Hz. Muhammed (s.a.v)in Çağrısı
İmam Hatip 5. Sınıf Hz. Muhammed'in Hayatı Eğitim Seti 6 DVD

Hz. Muhammed (s.a.v)in Çağrısı

HZ. MUHAMMED’İN ÇAĞRISI: MEDİNE DÖNEMİ

1. Medine’de İlk Etkinlikler
Hz. Muhammed Medine’ye hicretinden kısa bir zaman sonra sosyal, siyasal ve askerî açıdan İslam toplumunun temelini oluşturan bazı adımlar attı. Bunlar; Müslümanların kardeş ilan edilmesi, Mescidi Nebevi’nin inşası, nüfus sayımı ve Medine Sözleşmesi’dir.
 
YORUMLAYALIM
Ey Sevgili
Ay doğdu üzerimize Veda Tepesi’nden Şükür gerekti bize Allah’a davetinden Sen güneşsin, sen aysın Sen, nur üstüne nursun Sen süreyya yıldızısın Ey sevgili ey Resul!
Sizce şiirde hangi duygulara yer verilmiştir? Yorumlayınız.
 
BİLGİ KUTUSU
Hz. Peygamberin Medine'de bulunan ensar ve muhacirleri birbirleriyle kardeş ilan etmesine muahat denir.


1.1. İslam Kardeşliğinin Oluşturulması
Hz. Muhammed İslam dinini tebliğ etmeye başladığı andan itibaren bu dine girenleri hangi ırk, kabile ve ülkeden olursa olsun eşit olarak kabul etti. Kabile kardeşliğinin yerine İslam kardeşliğini getirdi. Bu sistemde Habeşistanlı bir köle ile Kureyşli bir asilzade arasında fark kalmıyor ve bunlar kardeş ilan ediliyordu. Bu kardeşliği Müslümanlar kısa sürede özümsediler. Müslümanlardan herhangi biri putperest akrabasıyla ilişkisini kesip aralarında kan bağı bulunmayan başka bir kabileye mensup bir Müslümanla maddi ve manevi dayanışma içerisine giriyordu.

Hz. Peygamber bu dayanışmayı Medine’ye hicretinden sonra muhacirle ensar arasında da tesis etmek istedi. Bu amaçla Peygamberimiz hicretten yaklaşık beş ay sonra ensarla muhacir aile başkanlarının katıldığı bir toplantı düzenledi. Muhacirlerin bu yeni yerleşim merkezine uyumlarını kolaylaştırmak maksadıyla ensan işbirliği yapmaya teşvik etti. Buna göre Medineli her aile başkanı, en azından maddi imkânı bulunanlar, muhacir bir aileyi yanlarına alacaklardı. Her iki aile ortak olarak çalışacak, elde ettikleri kazançları paylaşacak ve birbirlerine mirasçı olacaklardı. Toplantıya katılan herkes, bu formülü benimseyince Hz. Peygamberin arzu ettiği eşitlik esasına da yalı kardeşlik anlaşması gerçekleşmiş oldu.

Hz. Muhammed’in iki ayrı şehir insanını kardeş yapmasıyla inancı uğruna Mekke’de her şeyini bırakan muhacirlerin mali sıkıntıları hafiflemiş oldu. Bunun yanında İslam kardeşliğinin temelleri somut bir şekilde atılarak ensar ve muhacirin güven içinde dostça ve kardeşçe yaşamaları da sağlandı.

KARŞILAŞTIRALIM
İslam dinini kabul etmeden önce Evs ve Hazreç kabileleri, aynı atanın soyundan geldikleri hâlde yıllarca savaşmışlardı. Kabileler arası yaptıkları savaşlarda tükenecekleri bir sırada Allah, hidayetini lutfe dip İslam sayesinde onları kurtardı ve kardeş topluluklar hâline getirdi. Böylece birbirlerine kenetlendiler. İslam’a girmede âdeta birbirleriyle yarıştılar.
Evs ve Hazreç kabilelerinin nasıl “ensar” haline dönüştüğünü İslam’dan önceki hayatlarıyla birlikte düşünerek karşılaştırınız.

Peygamberimizin tesis ettiği bu anlaşma gereğince ensar ve muhacir kardeşler birbirlerine mirasçı olmuşlardı. Ancak Bedir Savaşı’ndan sonra inen “...Allah’ın kitabına göre yakın akrabalar birbirlerine (varis olmaya) daha uygundur...” ayetiyle mirasçılık hükmü kaldırıldı.

YORUMLAYALIM
Muhacirler, “ensar kardeşlerimiz, bize malmülk verdi, iaşemizi temin etti.” diyerek tboş otunnuyorlardı. Her biri elinden gelen gayreti göstererek mümkün oldukça kimseyeyük olmamaya çalışıyordu. Bunun en canlı örneği, ensardan Sa'd bin Rebi'nin yaptığı teklife, muhacirlerden olan Abdurrahman bin Avf’ın verdiği cevaptır.

