Hz. Muhammed (s.a.v) in Yetişkinlik Dönemi
İmam Hatip 6. Sınıf Temel Dini Bilgiler Eğitim Seti 5 DVD

Hz. Muhammed (s.a.v) in Yetişkinlik Dönemi

4. Hz. Muhammed’in Yetişkinlik Dönemi


Hz. Muhammed’in evliliğinden peygamberliğine kadar olan yetişkinlik döneminde nasıl bir hayat sürdürdü ğüne dair kaynaklarda detaylı bilgi verilmemiştir. Ancak ticaretle meşgul olduğu ve yeteri derecede kazanç sahibi olduğu bilinmektedir. Öte yandan eşi Hz. Hatice’nin ticari işlerini de sürdürmüştür. Şam, Ürdün, Yemen, Umman ve Bahreyn başta olmak üzere Arabistan’ın çeşitli bölgelerine ticari seferler düzenlemiştir. Hatta Habeşistan’a bile gitmiş olabileceğine dair rivayetler kaynaklarda yer almıştır.

Hz. Peygamber, çocukluğundan beri çevresini düşünen biri idi. Ailesini, akrabalarını ve yaşadığı top lumun haklarını daima gözetirdi. Onların sıkıntılarını ve sevinçlerini paylaşırdı. Yardımlarına koşardı. Bu tutumunu yetişkinlik döneminde de aynen sürdürmüştür. Nitekim Hz. Ali’yi evine alıp bakımını üstlenerek amcası Ebu Talip’in yükünü hafifletmiştir. Durumu iyi olan diğer amcası Abbas’a da Cafer’i yanına alması için ricada bulunmuştur.

İlk vahyin gelişinde Hz. Muhammed’in yaşadığı tereddüt ve heyecanı teskin etmek için Hz. Hatice’nin söylediği sözler, Peygamberimizin bu dönemde nasıl bir hayat yaşadığını göstermektedir.

Hz. Muhammed, çok vefakârdı. Bunu öncelikle aile büyüklerine karşı göstermiştir.
Altı yaşında kaybettiği annesini hayatının sonuna kadar unutamamıştır. Yıllar sonra bir gün Ebva köyünden geçerken annesinin kab rini ziyaret etmiş, kabrin üzerini düzeltmiş tir. Sonra da gözyaşlarına hâkim olamamış, niçin ağladığını soranlara, “Annemin benim hakkımdaki şefkat ve merhametini düşün düm de onun için ağladım.” demiştir. Hz. Muhammed, henüz kendisi doğmadan önce vefat eden babasının mezarını da zaman za man ziyaret ederdi.

Dedesinin yanında kaldığı süre içinde onunla bakıcısı Ümmü Eymen ilgilenmiş ti. Hz. Muhammed, hayatı boyunca Ümmü Eymen’in yaptığı iyilikleri de unutmamıştır.
Gördüğü her yerde, ona sevgisini göstermiş tir. Hz. Muhammed, dedesinin vefatına çok üzülmüş, defni sırasında gözyaşlarını tuta mamıştır. Henüz çocukluk yaşlarında iken çok sevdiği dedesinin acısını yüreğinde his setmiştir. Peygamberimiz, amcası Ebu Talip’i ve onun ailesini de çok sever ve sayardı. Bu ailenin Hz. Muhammed’e çok iyiliği dokunmuştu. Aile,yoksul olmasına rağmen Hz. Muhammed’i yanlarına almış ve ona öz çocukları gibi bakmıştı.

Hz. Muhammed de ticaretle uğraşarak varlıklı hâle geldikten sonra amcasına destek olmuştu. Hz. Muhammed amcası Ebu Talip’in hanımı Fatıma binti Esed’e son derece saygılı davranırdı. O, Medine’ye hicret ettiğinde Hz. Peygamber, onu sık sık ziyaret ederdi.Vefat edince çok üzülmüş ve sebebini soranlara, “Nasıl üzülmeyeyim. Ben yetim bir çocuk olarak ona sığınmışken o, çocuklarını aç tutar, beni beslerdi. Onlardan önce benim saçlarımı tarardı. O, benim anam gibi idi.”14 diye cevap vermiştir.


4.1. “Emin Kişi” Olarak Anılması
Hz. Muhammed, gençliğinde her türlü cahiliye kötülüklerinden, putlardan, kumardan, içki meclislerinden ve çirkin eğlencelerden uzak durmuştur. Hz. Peygamber, çocukluk, gençlik ve ye tişkinlik yıllarında her zaman erdemli davranışlarda bulunmuş, toplumun takdirini kazanmıştır.

