikleri rahatsız etmişti. Bu nedenle Kureyş’in önde gelenleri konuyu görüşmek için “Darü’n Nedve”de bir araya geldiler. Bu toplantıda Hz. Muhammed’e karşı nasıl bir tavır takınılacağını tartıştılar. Müşrikler, Müslümanların Medine’ye hicret etmelerini engelleyememişlerdi. Ancak Hz. Peygamberin hicreti engellenirse Mekke’ye yönelik tehdit yok edilebilirdi.
Kureyş’in toplantısında Hz. Peygamberle ilgili üç farklı görüş ortaya atıldı. İlk olarak Peygamberimizin hapsedilmesi görüşü tartışıldı; ancak Müslümanların onu kurtarmak için Mekke’yi basabileceği endişesi ile bu fikir reddedildi.

BİLGİ KUTUSU
Peygamberimizin hicret için izin vermesi üzerine Hz. Ömer, diğer Müslümanların aksine Mekke'den gizlice ayrılmadı. Yolculuk için hazırlığını yaparak kılıcını kuşandı ve Kâbe’yi tavaf etti. Ardından orada bulunan müşriklere meydan okuyarak, “İşte ben Medine’ye gidiyorum. Çocuğunu yetim, eşini dul bırakmak ve annesini ağlatmak isteyen varsa peşime düşsün.” dedi ve Mekke’den ayrıldı. Mekkelilerin hiçbiri Ömer’in peşine düşemedi.
 
Sürgüne gönderme teklifi ise Hz. Peygamberin Mekke dışına giderse orada taraftar toplaya bileceği ve tekrar kendilerine saldırabileceği endişesi ile kabul görmedi. Son olarak onu öldürme fikri ortaya atıldı. Kureyş’in öncüleri bu fikre Hz. Peygamberin kabilesinin bunu bir kan davasına dönüştürebileceği gerekçesi ile önce soğuk baktılar. Ancak Ebu Cehil, “Kureyş’in bütün kollarından birer genç seçelim. Bunlar Muhammed’e beraber hücum etsinler ki kimin darbesi ile öldüğü belli olmasın. Böylece Haşimiler bütün Kureyş kabilelerini karşılarına alamazlar ve kan davasına kalkışamazlar. Diyet ödemeye razı olurlar ve bu konu kapanır.” dedi.
Ebu Cehil’in fikri orada bulunanların tamamı tarafından kabul gördü.

BİLGİ KUTUSU
Müslümanlar için de Medine’ye ilk hicret eden kişi Ebu Seleme ’dir. Peygamberimizin amcası Abbas ise Mekke ’nin fethinden kısa bir süre önce hicret eden son kişi olmuştur.
 
YORUMLAYALIM
Mekkeli müşriklerin değerli eşyalarını Peygamberimize emanet etmelerinin sebeplerini yorumlayınız.

Allah, Kureyş’in öldürme kararını Cebrail aracılığıyla Hz. Peygambere haber verir. Bunun üzerine öğle vaktinde hızlı bir şekilde Ebu Bekir’in evine giden Hz. Peygamber, ona hicret izni verildiğini ve birlikte yola çıkacaklarını söyler. Hz. Peygamber ve Hz. Ebu Bekir, hicret hazırlığına başlarlar. Hz. Ebu Bekir, hazır tuttuğu iki devesini kölesi Amir’e teslim eder. Daha sonra henüz Müslüman olmayan ancak güvenilir bir rehber olan Abdullah bin Uraykıd ile kararlaştırılan zamanda yola çıkmak üzere anlaşır. Peygamberimiz ise Hz. Ali’ye hicret haberini verir ve ona, “Bu gece gidiyorum. Sen benim yatağımda yat. Üzerini ört ki müşrikler yatakta benim yattığımı zannetsinler. Şu emanetleri sahiplerine teslim et ve birkaç gün sonra sen de gel.” der.

