İnsanın Kaderle ilgili Bazı Özellikleri
İmam Hatip 6. Sınıf Arapça Eğitim Seti 6 DVD

İnsanın Kaderle ilgili Bazı Özellikleri

2. İnsanın Kaderle ilgili Bazı Özellikleri
Evrendeki her varlığın bir kaderi ve her şeyin bir ölçüsü olduğu gibi, insanın da kendine özgü bir kaderi ve uymak zorunda olduğu ölçüler ve sınırlar vardır. İnsan, akıllı, özgür ve sorumlu bir varlıktır. Onun kaderini belirleyen başlıca özellikleri şunlardır:

2. 1. Akıl Sahibi Olmak
İnsan, akıllı bir varlıktır. Akıl, insanın tercihlerini belirleyen önemli bir araçtır. İnsan, Allah’ın kendisine verdiği aklı kullanmak zorundadır. Kur’an’da aklını kullanmayanların zarara uğrayacağı açıkça belirtilmiştir. Bizzat Hz. Peygamberden de akla uygun, bilinç ve duyarlıkla donanmış bir kavrayış ve basiretle hareket etmesi istenmiştir. Kur’an’da, “Ve elbette bizden Müslüman olanlar da var, zulmedenler de. işte (Allah’a) teslim olanlar, artık onlar ‘gerçeği ve doğruyu’ araştırıp bulanlardır.” buyrularak insandan körü körüne taklit ve şuursuz bir teslimiyet istenmemiş ve böyle davrananlar zalim olarak nitelenmiştir.

 Akıllı insan düşünerek hareket eder. Olaylar ve konular arasında seçim yapma özgürlüğünün onu farklı kıldığını anlar. Bu seçimlerinin ona sorumluluk yüklediğini fark eder. Bu sorumluluğun bilincinde olarak davranışlarını kontrol eder. Başarmak ve kazanmak için çalışması gerektiğini bilir. Bu anlamda mümin aklını kullanmaktan asla vazgeçmez. Akıllı olmasının bir gereği olarak imanını salih amellerle destekler. Çünkü emek harcamadığı konularda bir beklenti içinde olmak doğru kabul edilmemiştir. Bu konuda Kur’an’da şöyle buyrulmuştur; “Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. De ki: ‘Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı

NOT EDELİM
“Kaderin önceden tayin, belirleme veya önceden takdir anlamında alınması ve nasların, özellikle hadislerin bu anlamı destekleyecek tarzda yorumlanması, insan sorumluluğu kavramıyla bağdaştırılamaz. Bunun yanı sıra Allah ’ın adalet ve hikmet sıfatları başta olmak üzere diğer sıfatlarıyla olduğu kadar birçok Kur ’an ayetleriyle de bağdaştırılamaz. Bu bağlamda mütalaa edilen ecel, rızık gibi kavramlar için de durum bundan farklı değildir. İnsanların saîd (Allah katında mutlu, iyi insan) veya şakî (Allah katında cezalandırılacak, günahkâr ve kötü insan) olacaklarının ana karnında ezelde takdir edildiği şeklindeki rivayetlerin ya sıhhatlerinde ya da muhtevaya bağlı olarak yorumlarında problemler vardır. Bu durumda özellikle hadis âlimlerinin sıhhatinde en küçük tereddüt gösterdikleri bu çeşit rivayetleri reddetmek, sahih ve sağlam görünenleri ise tevil etmek gerekir. Ayrıca bu türden rivayetleri o devrin genelgeçer sosyal kültürünün bir ifadesi olarak, tarihî boyut içinde ele almak en ihtiyatlı yol olacaktır. ”

Allah size lütufta bulunmuş oluyor.’ İnsan aklını kullanarak düşünür, planlar yapar, kararlar alır ve uygular. Mutlu olmak için çabalayan, gelişmek ve ilerlemek için çalışan, bir amaca ulaşmak için emek harcayan insana bu faaliyetlerini yürütmesi için verilen ölçüler, sunulan imkânlar ve sahip olduğu kabiliyetler onun kaderidir.

2.2 Özgür Olmak
Özgür olmak, insan için önemli bir ölçüdür. İnsan, Allah tarafından yeryüzünde iyi ve ahlaklı olma görevini gerçekleştirmek için özgür bırakılmıştır.16 Bu amaca ulaşmak için çaba gösterecek olan insanın kendisidir. İnsanın sorumlu olması için hür olması gerekir. Allah, insana özgürce hareket edebileceği geniş bir alan açmış ve onu özgürlüğü oranında da sorumlu tutmuştur. İnsanın kaderi, fiillerinde özgür olması ve istediğini yapabilmesidir. İnsan, yapmadığı veya gerçekten yapmak zorunda kaldığı hiçbir şey için hesap vermez.
İnsan; iyi ve kötü, doğru ve yanlış, güzel ve çirkin olan şeyleri ayırt edebilecek, karşılaştığı şeylere değer atfedebilecek ve bu değerler arasında seçim yapabilecek kabiliyettedir. İnsana bu güç ve imkânı veren Allah’tır. Bu imkânı, insan özgür iradesi doğrultusunda kullanır. Özgürlük, hem iyiliğin hem de kötülüğün kaynağı olarak insanın lehinde veya aleyhinde sonuçlanabilir. Bu anlamda inkâr etmek ya da şirk koşmak dahi insana verilen özgürlük sınırları içindedir.

