Laiklik Nedir
İmam Hatip 6. Sınıf Temel Dini Bilgiler Eğitim Seti 5 DVD

Laiklik

4. Laiklik

Laiklik kelimesi dilimize Fransızcadan geçmiş bir sözcüktür. Bu sözcük de Yunanca “laikos” kelimesinden gelmektedir. Laik, halktan olan yani ruhban sınıfına mensup olmayan kimse demektir. Terim olarak laiklik, din ve devlet işlerinin birbirlerinden ayrılmış olarak yürütülmesidir.

Laiklik, ilk olarak Avrupa’da Hristiyan din adamlarının anlayış ve uygulamalarına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Batı dünyasında üstünlüğü kabul edilen merkezî bir kilise iktidarı vardı. Bu iktidarın başı papaydı. Papa hem dinî lider hem de siyasi iktidarın başıydı. Kilise aynı zamanda eğitim kurumlarının da tek hâkimiydi. Kilisenin baskıcı uygulamaları halkın kiliseye olan güvenini sarsıyordu. Zamanla kilise din işlerini düzenleyen bir müessese değil, korkulan bir müessese hâline gelmişti. Din adamlarının baskısı fikir hayatı üzerinde de etkisini göstermekteydi. Kendi kanatları dışında gelişen fikirlere karşı savaş açmışlardı. Kilisenin kurduğu Engizisyon mahkemeleri bilim ve düşünce adamlarını cezalandırıyordu.

YORUMLAYALIM
Aşağıdaki ayeti insanın hayatın nimetlerinden faydalanma özgürlüğü açısından yorumlayınız.
“De ki: ‘Allahın kulları için yarattığı güzelliği, rızkın iyisini, temizini yasaklayan kim?’ De ki: ‘Bunlar dünya hayatında imana erenler için (meşru)durlar; Kıyamet Gününde ise yalnızca onlara özgü olacaklardır.’ Anlamakavrama yeteneği olan insanlar için bu mesajları Biz işte böyle açık açık dile getiriyoruz”(A’râf suresi, 32. ayet.)

Avrupa’da kilisesiyasi iktidar mücadelesi 15. yüzyıldan başlayıp, 18. yüzyıla kadar devam etti. Bu süreç içerisinde kilise otoritesine içeriden ilk başkaldırıyı Martin Luther gerçekleştirdi. Daha sonraları ise gelişip, güçlenen “Liberalizm” akımı; “Siyasi iktidar milletin oyuna dayanır ve ona karşı sorumludur.” diyerek vicdan hürriyeti fikrini ileri sürdü. Vicdan hürriyeti, kişilere istediği dini seçme veya hiçbir dini seçmeme hakkı veriyordu. Bu durum kilise ile siyasi iktidarın birbirinden ayrılması sonucunu doğurdu.
1789 Fransız Devrimi’yle kilisenin otoritesi son buldu. Papazlar cumhuriyete bağlılık yemini etmekle mükellef tutuldu. 1905’te Fransız Parlamentosunun kabul ettiği bir kanunla din ve devlet işleri resmen birbirinden ayrıldı. Böylece laik devlet dönemi başlamış oldu. Hristiyanlık dünyasında laiklik ilkesinin benimsenmesinden sonra Hristiyanlık birçok alanda etkisini yitirmeye başladı.

Fransız ihtilâliyle doğan laiklik düşüncesinin genel, felsefi, hukuki ve siyasi olmak üzere çok çeşitli tanımları yapılmıştır. Farklı uygulamala rıyla farklı devletler tarafından yönetimde benimsenmiştir. Kimi yönetimler laikliğin devleti dinden ayıran yönünü öne çıkaran bir uygulama içine girerken kimi yönetimler din ve vicdan özgürlüğünü öne çıkarmışlardır.

Laiklik yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinin ilk Anayasa’sında yer almamış ancak takip eden yıllarda yönetimde alınan birçok karar üzerinde belirleyici bir ilke olmuştur. Laiklik ilkesi, Atatürk’ün inkılaplarının temelini oluşturur. Laiklik ilkesi gereği, 1924’te halifelik kaldırılmış, 1928’de Anayasadaki “Devletin dini İslam dinidir.” maddesi kaldırılmış. 1937’de ise Türkiye Cumhuriyetinin laik bir devlet olduğu Anayasa’ya yazılı olarak girmiştir.

Laik devlet anlayışında yasama, yürütme ve yargı dinsel ilkelere göre düzenlenmez. Bu nedenle, laik devlet, din ve devlet işlerini birbirinden tamamen ayırır. Laik devlette dinî kurallar ve kuruluşlar yönetime karışamaz.33 Din kurumlan devletin fonksiyonlarını yerine getiremeyeceği gibi devlet kurumlan da dinin fonksiyonlarını ifa edemez. Atatürk bu konuda şöyle demektedir: “...Benim manevi mirasım, ilim ve akıldır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse manevi mirasçılarım olurlar.”

Laiklik anlayışına göre din bir vicdan meselesidir ve bireyi esas alır. Din, vicdanının sesini dinleyen ahlaklı bireyler yetiştirerek toplumsal düzenin sağlanmasına katkıda bulunur. Bu nedenle dinin vicdanlarda özgürce yaşanmasına müdahale edilmemelidir. Ancak din sosyal hayatı düzenleyici bir olgu olarak öne çıkarılamaz. Mustafa Kemal Atatürk, “Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz, düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini millet ve devlet işleri ile karıştırmamaya çalışıyoruz.” demektedir.

Laiklik, din ile devlet işlerinin birbirinden ayırmanın yanında, tüm vatandaşların vicdan, ibadet ve din hürriyetini tekeffül eder. Laik devlette din hürriyeti, belli bir dine inanma ve onun gereklerini yerine getirme hürriyetini ifade ettiği gibi kişinin isterse hiçbir dine inanmama ve hiçbir dini ibadetlerini yerine getirmeme hürriyetini de kapsar. Ayrıca laik anlayışa göre ayırım gözetilmeden farklı dinlerin mensuplarına kanun önünde eşit işlem yapılır. Atatürk’e göre, “Vicdan hürriyeti mutlak ve taarruz edilmez, ferdin tabii haklarının en mühimlerinden tanınmalıdır. Her birey istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre malik olmak, mensup olduğu bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine maliktir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hâkim olunmaz.”

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 11.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 11.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 11. Sınıf Kelam Dersi

İmam Hatip 5. Sınıf Hz. Muhammed'in Hayatı Eğitim Seti 6 DVD
Yorumlar