Müşrikler Hz. Peygamberi evinden dışarıya çıktığı zaman öldürmeyi planlamışlardı. Peygamberimiz evinde yol hazırlığı yaparken Ebu Cehil, adamları ile evin etrafını kuşatmıştı. Gece geç vakitte herkese uykunun ağırlığının çöktüğü bir anda Hz. Peygamber, Kur’an okuyarak evinden çıktı ve avucuna aldığı toprağı müşriklerin üzerine serpti. Müşriklerin arasından mucizevi bir şekilde geçerek Hz. Ebu Bekir’in evine doğru yürüdü. Hz. Ebu Bekir ile buluşan Peygamberimiz gizlice Mekke’nin güneyinde ve şehre 5 km uzaklıkta bulunan Sevr Dağı’na gitti.

TARTI ŞALIM
“Hatırla ki kâfirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni (yurdundan) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah bütün o tuzak kuranların üstündedir.’’ Enfâl suresi, 30. ayet.
Yukarıdaki ayeti okuyunuz ve müşriklerin Hz. Peygamberi niçin öldürmek istedik lerini arkadaşlarınızla tartışınız.
 
Hz. Peygamberin evinin önünde bekleyen müşrikler ise gün ağarmaya başlayınca yatakta yatanın Hz. Ali olduğunu gördüler. Hiddetlerinden ne yapacaklarını şaşıran müşrikler Hz. Ali’yi döverek önce Kâbe’ye hapsettiler; ancak daha sonra serbest bıraktılar. Mekke’yi didik didik aradılar ve Peygamberimiz ile Hz. Ebu Bekir’in başına yüz deve ödül koydular. Ayrıca Medine’ye giden bütün yolları ve dağları da aramaya koyuldular.

Mekkeli müşrikleri yanıltmak amacıyla kuzeydeki Medine tarafına değil de güneydeki Sevr Dağı’na doğru giden Peygamberimiz ve Hz. Ebu Bekir orada bulunan mağaralardan birinde gizlenerek üç gün üç gece kaldılar.

Bu süre içinde o bölgede koyunları otlatan Hz. Ebu Bekir’in kölesi onlara süt getiriyor ve oğlu Abdullah da Mekke’den haberler veriyordu. Bu arada iz takibi hususunda maharetli olan Arap rehberler eşliğinde Peygamberimizi arayan Mekkeliler, Sevr Dağı’na gelmişler ve mağaranın önüne kadar izleri takip etmişlerdi. Onların yaklaştığını gören Hz. Ebu Bekir, “Ey Allah’ın Elçisi! Eğilip baksalar bizi görecekler!” diye telaşlandı.

Peygamberimiz, ... “...Korkma! Allah bizimledir...’’, ‘‘İki yoldaş ki üçüncüsü Allah’tır, hiç endişe edilir mi?” diyerek onu sakinleştirdi. Mağaranın önüne kadar yaklaşan müşrikler mağaranın giriş kısmındaki örümcek ağının ve güvercin yuvasının bozulmamış olduğunu görünce içeriye kimsenin girmemiş olduğu zannıyla geri dönmek zorunda kaldılar. Üç gün boyunca her tarafta Peygamberimizi arayan Mekkeliler, artık onun uzaklaştığına kanaat getirdiler ve aramayı bıraktılar. Bunun üzerine dördüncü günün sabahında daha önceden anlaştıkları şekilde kılavuz Abdullah ve köle Amir, iki deve ile birlikte mağaranın önüne geldiler. Peygamberimiz, Hz. Ebu Bekir, Abdullah ve köle Amir’le birlikte Mekkelilerin kullanmadığı sahil yolunu takip ederek Medine’ye doğru yola çıktı.

Kureyş’in Hz. Peygamber için koyduğu yüz deve ödülü birçok kişiyi onu yakalama hevesine sevk etmişti. Süraka da bunlardan biriydi. Peygamberimizi yakalamak amacıyla takibe başlayan Süraka çölde onların izlerini buldu ve atını hızla Peygamberimize doğru sürdü. O sırada atı sürçtü ve yere düştü, Süraka da atıyla birlikte yere yuvarlandı. Süraka, yaşanan bu durumu kendisi hakkında bir uğursuzluk olarak düşündü. Bundan endişelenerek Hz. Peygamberden özür diledi ve eman istedi. Peygamberimiz de onu affederek ona eman verdi ve ona bu olayı kimseye duyurmamasını söyledi. Bunun üzerine Süraka, yolda takip için gelenleri farklı yerlere yönlendirerek onların Peygamberimizin peşinden gitmelerini önlemiş oldu.