Allah, insanlara özgür iradesiyle tercihlerini doğru yapabilmesi için yardımcı olmak üzere peygamberler ve kitaplar göndermiştir. Sonra da “.Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun, ister nankör.”17 ayetinde belirtildiği gibi inanıp inanmama konusunda insanı serbest bırakmıştır. Özgür olmak yaptıklarından sorumlu olmak anlamına gelir. Bu sorumluluğu reddeden müşrikler, Allah’ın dilemesinin kulun tercihlerine göre oluştuğunu kabul etmemişler ve kendi seçimlerinin ilahî takdir sonucu olduğunu iddia etmişlerdir. Bu konuda Kur’an’da, “Allah’a ortak koşanlar diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. De ki: ‘Sizin elinizde ortaya koyacağınız bir bilgi, bir belge varsa hemen çıkarıp gösterin. Ama gerçek şu ki: Siz sadece kuru bir zannın ardından gidiyor ve düpedüz yalan söylüyorsunuz.’ ”18 buyrularak onların bu haksız yakıştırmaları reddedilmiştir.
 
 
YORUMLAYALIM
Aşağıdaki ayeti insanın özgürlüğü açısından yorumlayınız.
“Eğer Rahman dileseydi, biz onlara (meleklere) kulluk etmezdik” dediler. Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.” (Zuhruf suresi, 20. ayet.)

2. 3. Sorumlu Olmak
Sorumlu olmak, insan için önemli bir ölçüdür. İnsan, kendisinde potansiyel olarak var olan seçme ve tercih yapabilme yeteneğini kullanır ve bu yönüyle diğer varlıklardan ayrılır. İnsan, sorumluluğunun farkında olarak hesap vereceği bilinciyle hareket etmeli ve iyilik yapmanın yollarını aramalıdır. Çünkü Kur’an’a göre o zerre kadar da olsa yaptıklarının hesabını verecektir. İnsan, özgür iradesi sonucu ortaya çıkan eylemlerinin sorumluluğundan kaçamaz.
 
DEĞERLENDİRELİM
İnsanın kişisel ve toplumsal sorumluluklarını yerine getirmesi açısından Nisâ suresinin 75. ayetini Kur’an mealinden bularak değerlendiriniz.

Kişinin hiç emek harcamadan kendini olayların akışına bırakması, başarı veya mutluluğun ayaklarına gelmesini beklemesi doğru değildir.Kur’an’da, hayatın akışı içinde hiçbir şeyi sorgula madan hareket eden ya da olaylar karşısında körükörüne teslimiyet gösteren insanların, “Batıla da lanlarla birlikte biz de dalardık.” dedikleri anlatılır. Bilinçten yoksun böylesine bir taklidin insanı hayra ulaştırmayacağı çok açıktır. İnsanların, yanlış anlayış ve geleneklerin etkisinde kalarak değiştirme ve düzeltme imkânı bulamadıkları ve hoşlarına gitmeyen durumlar karşısında, “Ne yapalım kader böyleymiş.” diyerek sorumluluğu terk ettiği veya başkalarına devrettiği görülür.

Bu durum genellikle; “kader”, “alın yazısı”, “yazgı”, “talih”, “kötü talih” olarak nitelenerek suç ya da suçlular gizlenir. Hatta sorumluluktan kaçmak isteyen bazı insanların kötü bir durum karşısında başlarına gelen musibetleri Allah’tan gelen birer ceza gibi değerlendirdikleri görülür. Hâlbuki ortaya çıkan kötülüklerin sonuç larının Allah’a ait kılınması mümkün değildir. Çünkü o kullarına hiçbir zaman zulmetmez ve onların kötülüğünü hiçbir şekilde asla istemez. Bu konuyla ilgili olarak Şûrâ suresinin 30. ayetinde, “Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir.” buyrulmuştur. Bu ayet insanın yapıp ettiklerinden sorumlu olduğuna işaret etmektedir. İnsanların kaderi, sorumluluklarını örten bir sığınak olarak görmeleri doğru değildir. Böylesine yanlış sığınmaların, sorumlu olanlara hesap sormayı veya olaylardan ders alınmasını engelleyeceğini de unutmamalıdır.

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 11.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 11.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 11. Sınıf Kelam Dersi

İmam Hatip 6. Sınıf Arapça Eğitim Seti 6 DVD
Yorumlar