İslam Öncesi Mekke'de Ekonomik Durum
İmam Hatip 6. Sınıf Temel Dini Bilgiler Eğitim Seti 5 DVD

İslam Öncesi Mekke’de Ekonomik Durum

5. İslam Öncesi Mekke’de Ekonomik Durum


Arap Yarımadası’nda ekonomiyi genellikle tabiat şartları etkilemiştir. Yarımadada İslam öncesi ekonomi; tarım, hayvancılık ve ticarete dayanıyordu. Tarım genellikle sulak bölgelerde, hayvancılık ise otlağı bol olan bölgelerde yapılıyordu. Hem tarıma hem de hayvancılığa elverişli olmayan bölgelerde ise ticaretle uğraşılıyordu. Mekke, tarım ve hayvancılığa elverişli olmadığı için insanlar ticarete yönelmişti. Ancak Mekke’nin ekonomisi yarımadanın diğer bölgelerinden bağımsız düşünülemezdi. Çünkü, Mekke güneyle kuzeyi bağlayan bir kavşak noktasıydı.

YORUMLAYALIM
Cahiliye Döneminde normal nikâhın dışında, süreli nikâh (nikâhı mut’a), eşleri karşılıklı değiştirme (nikâhıbedel), bir erkekten çocuk sahibi olmak için eşi ona sunma (nikâhı istibda), büyük oğlun babasının ölümünden sonra üvey annesiyle evlenebilmesi (nikâhı makt), başlık ve mehir vermemek için kızların değiştirilmesi (nikâhı şiğar) gibi nikah çeşitleri bulunmaktadır.

Yukarıda belirtilen Cahiliye Dönemi evlenme şekillerinin aile ve toplum yapısını nasıl etkileyeceğini yorumlayınız.

Tarımın, geçim kaynakları arasında önemli bir yeri vardı. Fakat tarım yağışa bağlıydı. Bu nedenle düzenli yağış alan Yemen toprakları çok verimliydi. Bu bölgede sulu tarımdan yararlanmak üzere barajlar yapılmıştı. Ayrıca Yemen, buğday üretimiyle de meşhurdu. Yemen’in dışında Taif, Medine, Necit, Hayber ve Basra bölgeleri de tarım yapılabilen önemli yerlerdi.

Hayvancılık, özellikle bedevi Arapların tek serveti ve geçim kaynağı idi. Onların zenginliği sahip oldukları koyun, keçi, sığır ve deve sürüleriyle ölçülürdü. Besledikleri hayvanların et, süt, kıl, yün ve derisinden faydalanırlardı. İhtiyaç fazlasını satarak diğer ihtiyaçlarını karşılarlardı. Yerle şik hayata geçenler, tarım ve ticaretle uğraşmalarına rağmen, kervan taşımacılığı için deve, akınlarda kullanmak üzere at beslerlerdi.

Ticaret, Arabistan’ın en önemli gelir kaynağı idi. Yemenliler, eskiden beri ticaretle uğraşırlardı. Hindistan ve Güney Afrika sahilleri ile Orta Doğu arasında ticari faaliyetlerde bulunurlardı. Mısır, Fenike ve Asurluların ihtiyaç duyduğu pek çok ürünü Hindistan’dan alırlar, kara ve deniz yoluyla onlara ulaştırırlardı. Hindistan’dan daha çok mücevherat, fil dişi, baharat ve pamuk alırken Doğu Afrika sahillerinden ıtriyat, abanoz, deve kuşu tüyü ve altın ithal ederlerdi.

Yemen önce Habeşlilerin, sonra da İranlıların sömürgesi durumuna düşünce sömürgeciler deniz ticaretini ellerine geçirdi.44 Yarımadanın kara ticareti ise Mekke’de toplandı. Mekke; Habeşistan, Şam ve Yemen arasında ticari bir merkez hâline geldi. Mekke’nin önemi o kadar büyüdü ki Roma, Bizans, İran ve Habeş imparatorlukları burayı kendi ülkelerine katmak için zaman zaman teşebbüslerde bulundular. Fakat Mekke hiçbir zaman yabancı hâkimiyeti altına girmedi. Bu hususa Kur’an’da şöyle işaret edilir: “Çevrelerinde insanlar kapılıp götürülürken bizim (Mekke’yi) güven içinde kutsi bir yer yaptığımızı görmediler mi?...”

Mekke’de bir mabedin oluşu, panayırların kurulması ve ticari faaliyetlerin yoğunluğu her yıl ziyaretçi sayısını artırıyordu. Bütün bunlarla birlikte Kureyşlilerin Mekke’ye gelen insanlara yardımda bulunmaları, onlara hizmet etmeleri ve onları korumaları Arapların onlara saygı duymasını sağlamıştır. Böylece hem Mekke hem de şehrin yöneticileri sevgi ve saygı odağı hâline gelmiştir.

Kureyş kabilesinin ticaret kervanları bütün Araplar arasında tanınıyordu. Saldırılardan emin olarak her yöne korkusuzca gidip geliyordu. Kureyş kervanları Yemen’den aldıkları malları kuzeye götürüyor, dönerken Mısır ve Şam’dan çeşitli mallar getiriyorlardı. Hicaz Araplarının kendilerine mahsus paraları yoktu. Dinar (Bizans’ın altın parası) ve dirhem (Yemen ve İran’ın gümüş parası) kullanıyorlardı. Yollar üzerinde kervanların konakladığı pazarlar vardı. Pazarlara kervanların gelişiyle gerek o yörenin gerekse komşu bölgelerin insanları toplanırdı. İki taraf arasında alışveriş yapılırdı. Kervanlar o yörede yetişen bazı ürünleri de alarak yollarına devam ederdi. O yöre halkı memleketlerinde ihtiyaç duydukları eşyaları bu kervanlardan karşılardı. O pazarların en önemlileri “Dumetül Cendel, Muşakkar, Suhar, Deba, Mehre, Aden, Sana, Ukaz, Zü’lMecaz, Netat, Hecer, Rabiye, Ezriat ve Busra idi.”

Kureyşliler kışın Yemen’e, yazın ise Suriye’ye kervan çıkarırlardı. Hz. Muhammed’in büyük dedesi Abdimenaf; Bizans imparatoru ile ticari anlaşma yapmıştı. Abdimenaf’ın dört oğlundan Haşim Şam’a, Abdüşşems Habeşistan’a, Muttalip Yemen’e ve Nevfel de İran’a kervan götürürdü. Kureyş tüccarları bu dört kardeşin himayesi altında değişik bölgelere gider, kimse onlara herhangi bir saldırıda bulunmazdı. Bunların her biri gittikleri bölgenin idarecilerinden dokunulmazlık belgesi (eman) almıştı.49 Ancak kuzey ve güney yolculukları daha güvenli ve daha kârlı idi. Bu yollara Kur’anı

Kerim’de de işaret edilmiştir: “Kureyş’e kış ve yaz seyahatleri kolaylaştırıldığı için onlar, kendilerini açlıktan doyuran ve her çeşit korkudan emin kılan şu evin (Kâbe’nin) Rabb’ine kulluk etsinler.” Bu ticaret seyahatlerinde yalnızca ekonomik kâr sağlamıyorlardı. Aynı zamanda gittikleri ülkelerin kültür, ticaret, siyasi ve sosyal yapılarıyla ilgili bilgiler de öğreniyorlardı. Böylece hem maddi yönden güçleniyorlar hem de fikren gelişiyorlardı.

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 10.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 10.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 10. Sınıf Siyer Dersi

5. Sınıf Arapça
Yorumlar