İlk Vahiy ve Vahyin Geliş Şekilleri
İmam Hatip 6. Sınıf Arapça Eğitim Seti 6 DVD

İlk Vahiy ve Vahyin Geliş Şekilleri

2. İlk Vahiy ve Vahyin Geliş Şekilleri

Vahiy kelimesi, Arapça” kökünden türetilmiştir. Kelime olarak, gizli konuşma, fısıldama, ilham etme, emretme, ima ve işaret etme, seslenme, acele etme, ortaya çıkarma, mektup yazma ve elçi gönderme gibi çeşitli anlamlara gelmektedir. Terim olarak vahiy; Allahuteala’mn insanlara iletmek istediği mesajlarını peygamberlerine iletmesine denir.
Vahiy kelimesi sözlük anlamı ile Kur’anı Kerim’de pek çok yerde kullanılmıştır. Örneğin, “Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı.) ve onlara ‘Sabah akşam Allah’ı teşbih edin.’ diye işaret etti.”s ayeti kerimesindeki vahiy, ima ve işaret anlamında kullanılmıştır. “İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabb’in dileseydi, bunu yapamazlardı.

O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.” ayetinde şeytanların birbirine vahyetmesi; fısıldama, gizli konuşma, vesvese anlamlarında kullanılmıştır. Nahl suresinin 68. ayetinde de vahiy, “Rabb’in, bal arısına şöyle ilham etti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan (kovanlardan) kendine evler edin.” ilham ve içgüdü şeklinde ifade edilmiştir.

Allah vahiy meleği ile pergamberlerine de vahiy gönderir. Allah, vahiy meleği ve peygamber arasında geçen bu ilişkiye bir başka kişinin müdahalesi söz konusu değildir. Peygamberler vahye hiçbir tasarrufta bulunmadan insanlara aktarmışlardır. Kur’anı Kerim’de bu husus şöyle dile getirilmiştir: “Eğer (peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık. Sonra da onun şah damarını mutlaka koparırdık. Hiçbiriniz de bu cezayı engelleyip ondan savamazdı.”konuşmasıdır. Bu çeşit vahye Hz. Musa’nm Allah ile bir ağaç arkasından konuşmasını örnek olarak Mahiyeti itibariyle vahiyde iletişim çok gizli ve son derece süratli bir şekilde gerçekleşmektedir. Hz. Peygambere (s.a.v.) vahiy, ashabıyla ve ailesiyle aynı ortamda bulunduğu zamanlarda da geliyordu. Onlar vahyin geldiğini anlıyor fakat ne olup bittiğini fark edemiyorlardı. Çünkü vahiy meleğinin melek şekliyle görülmesi ve sesinin işitilmesi mümkün değildi.

Vahyi gönderen Allah, muhatap ise peygamberler vasıtasıyla insan ve toplumdur. Aradaki iletişimi de melek gerçekleştirmiştir. Bu durumda vahiy, Allah Melek Peygamber insan arasında gerçekleşen bir iletişimdir. Vahiyde iletişim tek yönlüdür. Peygamber bilgiyi alan konumundadır.

Kur’anı Kerim’de Yüce Allah (c.c.)’ın insanlara vahyi üç şekilde gönderdiği bildirilmektedir.
“Allah, bir insanla ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz o yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Yukarıda verilen ayette yer alan ikinci vahiy yolu, Allah’ın perde arkasından peygamberle verebiliriz. Üçüncü vahiy yolu ise, Allah’m bir elçi (melek) göndermesi şeklinde olmuştur. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.v.)’e ilk vahiy de melek vasıtasıyla indirilmiştir. Şöyle ki; Peygamberin içinde doğduğu ve yaşadığı o zamanki Arap toplumuna hakim olan haksızlık, zulüm ve ahlaki çöküntü onu derinden etkiliyordu. Şahit olduğu adaletsizlikler karşısında bunalan Hz. Peygamber, bu sıkıntılı ortamdan uzaklaşmak için yanına azığım da alarak Mekke yakınlarında bulunan Nur Dağı’ndaki Hira Mağarası’na gider, orada düşüncelere dalardı.

Ayette ifade edildiği şekilde Allah’m vahiy yoluyla bir insanla konuşması; bildirmek istediği bir bilgiyi insana/peygambere ilham etmesi, kalbine yerleştirmesi anlamına gelmektedir. Meleğin görün meden Allah’m kelamını Resulullahm kalbine düşürmesi şeklinde gelen vahyi bu grupta değerlendirmek mümkündür.
 
Hz. Peygamber, 610 yılının ramazan ayının Kadir Gecesi’nde, Hira Mağarası’nda iken vahiy meleği Cebrail (a.s.) gelerek ona “Oku!” diye seslendi. Peygamberimiz “Ben okuma bilmem.” dedi. Cebrail ikinci kez ona “Oku!” dedi. Hz. Peygamber yine “Okuma bilmem.” dedi. Cebrail üçüncü kez aynı istekte bulununca Peygamberimizin cevabı yine “Ben okuma bilmem.” oldu. Bunun üzerine Cebrail, Alak suresinin şu ilk beş ayetini ona okudu:

“Yaratan Rabb’inin adıyla oku! O, insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı. Oku! İnsana bilmediklerini belleten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabb’in, en büyük kerem sahibidir.”
Hz. Muhammed (s.a.v.) bu ayetleri tekrarladı. Biraz korku biraz da heyecanla evine geldi. Hemen yattı ve eşi Hz. Hatice’den üzerini örtmesini istedi. Sakinleşince ona başından geçenleri anlattı. Hz. Hatice: “Sen daima eli açık ve cömertsin, iyilik yaparsın; fakir ve muhtaçlara yardıma koşarsın, misafiri ağırlarsın. Böyle bir insanı Allah yalnız bırakır mı?” diyerek ona destek oldu... Böylece Hz. Peygambere nazil olan bu ayetlerle 23 yıllık vahiy süreci başlamış oldu.

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 11.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 11.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 11. Sınıf Tefsir Dersi



İmam Hatip 5. Sınıf Hz. Muhammed'in Hayatı Eğitim Seti 6 DVD
Yorumlar