Süraka’nın takibinden kurtulan Medine yolcuları Eslemoğullarının topraklarından geçerken Büreyde, daha önceden duyduğu ödülü almak amacıyla yanına adamlarını alarak Hz. Peygamberin önüne çıktı. Ancak Büreyde, Peygamberimizin sıcak ve samimi konuşmasından etkilenerek Müslüman oldu ve kendi topraklarından çıkıncaya kadar adamlarıyla birlikte ona eşlik etti.
 
Mescidi Nebi (Medine).
Hz. Peygamberin Mekke’den çıktığı haberini alan ve onun yolunu gözleyen Medineli Müslümanlar ise onu karşılamak ve görmek umuduyla her gün yola çıkmakta idiler. Peygamberimiz ve beraberindekiler ise deve ile on üç gün süren yolu sekiz günde almışlar ve Medine yakınlarındaki Kuba köyüne varmışlardı.
Böylece 610 yılında Hira Mağarası’nda başlayan peygamberlik görevinin Mekke Dönemi, 622 yılında Sevr’den başlayan Medine yolculuğu ile sona ermişti.

YORUMLAYALIM
Peygamberimizin hicret esnasında; Hz. Ali’yi kendi yatağına yatırması, Hz. Ebu Bekir’le gizli buluşması, Medine’ye ters istikamette bulunan Sevr’e giderek müşrikleri yanıltması, Medine yolunu takip etmeyerek sahil yolundan gitmesi gibi davranışlarını tedbir ve tevekkül anlayışı açısından yorumlayınız.
 
8.2. Kuba’da İlk Mescidin Yapılması
Müslümanlar Hz. Peygamberi Medine’ye üç kilometre uzaklıkta olan Kuba köyünde karşıladılar. Peygamberimiz Kuba’ya gelince Kulsüm bin Hedm’in evinde misafir oldu. Peygamberimizin hicret sırasında emanetleri sahibine vermek üzere bıraktığı Hz. Ali de Kuba’ya gelerek Peygamberimize ve Müslümanlara yetişti.

Peygamberimiz Kuba’da yaklaşık iki hafta kaldı ve bu süre içinde Kuba Mescidi’ni inşa etti. İlk hicret eden Müslümanlar Kuba’da hurmalık bir alanı kendilerine mescit edinmişlerdi. Peygamberimiz bu alanı genişleterek oraya mescit inşa etti ve mescidin yapımında bir işçi gibi çalıştı.
Bu mescit, onu inşa edenler ve orada ibadet edenler Kur’an’da şöyle övülmektedir: İlk günden takva üzerine kurulan mescit (Kuba Mescidi) içinde namaz kılman elbette daha doğrudur. Onda temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah da çok temizlenenleri sever.”
 
Kuba Mescidi (Medine).
Bu mescit, inşa edilen ilk mescit olma özelliğini taşımakla birlikte aynı zamanda Müslümanların İslam’ı serbestçe yaşayabilecekleri yeni dönemin sembolüdür. Bu yüzden Peygamberimiz zaman zaman Kuba Mescidi’ni ziyaret etmiştir.

8.3. Hicret Yolunda İlk Cuma Namazı ve İlk Hutbe
Peygamberimiz Kuba’da bir müddet kaldıktan sonra hazırlıklarını yaptı ve bir cuma sabahı Medine’ye doğru yola çıktı. Yanında birçok Müslümanla birlikte Salim bin Avfoğullarınm vadisine geldiği zaman öğle vakti olmuştu. Burada konaklayan Hz. Peygamber, cuma namazının farz olduğunu Müslümanlara bildirdi. Yaklaşık yüz kişilik bir topluluğa orada iki hutbe irat ederek onlarla birlikte cuma namazı kıldı.38 Böylece 622 yılında hicret esnasında Medine yakınlarındaki Ranuna Vadisi, ilk cuma namazının kılındığı yer olarak tarihe geçti. İlk cuma namazının kılındığı bu yerdeki mescit bugün Cuma Mescidi olarak anılır.

Allah’ın sevdiğini seviniz. Allah’ı bütün kalbinizle (can ve gönülden) seviniz. Allah kelamı Kur’an’dan ve zikrinden usanmayınız.