Hz. Peygamber tarafından birbirlerine kardeş tayin edilen Sa’d bin Rebi, Abdurrahmân bin Avf’a, “Ben, mal bakımından Medineli Müslümanların en zenginiyim. Malımın yarısını sana ayırdım!” demişti. Büyük sahabe Abdurrahman bin Avf’ın verdiği cevap, yapılan teklif kadar ibret vericiydi: “Allah, sana malını hayırlı kılsın! Benim onlara ihtiyacım yok. Bana yapacağın en büyükiyilik, alış veriş yaptığınız çarşının yolunu göstermendir.” Ertesi sabah, Kaynuka çarşısına götürülen Abdurrahmân bin Avf, yağ, peynir gibi şeyler alıp satarak ticarete başladı. Çok geçmeden epeyce bir kazanç elde etti ve kısa zamanda Medine’nin sayılı tüccarları arasında yer aldı.
Yukarıdaki metni muhacirensar ilişkileri açısından yorumlayınız.

1.2. Mescidi Nebevi’nin Yapılması ve Bölümleri
Peygamberimiz Medine’ye vardığı zaman Müslümanlar onu misafir etmek için, “Bize buyur ey Allah’ın Resulü!” diye bineğinin yularından tutarak davet etmişlerdi. O ise bineğinin nerede durursa orada ineceğini söyledi. Peygamberimizin bineği Sehl ve Süheyl adlı iki yetimin arsasında durdu. Daha sonra Peygamberimiz bu yetimlerin arsasını satın alarak oraya mecsit yapmaya karar verdi.

Mescidin inşasına arsanın düzeltilmesi ile başlandı. Burada bulunan hurma ağaçları kesildi ve tüm sekler düzeltildi. Binanın temelinde taş, duvarlarında ise kerpiç kullanıldı. Kesilmiş olan hurma dalları mescidin kıblesine dizildi. Bunların üzerine hurma ağaçlarının dal ve yapraklarından çatı yapıldı.

Mescidin kıblesi Kudüs’e doğruydu ve üç kapısı vardı. Birinci kapı bugünkü kıble duvarında, yani güney kısımda, ikinci kapı ise doğu kısmındaydı. Peygamberimiz bu kapıyı kullanırdı. Üçüncü kapı ise batı yönünde bulunuyordu. Kıble, Kudüs’ten Kâbe’ye çevrilince güney yönündeki kapı kapatılarak kuzey yönünde yeni bir kapı açıldı.
Diğer kapılarda herhangi bir değişiklik yapılmadı. Mescidin inşası yaklaşık yedi ay sürdü. Yapımı tamamlandıktan sonra Hz. Muhammed yedi ay boyunca yanında misafir olarak kaldığı Eyüp elEnsari’nin evinden ayrılarak mescidin bir bölümünde ailesiyle beraber kalması için kendisine tahsis edilen odaya geçti.

BİLGİ KUTUSU
Peygamberimiz, mescidin temelinin kazılması aşamasından çatısı örtülenedek inşaatın bütün safhalarında diğer Müslümanlarla birlikte çalışmıştır.

Başlangıçta mescide minber yapılmadığından Hz. Peygamber cuma hutbelerini bir hurma kütüğüne dayanarak veriyordu. Daha sonra buraya bir minber yapıldı.
Hz. Peygamber Mescidi Nebevi’yi çok amaçlı kullanmıştır. Öncelikle bu mescit bir ibadet mekânıdır. Müslümanların vakit namazlarını ve cuma namazını cemaatle kılmak için toplandıkları kutsal bir mekândır. Bunun yanında ashabı suffenin ilmî faaliyetlerde bulunduğu bir eğitim kurumu görevini de yerine getirmiştir.

Mescidi Nebevi’de, dışarıdan gelen komşu kabilelerin elçileri kabul edilirdi. Özellikle 626 yılından itibaren Medine’ye çeşitli bölgelerden gelen heyetler Peygamberimizle bu mescitte görüşürdü. Bunun yanında burada savaş ve barış gibi önemli kararlar alınırdı. Hz. Peygamber, dışarıdan gelecek bir saldırıya karşı nasıl bir önlem alınacağını ve herhangi bir yere düzenlenecek seferleri burada sahabelerle istişare ederdi. Daha sonra da bu karar uygulanırdı. Eğer orduyu bizzat kendisi kumanda edecekse mescitte iki rekât namaz kılar, sonra zırhını giyinmiş olarak buradan çıkar ve kapıya getirilen atına binerek seferi başlatırdı. Seferden dönüşte de doğruca mescide gider, yine iki rekât namaz kılar ve seferin değerlendirmesini yapardı.

