İnsanların Sorgulanması
İmam Hatip 6. Sınıf Temel Dini Bilgiler Eğitim Seti 5 DVD

İnsanların Sorgulanması

4. İnsanların Sorgulanması (Hesap, Sual ve Mizan Kavramları)

Yüce Allah insanı söz ve davranışlarından sorumlu tutmaktadır. Çünkü insan akıl ve irade sahibi bir varlıktır. Aklıyla doğruyu yanlıştan ayırt edebilir ve iradesiyle de doğru olanı seçip uygulayabilir. Bu özellikleriyle insana kendi yolunu belirleme özgürlüğü verilmiştir. İşte insanı Allah katında sorumlu kılan bu özgürlüğüdür.

Kur’anı Kerim insana yeryüzündeki sorumluluğunu hatırlatırken aynı zamanda bu sorumluluğun niteliğini ve şartlarını da belirlemektedir. Örneğin “Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez ...”ayeti insanın gücünü aşan şeylerden yükümlü tutulamayacağı ilkesini getirmekte; “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez ...” ayeti ise her insanın ancak kendi yaptıklarından sorumlu tutulabileceği ölçüsünü koymaktadır.

Kur’an ayetleri bir bütün olarak incelendiğinde, ahiret hayatındaki olayların “sorgusual”, “amel defterlerinin verilmesi”, “mizan” ve “hesap” şeklinde bir sıralama ile gerçekleşeceği görülmektedir.

Buna göre önce peygamberler ilahî tebliği ulaştırıp ulaştırmadıklarından, diğer insanlar ise bu tebliği benimseyip benimsemediklerinden sual olunacaklardır. Bir ayette bu durum şöyle açıklanır: “Elbette kendilerine peygamber gönderilenlere de gönderilmiş olan peygamberlere de soracağız. Ve onlara olup bitenleri tam bir bilgi ile mutlaka anlatacağız. Zaten biz onlardan uzak değiliz” Ardından herkese amel defteri (kitabı) verilecek daha sonra bu defterde kaydedilmiş olan iyilik ve kötülükler tartılacak (mizan) ve nihayet ortaya çıkan sonuçtan dolayı herkes hesaba çekilecektir.
Amel defterleri, bir kısım insanlara sağdan, diğer bir kısmına da soldan veya arkadan verilir.

Amel defterini sağdan alanlar cennete girmeyi hak eden mü’minlerdir. Onların hesabı kolay ve sevinci fazla olacaktır. Bu kimseler sınıfını geçen öğrencinin yaşadığı karne sevincine benzer bir şekilde gördüğü kimselere “. Alın, kitabımı okuyun, doğrusu böylesi bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum derler.” Amel defterlerini soldan veya arkadan alanlar ise çetin bir hesap sonucu cehenneme gidecek kimselerdir. Bunlara amel defterleri verilirken: “Şimdi oku kitabını, bugün kendi hesabını kendin görecek durumdasın!”  denilecektir.

İnsanların dünyadayken yaptıkları gizli açık her şey belgelenip ortaya çıkarıldıktan sonra “mizan” kurulur. Mizan, Allah’ın adaletinin herkes tarafından açıkça görülmesi için, ahirette günah ve sevapların iyilik ve kötülüklerin ölçülüp tartılması anlamına gelmektedir. Yüce Allah şöyle buyurur: “Kıyamet günü doğru teraziler kurarız; hiç bir kimse, hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile, yapılanı ortaya koyarız. Hesap gören olarak biz yeteriz .” Mizan kurulup insanların iyilik ve kötülükleri tartıldıktan sonra “hesap” başlar. “Hesap” insanların ahirette sorgulanmasıdır. Kur’an’da “hesap” kavramı dışında; “hesap günü” anlamında “yevmü’lhisab” ve “hesabın yapılacağı gün” anlamında “yevme yekûmü’lhisab” ifadeleri yer alır.

Ayrıca “mükafat ve ceza günü” anlamında “yevmü’ddin” ifadesi de kullanılmaktadır.
Her insanın ahirette yaptıklarından dolayı hesaba çekileceği bir ayette şöyle haber verilir.
“Her insanın boynuna işlediklerini dolarız öyle ki, kıyamet günü onun önüne, her şeyi açık açık kaydedilmiş bulacağı bir kitap çıkarırız; ve ‘haydi şimdi oku kitabını, bugün kendi hesabını kendin görecek durumdasın!’ (deriz).” Ahiretteki hesap küçük, büyük her şeyi kapsar. Yüce Allah şöyle buyurur: “Her kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun karşılığını görecek. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun karşılığını görecektir.” Ayet küçük de olsa insanları her tür güzel davranışa teşvik ederken, aynı şekilde her tür kötülükten sakındırmaktadır. Zira küçük de olsa devamlı işlenen günahlar zamanla kötülüğün o insan için doğallaşmasına yol açar.

