Kuranı Kerime Göre Hz. Muhammed (s.a.v) in Konumu
5. Sınıf Kuran

Kuranı Kerime Göre Hz. Muhammed(s.a.v)in Konumu

1. Hz. Muhammed’in Beşerî Yönü

Allah (c.c.)1, peygamberlerini insanlar arasından seçmiş ve buyruklarını onlar vasıtasıyla insanlara iletmiştir. Dolayısıyla bütün peygamberler Allah’ın emirlerini insanoğluna ulaştırmakla görevli seçkin birer beşerdirler. Bütün beşerî özelliklere sahip Hz. Muhammed (s.a.v.) de Allah’ın insanlara indirdiği son İlahî kitap olan Kur’anı Kerim’i insanlara tebliğ eden son peygamber (hatemü’l enbiya) dir. O hâlde insanları doğruya ve iyiliğe çağıran, pek çok öğüt ve emirle dolu olan bu son İlahî mesajı insanlara ulaştıran Hz. Muhammed’in Müslümanlar için taşıdığı önem ve anlamın iyi bilinmesi gerekir.
Hz. Peygamberin insani yönlerini vurgulayan ayetler vardır. Kur’an’da; onun üzülmesi veya sevinmesi, acele etmesi ya da sabretmesi, hata etmesi veya isabet etmesi gibi insani niteliklerine işaret eden pek çok ayet mevcuttur. Örneğin, bir ayette şöyle buyrulmuştur;

“De ki: ‘Ben (Allah’ın) elçilerin(in) ilki değilim ve (onların tümü gibi) ben de bana ve size ne olacağını bilemem, sadece bana vahyolunana uyuyorum çünkü ben sadece açık bir uyarıcıyım,

DEĞERLENDİRELİM
“Ama onlar yine de şöyle diyorlar: ‘Bu nasıl peygamber ki (diğer ölümlüler gibi) yiyip içiyor, çarşıpazar dolaşıyor? Onunla beraber bir uyarıcı olarak (görünür) bir melek gönderilseydi ya! Yahut kendisine (Allah tarafından) bir hazine verilseydi yahut (zahmetsiz) yiyip içtiği (tılsımlı) bir bahçesi olsaydı ya!’ Ye bu zalimler: ‘Eğer (Muhammed’e) uyacak olsaydınız, büyülenmiş bir adamdan başkasına (uymuş olmazdınız)!’ diyorlar. (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Artık onlar doğru yolu bulamazlar. Dilerse sana, (onların dile getirdiği) bu şeylerden daha hayırlısını içlerinde derelerin, ırmakların çağıldadığı hasbahçelerverebilecek ve senin için köşkler, konaklar yapabilecek olan (Allah) ne yüce, ne cömerttir! Hayır, onlar kıyameti (hesap vermeyi) yalanladılar.
Biz ise kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır.” (Furkân suresi, 711. ayetler.)
Yukarıdaki ayet meallerinden hareketle Hz. Peygamberin hangi yönüne dikkat çekildiğini tespit ederek değerlendiriniz.

Tarih boyunca peygamberler, ne zaman toplumu ıslah edecek bir öneride bulunsalar kendilerinden mucize istenmesi gibi olağanüstü taleplerle karşılaşmışlardır. Hâlbuki peygamberlerin dediklerini yapmak için onlardan olağanüstü davranmalarını istemeye gerek yoktur. Aynı durum Hz. Peygamber için de söz konusu olmuştur. O, söz konusu aşırılıkların bir insanı ilah edinmeye kadar varabileceği endişesiyle benzer tavırlara her defasında Allah’ı tenzih ederek karşılık vermiştir.
Bu konuda îsrâ suresinin 90-93. ayetlerinde şöyle buyrulmuştur: “Dediler ki: ‘Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça yahut iddia ettiğin gibi gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.’
De ki: Rabb’imi tenzih ederim. Ben ancak resl olarak gönderilen bir beşerim.”

PAYLAŞALIM
Hz. Peygamberin insani yönünü gösteren üç örnek bularak arkadaşlarınızla paylaşınız.
 
DEĞERLENDİRELİM
Peygamberler neden meleklerden değil de insanlardan seçilmiştir? Aşağıdaki ayetleri dikkate alarak değerlendiriniz. “İnsanlara doğruluk rehberi (hidayet) geldiği zaman, onların inanmalarına engel olan sadece: Allah, peygamber olarak bir insan mı gönderdi? demiş olmalarıdır. De ki: Yeryüzünde gezip dolaşanlar melekler olsalardı biz de onlara gökten peygamber olarak bir melek gönderirdik.”(isrâ suresi, 94 ve 95. ayetler.)
“Onlar, ayrıca, ‘Neden ona (alenen) bir melek gönderilmiş değil?’ derler. Ama bir melek göndermiş olsaydık, muhakkak ki herşeyin hükmü verilip bitmiş olurdu ve onlara (pişmanlık için) başka bir fırsat tanınmazdı.