ÖRNEK ALALIM
“Hiç korkma!... Allah seni asla kötülük içine at maz. Allah sana mutlaka iyilikle muamele edecektir. Çünkü sen yakınlarına yardım ediyor, ailene bakıyor, hayatını dürüstlükle ka zanıyor, diğer insanların doğruluktan ayrılmamalarını sağlıyor ve yetimlere sı ğınabilecekleri bir yer temin ediyorsun.

Sözünde doğru, emanete hıyanet etmez, hiçbir dayanağı olmayanların yardımcısı, muhtaçlara iyilik için koşan ve herkes ile iyi geçinip nezaketle muamele eden bir kimsesin.”

Onun gençlik dönemine rastlayan ve herkese örnek olan erdemli davranışlarından biri de Kâbe hakemliğidir. Yeryüzünün ilk mabedi olan Kâbe, Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından inşa edilmiştir. Hasar gördükçe zaman zaman ya tamir edilmiş veya yeniden yapılmıştır. Hz. Muham med otuz beş yaşlarında iken bir sel felaketinden dolayı büyük hasar gören Kâbe Mekkeliler ta rafından onarıma alınarak eski temeller üzerine yeniden yapılmıştı. Sıra Hacer i Esvet’in yerine konulmasına gelince anlaşmazlık çıkmış ve kabileleler neredeyse birbirleriyle savaşacak duruma gelmişti.

Bunun üzerine Kureyş’in ileri gelenlerinden Ebu Ümeyye bin Mugire, “ Beni Şeybe ka
pısından Kâbe’ ye ilk girecek kimseyi hakem tayin edelim.” deyince orada bulunan herkes bu fikri kabul etmiştir. Hz. Muhammed o kapıdan girince de çok sevinmişler ve bu güvenilir kimsenin hükmüne karakteri ve dürüstlüğü ile herkesin güvenini ka ndı. İnsanlar ona dürüst ve güveni gelen “Muhammed’ül Emin” Muhammed) ismi ni vermişti. Mekke’de “el Emin” (emin kişi) denildi ğinde Hz. Muhammed akla gelirdi. Durum kendisine anlatılınca Hz. Peygamber, Hacer i Esvet’i bir örtü içine koydu. Bütün kabile reisle rinin katılımı ile örtüyü kal dırdı ve taşı kendi elleriyle yerine yerleştirdi. Böyle ce sorun giderilmiş ve barış sağlanmış oldu.

Bu olay Hz. Muhammed’e ne kadar gü venildiğini göstermektedir. Hz. Muhammed, çocuklu ğundan itibaren temiz bir hayat yaşayarak bu güven ve saygın lığı kazanmıştır. Yüce Allahda “ Ömrüne andolsun...” buyurarak onun bu örnek ya şantısına işaret etmiştir.


peygamber efendimizin gençliği


4.2. Hira Günleri
Hz. Muhammed, kırk yaşlarına doğru, ya şadığı toplumun kötülüklerinden uzak kalmak için yalnızlığı seçiyordu. Dedesi Abdülmut talip ve bazı Haniflerin yaptığı gibi ramazan ayı gelince Mekke yakınlarında bulunan Nur Dağı’ndaki bir mağaraya gider ve orada inzi vaya çekilirdi. Orada ibadetini yapar ve tefek kür ederdi. Zaman zaman ihtiyaçları için şehre iner, erzak alır tekrar Hira’ya dönerdi. Dinî ve ahlaki bozulmalar onu çok rahatsız ediyordu.

O, çocukluğundan beri bir Hanif gibi yaşıyor du. Toplumun kötü yaşantısını benimsemi yordu. Fakat o, buna rağmen daima toplumu düşünüyordu. Ancak onları bu ahlaki çökün tüden kurtaracak çareyi bulamıyordu. O, âde ta bir çıkmazda idi. Ne yapacağını şaşırmıştı.

Kur’an’da Allah, o zamanki hâline işaretle Peygamberimize hitaben, “O, (Rabb’in) seni şaşırmış hâlde bulup doğru yola iletmedi mi?”  buyurmuştur.

Hz. Peygamberin bu ibadet ve tefekkür hâli vahiy gelinceye kadar devam etti. Bu süreçte bazı rü yalar görüyordu. Bu rüyalar aynen çıkıyordu. Bu durum, peygamberliğe bir hazırlıktı. Vahyin gelişine kadar bu tür rüyalar devam etti.

Allah, onu küçüklüğünden itibaren peygamberlik için hazırlamıştı. O, şirk, zulüm, putlara tapmak ve her türlü kötülükten uzak durmuştu. Hz. Muhammed, yaşadığı toplumda sadakati, dürüstlüğü ve güzel ahlakı ile tanınmıştı.

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 10.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 10.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 10. Sınıf Siyer Dersi

İmam Hatip 5. Sınıf Hz. Muhammed'in Hayatı Eğitim Seti 6 DVD
Yorumlar