Kur’an’a göre ahiretteki hesapta Allah’ın affetmeyeceği en büyük suç “şirk”tir. Bir ayette şöyle buyrulur: “Şüphesiz Allah şirki (kendisine herhangi bir şeyin denk tutulmasını) bağışlamaz. Bunun dışında dilediğini bağışlar. Allah’a ortak koşan, muhakkak ki, derin bir sapıklığa düşmüştür.” İslam’a göre insanın ahirette mutlaka hesaba çekileceği diğer bir günah ise “kul hakkı”dır. Kul hakkının affı, ancak hakkın sahibine verilmesi ile mümkündür.

İftira, gıybet, hırsızlık, çevremizdekilere rahatsızlık verecek söz ve davranışlar, çalışanın hakkını vermemek, kamu hizmetlerinin bedelini ödememek, kısacası her hak sahibinin hakkını yemek, kul hakkı kapsamındaki suçlardandır. Hz. Peygamber kul hakkını gözetmeden yaşayan kimselerin ahiretteki hesapta müflis durumuna düşeceklerini bildirmektedir.

Yüce Allah hesap gününü ciddiye almadan yaşayan kimselerin ahirette karşılaşacakları durumu şöyle anlatır: “Onlar ki, dinlerini oyun ve eğlence edindiler, ve o dünya hayatı kendilerini aldattı. Onlar bu (hesap) gününün gelip çatacağını nasıl göz ardı edip unuttular ve ayetlerimizi nasıl inkâr ettilerse biz de bugün onları unutup göz ardı edeceğiz.”

Kur’an’ın bildirdiğine göre o dehşetli gün gelip de insanlar hesaba çekilmeye başlanınca pişmanlık duymanın hiçbir yararı olmayacaktır. Hesap gününde amel defterleri yanında, insanın elleri, ayakları ve derilerinin de şahitlik edeceği bildirilmiştir. Bir ayette bu durum şöyle tasvir edilir: “O gün Allah’ın düşmanları toplanıp cehenneme sevk olunmak üzere, baştan sona tutuklanırlar ve onlar (ateşe) yaklaştıklarında, kulakları, gözleri ve derileri onlar aleyhine tanıklık yapar ve yaptıklarını anlatırlar. Derilerine: ‘Niçin aleyhimizde şahitlik ettiniz?’ deyince ‘Her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturmuştur. Sizi yoktan var eden odur (şimdi) yine Ona döndürülüyorsunuz derler.”

İman edip salih ameller işleyenlere gelince; onlar için hesap gününde korku ve üzüntü olmayacaktır. Onlar yaptıklarına karşılık Rablerinin kendilerine hazırladığı nimetlere kavuşacaklar ve kolay bir hesaptan geçirileceklerdir. Yüce Allah bu kullarına merhametinin genişliğini hatırlatır ve hesap günü için Allah’ın rahmetinden ümit kesmemelerini öğütler.

Yaptıklarımızın bir karşılığının olması, sadece ahirette hesaba çekileceğimiz anlamına gelmez. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır: “İnsanların elleriyle işledikleri (günahları) yüzünden, karada ve denizde fesat çıktı. Belki dönerler diye, (Allah) onlara, yaptıklarının bir kısmını (karşılığını) tattırıyor.” Ayet davranışlarımızın karşılığını kısmen de olsa dünyada göreceğimize açıkça işaret eder. Örneğin çağımızda ekolojik dengenin bozulması, hastalıklarda ve suç oranlarındaki artışlar yaptığımız yanlışların bu dünyadaki karşılığıdır. Allah’ın bu konudaki ilahî adaleti (sünnetullah) değişmez. İnsan ektiğini biçer ve eğer iradesini yanlış yönde kullanırsa karşılığını görür.

YORUMLAYALIM

Müflis Kimdir ?
Bir gün Hz Peygamber arkadaşlarına: “Söyleyin bakalım müflis (iflas eden kimse) kime denir? diye sordu. Onlar da: “Parasını, malını, mülkünü kaybeden kimsedir” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber gerçek müflisi şöyle anlattı: “Bir Müslüman kıyamet günü Allah’ın huzuruna çıkar. Kıldığı namaz, tuttuğu oruç, verdiği zekatla pek çok sevap kazanmıştır. Ama kimine sövüp hakaret etmiş, kimine iftira atmış; onun malını yemiş, bunun kanını dökmüş, şunun canını yakmıştır. Hesap görülmeye başlanınca yaptığı ibadetlerin sevabı hakaret ettiği, iftira attığı, canını yaktığı kimselere dağıtılmış, daha üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları tükenivermiş. Verecek sevabı kalmadığı için, haklarını yediği kimselerin günahı sırtına vurulmuş ve cehennemin yolunu tutmuştur.
İşte asıl müflis bu kimsedir. ”(Müslim, Birr, 59.)
Yukarıdaki hadisi kul hakları ve sorumluluk bilinci açısından yorumlayınız.
 

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 11.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 11.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 11. Sınıf Kelam Dersi

İmam Hatip 6. Sınıf Temel Dini Bilgiler Eğitim Seti 5 DVD
Yorumlar