Allah’ın kelamına karşı kalbiniz katılaşmasın.Yalnız Allah’a kulluk edip ibadetinizde O’na hiç bir şeyi ortak yapmayınız. Ondan hakkıyla sakınınız.
Yaptığınız iyi şeyleri dilinizle doğrulayınız. Allah’ın rahmet ve merhametiyle birbirinizi seviniz.”

Yukarıdaki Peygamberimizin Ranuna Vadisi’nde kıldırdığı ilk cuma namazının hutbesini okuyarak Müslümanların kulluk hayatına ilişkin ilkeleri listeleliyiniz.

Allah’ı çokça anmak.
- ..............
- .............
- ............

8.4. Hicretin Sosyal ve Kültürel Sonuçları
Peygamberimizin ve Müslümanların Mekke’den Medine’ye hicret etmeleri İslam tarihinin en önemli olaylarından biridir. Müşriklerin baskı ve eziyetleri sebebiyle Mekke’den çıkmak zorunda kalan Hz. Peygamber hicretle birlikte Medine İslam toplumunu oluşturmuştur.
Medine’ye göç eden Müslümanlar, servetlerini Mekke’de bırakmak zorunda kaldılar. Bu sebeple Müslümanların birçoğu Medine’ye fakirlik ve yokluk içinde varmışlar; ancak Medinelilerin desteği ile kısa zamanda kendi ihtiyaçlarını kendileri karşılar hâle gelmişlerdir. Ensarın Muhacirlere göstermiş olduğu yardımseverlik ve dayanışma duygusu Kur’anı Kerim’de şu şekilde övülmüştür: “İman edip hicret edenler, Allah yolunda cihat edenlerle onlara kucak açıp yardım eden ensar var ya işte gerçek müminler bunlardır. Bunlara bir mağfiret, pek değerli bir nasip vardır.”

Hicretle birlikte Peygamberimiz Medine’de farklılıklardan oluşan; ancak adalet ve barış ekseninde bir arada yaşayan bir toplum kurmuştur. Hicret sonrasında Medine’de farklı soy ve dine mensup Arap kabileleri İslam sayesinde bir arada yaşama imkânı bulmuşlardı. Böylece İslam öncesinde savaşların ve hukuksuzluğun çokça yaşandığı Medine’de barış ve kardeşlik hakim olmuştur. Bu durum Kur’anı Kerim’de şöyle ifade edilmektedir: “...Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah kalplerinizi birbirine ısındırmış ve onun lütfu ile kardeş oluvermiştiniz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oraya düşmekten de sizi o kurtarmıştı. Allah size ayetlerini böylece açıklıyor, ta ki doğru yola eresiniz.”

Hicretle birlikte Müslümanlar Medine’de Yahudilik ve Hristiyanlık gibi iki ilahî kökenli dinin mensupları ile yaşamaya başlamışlardır. Her din mensubu kendi inancını serbestçe yerine getirmiş ve her türlü baskıdan uzak kalmıştır. Böylece dünya tarihine farklı din mensuplarının barış ve hoşgörü içinde birarada yaşama örneğini sunmuşlardır.
Hicret, İslam’ın Arap Yarımadası’nda ve diğer bölgelerde yaşayan insanlara ulaşmasını sağlayan bir açılım olmuştur. Hicretten sonra İslam’ın yayılması hızlanmış ve birçok kabile, toplum ve devlete, İslam daveti ulaşmıştır.

NOT EDELİM
Muhacir: Mekke'den Medine'ye göç eden Müslümanlara denir.
Ensar: Muhacirlere sahip çıkan ve onlara yardım eden Medineli Müslümanlara denir.

Peygamberimizin Medine’ye hicreti, sebep ve sonuçlan itibanyla çok önemli olduğu için Müslümanlar tarafından her zaman hafızalarda canlı tutulmuştur. Bu sebeple Hz. Ömer’in hâlifeliği zamanında uygulamaya konulan takvimin başlangıç noktası olarak Peygamberimizin Medine’ye hicreti esas alınmıştır.


mekke dönemi kronolojisi

 

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 10.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 10.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 10. Sınıf Siyer Dersi

İmam Hatip 5. Sınıf Temel Dini Bilgiler Eğitim Seti 6 DVD
Yorumlar