SUNU HAZIRLAYALIM
Eyüp elEnsari: Asıl ismi Halit bin Zeyd’dir. Medine’nin Hazreç kabilesindendir. Hz. Peygamberi yaklaşık yedi ay evinde misafir etmiştir. Bu misafirlik günlerinde Hz. Eyüp, Hz. Peygamberle ilgili olarak tatlı bir hatırasını şöyle anlatıyor: “Allah Resulü evimizin alt katına yerleşmişti. Ben de üst katta odada idim. Bir gün yukarıdan yere bir miktar su dökülmüştü. Suyun tavandan sızarak Resulullahın üzerine gelmemesi için suyu bir bez parçası ile kurutmaya çalıştık. Bunun üzerine Resulullahın yanına inip dedim ki: Ya Resulullah senin bulunduğun bir yerin üstünde bulunmak bize yakışmaz, yukarıdaki odaya teşrif eder misiniz? Resulullah o günden sonra üst katta kaldı.”
Hz. Eyüp elEnsari İstanbul’un fethi için yapılan sefere katılmıştı. Yaşının çok ilerlemesinden dolayı İstanbul’a yaklaştıkları bir sırada hastalanmıştı. Öldüğü takdirde cenazesinin ordunun varacağı en ileri noktaya kadar götürülmesini ve o yerde gömülmesini vasiyet etmişti. O, vasiyet ettiği şekilde defnedilmiştir. Mezarı bugün İstanbul’un Eyüp ilçesindeki Eyüp Camii’nin avlusunda bulunmaktadır.

Eyüp elEnsari ve türbesi hakkında arkadaşlarınızla beraber bir sunu hazırlayınız.

Mescidi Nebevi bazen savaşta yaralanan askerlerin tedavi edildiği bir mekân görevini de üstlenmiştir. Örneğin, Hendek Savaşı’nda yaralanan Sa’d bin Muaz, mescitte bir çadırda tedavi edilmiş; fakat kurtarılamamıştı.

Bu mescit, Hz. Muhammed’in vefatına kadar İslam toplumunun ana konularını ilgilendiren önemli hususlann çözümlendiği bir mekân olmuştur. Daha sonra İslam topraklarının genişlemesi, nüfusun artması ve farklı ihtiyaçların da ortaya çıkmasından dolayı mescit dışında başka kurumlar da (hastane gibi) inşa edilmeye başlanmıştır.

DEĞERLENDİRELİM
Hz. Muhammed, Mescidi Nebevi'nin bitişiğine "suffc" adı verilen bir yer yaptırmıştı. Burada genellikle yoksul, kimsesiz ve yetim kişiler kalırdı. Bunlar, çoğunlukla Peygamberimizin yanında bulunur, ona gelen ayetleri öğrenir, konuşmalarım dinlerdi. Ayrı ca suffede kalanlar, yeni bilgiler öğrenmeye ve kendilerini geliştirmeye çalışırlardı. Bunlar arasında yabancı dil öğrenenler bile vardı. Suffede yetişenler, Peygamberimiz tarafından başka topluluklara İslam’ı anlatmak ve öğretmek için gönderilirdi.

Örneğin, suffede öğrenim gören Muaz bin Cebel, Yemen bölgesine Kur’an ve dini öğretmek için gönderilmişti.

Hz. Muhammed Bedir Savaşı’nda esir alınan bazı kimseleri, suffede öğretmen olarak görevlendirdi. Bu kişilere, on Müslümana okuma yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakılacağı sözü verildi. Sonuçta bir kısmı görevini tamamlayınca serbest kalarak Mekke’ye döndü. Bir kısmı ise Müslüman oldu ve burada öğretmenliğe devam etti.
Ashabı suffenin eğitim öğretim açısından önemini düşünerek cami ve mescidin İslam’daki yerini arkadaşlarınızla değerlendiriniz.

1.3. Nüfus Sayımı
Peygamberimiz, Medine’ye yapılabilecek baskınları önceden haber almak ve komşu Arap kabileleri ile anlaşmalar yapmak üzere şehir dışına küçük askerî birlikler çıkarıyordu. Bu birliklerin bazısına da bizzat kendisi katılıyordu.

Hz. Muhammed, savaşı temenni etmemekle birlikte muhtemel bir savaşta Müslümanların kuvvetini tespit etmek amacıyla nüfus sayımı yapılmasının gerekli olduğunu düşündü. Peygamberimiz bu maksatla arkadaşlarına şehirde ne kadar Müslüman yaşıyorsa isimlerini yazıp getirmelerini istedi. Sahabeden görevlendirilen kimseler, Peygamberimizin isteğiyle şehirde bir nüfus sayımı yaptı. Hazırlanan listelere bin beş yüz kişinin ismi yazılmıştı.
 