Ye biz, bir meleği elçimiz olarak tayin etmiş olsaydık (bile) onun kesinlikle bir adam olarak (görünmesini) sağlardık ve böylece onları, şimdi içinde bulundukları kuşkuya yine düşürürdük.” (En’âm suresi, 8, 9. ayetler.)

Peygamberler de herkes gibi bir insandır. Buna rağmen müşrikler, peygamberlerin ölümlü bir insan değil bir melek olmaları gerektiğini iddia etmişlerdir. Kur’an’da daha önce gönderilmiş peygamberlerle ilgili anlatımlar Hz. Peygamberin muhataplarıyla yaşadığı benzer sorunlara örnek teşkil eder. Örneğin, Hz. Nuh’un kavmi ile ilgili olarak Kur’an’da, “Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi.
 
HADIS
Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık. Hâlbuki İlahî buyrukların hayata geçirilmesi için peygamberlerin örnek alınması bir zarurettir. Bir meleği örnek almak ise mümkün değildir. buyrularak onların bu iddiaları dile getirilir.

NOT EDELİM
Hz. Peygamber, kendisiyle ilgili aşırılıklara izin vermemiş ve bu konuda oldukça hassas davranmıştır. Nitekim onun kendisi ile ilgili olarak, “Ben Abdullah oğlu Muhammedim. Allah’ın kulu ve peygamberiyim. Beni Allah’ın bana verdiği mevkinin üstüne çıkarmanız hoşuma gitmiyor.” buyurduğu rivayet edilmiştir.

Kur’an’da Hz. Peygamberin bir beşer olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca kendisi de bu konu üzerinde hassasiyetle durmuştur. Örneğin, Hz. Ömer (r.a.)’ den nakledilen bir hadiste Resulullah (s.a.v.) m şöyle dediği rivayet edilir: “Hristiyanların Meryem oğlu İsa’ya yaptıkları gibi hakkımda aşırı övgülerde bulunmayın. Şurası muhakkak ki ben bir kulum. Benim için, ‘Allah’ın kulu ve elçisi.’ deyin.”5 Böylece Hz. Peygamber, ehlikitabın kendi peygamberleriyle ilgili olarak içine düştükleri yanlış algılamalardan söz ederek çevresini uyarmış ve Allah’ın resulü olmasının yanı sıra onun kulu olduğunun da vurgulanmasını istemiştir.

Aşağıdaki ayeti dikkate alarak Kur’an’ın Hz. Peygamberi yiyen, içen, çarşıda pazarda gezen biri olarak tanıtmasının sebepleri üzerinde tartışınız.
“De ki: Ben size, ‘Allah’ın hâzineleri benim yanlındadır.’ demiyorum. Ben gaybı da bflmem. Size ‘Ben bir meleğim de demiyorum.’ Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum...” (En’âm suresi, 50. ayet.)


NOT EDELİM
 
Ebu Mesud anlatıyor: “(Bir gün) Resulullaha bir adam geldi ve onunla konuştu. Bu sırada adamcağızın (korkudan) omuzlan titremeye başladı. Bunun üzerine Resulullah, “Sakin ol! Şüphesiz ben bir kral değilim. Ben kadîd (güneşte kurutulmuş et) yiyen bir kadının oğluyum.” buyurdu.

Kur’an’da “De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım...” buyrularak Hz. Peygamberin bir beşer olduğunu vurgulaması istenmiştir. Örneğin; o, çevresinde bulunanlara “arkadaşım” demiş; Kur’an da bunu tasvip etmiştir. Onun arkadaşlanna düşkünlüğü, bir insanın gösterebileceği vefa ve dostluk örnekleriyle doludur. Hz. Peygamber, onlar gibi yaşayan biri olarak arkadaşlanyla beraber bir sevgi yumağı ve dert ortağı olmuştur. Onlarla ağlamış, onlarla gülmüştür. Arkadaşları onu devlet başkanı, ordu komutanı, aile reisi, çocuklarının babası, iyi bir komşu ve arkadaş olarak pek çok konuda örnek almışlardır. Hz. Peygamber, kendisiyle ilgili olarak aşın bir beklentinin oluşmasma müsaade etmemiştir.

Örneğin, Hz. Peygamberin pek çok rivayette, “Ey Fatıma, Ey Safiye, Ey Kureyş, Ey Falan oğulları!” diye başlayan hitaplannı, “Ben Allah katında sizi kurtaramam (size gelecek bir şeye engel olamam).” şeklinde sonuçlandırmıştır. Bu anlamda aile halkı dâhil bütün arkadaşlarını bireysel sorumluluklannı yerine getirmeye ve onlan kendileriyle ilgili konularda hesap verebilecekleri davranışlan sergilemeye teşvik edip yönlendirmiştir.

 

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 10.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 10.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 10. Sınıf Hadis Dersi

İmam Hatip 5. Sınıf Hz. Muhammed'in Hayatı Eğitim Seti 6 DVD
Yorumlar