DÜŞÜNELİM
MescidiNebevi'ninüzerine inşa edildiği arsa, Es'at bin Zürare'nin vesayetinde bulunan Sehl ve Süheyl adında ensardan iki yetim çocuğa aitti. Hz. Peygamber burasını mescit yapmak üzere satın almak için çocuklarla konuştu. Çocuklar, bu arsayı karşılıksız olarak bağışlamak istediler. Peygamberimiz bunu kabul etmedi, onlardan arsayı satın aldı. Peygamberimizin yetimlerin haklarına karşı gösterdiği hassasiyetini düşününüz.
 
Nüfus sayımında tespit edilen bin beş yüz Müslümandan başka, Medine’de henüz Müslüman olmamış bir çok Arap kabilesi de bulunmaktaydı. Yahudiler de önemli bir nüfusa sahipti. Bu iki grup da nüfusa katıldığından şehirde yaklaşık on bin kişi yaşamaktaydı.

TARTIŞALIM
Hz. Muhammed Medine’ye hicretinden kısa bir süre sonra niçin nüfus sayımı yaptırmıştır? Arkadaşlarınızla tartışınız.
 
1.4. Medine Sözleşmesi
Hz. Peygamber Medine’ye geldiğinde şu gruplar bulunuyordu:
• Muhacir ve ensardan meydana gelen Müslümanlar.
• Beni Kaynuka, Beni Nadir ve Beni Kureyza’dan meydana gelen Yahudiler.
• İslam’a girmemiş olan Araplar.

Hz. Peygamber Medine’ye hicret ettiği sırada burada bütün şehir halkını içeren bir idari yapı yoktu. Her kabile kendi içinde birlik oluşturuyordu. Hz. Peygamber bu dağınıklığı gidermek amacıyla önce ensarla muhacir arasında kardeşlik anlaşmasını gerçekleştirerek Müslümanlar arasında toplumsal kaynaşmaya yönelik önemli bir adım attı. Fakat Medine’de sadece Müslümanlar yaşamadığı için bu yeterli değildi. Şehirde yaşayan diğer topluluklarla da anlaşmak gerekiyordu. Bu anlaşma sağlanırsa şehir, dışarıdan gelecek saldırılara karşı tam bir birlik ve dayanışma içerisinde savunulabilirdi. Bundan dolayı Hz. Muhammed, Müslümanların yanı sıra Medine toplumunu oluşturan Yahudileri ve diğer Arap kavimleri bir şehir devleti halinde teşkilatlanmaya ikna etti. Durumu görüşmek üzere Enes bin Malik’in evinde bir toplantı yapıldı. Bu toplantıya katılanlar, Medine toplumunu oluşturan bir sözleşme üzerinde anlaşmaya vardılar.
 
DÜŞÜNELİM
Medine Sözleşmesi’nin Bazı Maddeleri Şunlardır:
• Yahudiler kendi dinlerinde serbest kalacaklar.
• Müslümanlarla Yahudiler, barış içinde yaşayacaklar.
• Dışarıdan bir saldırı olursa Medine birlikte savunulacak.
• Müslümanlarla Yahudiler arasında bir anlaşmazlık çıkarsa Hz. Muhammed hakem kabul edilecek.
• İki taraftan biri, üçüncü bir tarafla savaşırsa birbirine yardımcı olacaklardı.
• Kan diyetleri kabileler arasında eşit olarak ödenecek.
Yukarıdaki maddeleri okuyarak Medine Sözleşmesi’nin toplumsal barışa olan katkısını düşününüz.
 
Medine Sözleşmesi’yle Medine’deki bütün halk siyasi bir birlik etrafında birleşmiş oldu. Farklı dinlere mensup toplulukların bir arada yaşamalarını sağlayan bu sözleşme şehre dışarıdan yapılacak olan her türlü düşman saldırısına karşı taraflara ortak sorumluluklar yüklüyordu.

Sözleşmede açık bir biçimde Yahudilerin Mekkeli Kureyşlilere ve onların müttefiklerine yardım etmeleri yasaklanıyordu. Bunun yanında bir düşman saldırısı hâlinde buna karşı çıkmak üzere MüslümanYahudi ittifakı kurulacak, şehrin savunması için gereken masraflar ortak olarak karşılanacaktı. Fakat Medine dışında yapılacak bir savaş hâlinde hiçbir topluluğun diğerine yardımda bulunma sorumluluğu olmayacaktı.

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 10.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 10.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 10. Sınıf Siyer Dersi

İmam Hatip 5. Sınıf Temel Dini Bilgiler Eğitim Seti 6 DVD
Yorumlar