Hz. Muhammed (s.a.v) in Gençlik Dönemi
İmam Hatip 5. Sınıf Hz. Muhammed'in Hayatı Eğitim Seti 6 DVD

Hz. Muhammed (s.a.v) in Gençlik Dönemi

3. Hz. Muhammed’in Gençlik Dönemi

Hz. Muhammed, yirmi beş yaşına kadar amcası Ebu Talip’in yanında ve himayesinde kaldı. Ebu Talip Mekkelilerin saygısını kazanmış, üstün vasıflı bir kişi idi. Aynı zamanda Hz. Ali’nin de baba sı olan bu hoşgörülü ve merhametli insan, Hz. Muhammed’i en az kendi çocukları kadar severdi. Peygamberimizin ikinci annem dediği Ebu Talip’in hanımı Fatıma binti Esed, kendi çocuklarından önce onu yedirir, giydirir ve saçlarını tarardı. Ebu Talip, Mekkelilerin çoğu gibi ticaretle uğraşıyordu. Peygamberimiz de amcasına yardım amacıyla on yaşlarındayken başkalarının koyunlarını güderek çobanlık yapmıştır.

İslam öncesi Cahiliye Dönemi Arap kabileleri sürekli birbirleriyle savaşırlardı. Çoğu kez basit bir nedenle çıkan bu savaşlar uzun süre aralıksız devam ederdi. Dolayısıyla asayiş bozulur, can ve mal emniyeti ortadan kalkardı. Kâbe’yi ziyaret etme imkânı bile kalmazdı. Hiç olmazsa belli zamanlarda savaşa ara verip güven içinde dolaşmak, alışveriş yapmak ve Kâbe’yi rahatça ziyaret etmek için haram aylarda savaşmak yasaklandı.

Hz. Muhammed on beş yirmi yaşları arasındayken Kureyş ve müttefiki Kinane ile Kays Aylan kabileleri arasında başlayan ilk Ficar Savaşları devam ediyordu. Haşimoğullannın sancaktarı Hz. Pey gamberin amcası Zübeyr idi. Hz. Muhammed, bu savaşlarda geri planda durup çatışmaya girmedi. Bu savaşları Kureyş kazandı. Ardından bir anlaşma imzalandı. Ancak intikam için yapılan bu savaşlar farklı kabileler arasında sık sık meydana geliyordu.

Cahiliye Döneminde Arabistan ve Hicaz’da huzursuzluk ve güvensizlik hâkim olmuştu. Bu durum zaman zaman iyiye doğru gitse de İslamiyetin gelip barışı sağlamasına kadar devam etti.

İslam, barış dini olduğu için haram ayların kutsallığını kaldırmamış ve bu aylarda savaşmayı ya saklamıştır. Bu konuda yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mes cid i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Fitne ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir ola rak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehen nemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır. ”
Bu ayet, İslam’ın barış için her fırsatı değerlendirdiğini ve zorunlu olmadıkça savaşı tasvip etme diğini göstermektedir.

3.1 Erdemliler Birliğine (Hilfu’l Fudul ) Katılması
Cahiliye Arapları arasında zaman zaman yapılan ittifak, dostluk ve dayanışma yeminleri vardı. Bu yeminlerin her birinin amaçları ve şartları farklı idi. Genelde bir güçlü kabile ile bir zayıf kabile ahitleşir ve zayıf taraf kuvvetlinin himayesine girerek kendini emniyette hissederdi.

Basit nedenlerle çıkan ancak büyük haksızlık ve yıkımlara sebep olan ficar savaşlarından dolayı Mekke’de can ve mal emniyeti tehlikede idi. Bu durum özellikle hac ve ticaret için dışarıdan gelenleri ve yerli, zayıf insanları fazlaca etkiliyordu. Onlar sık sık zulme uğruyor ve gasp ediliyorlardı. Güçlü ler, yabancıların malına el koyuyordu. Karşılığında tek kuruş ödemiyorlardı. Haksızlığa uğrayanlar, hakkını arama ve karşı koyma cesaretini gösteremiyorlardı. Kureyş’in ve Mekke’nin itibarı zedeleni yordu.

Bir gün Mekke’ye dışarıdan bir tüccar gelmişti. Mekke’nin ileri gelenlerinden biri bu tüccarın malını gasbetti. Tüccar, Mekkelilerden yardım istedi. Fakat kimse ona yardım etmedi. Sonra bu tüccar yüksek bir yere çıkarak Mekkelilere şöyle seslendi: “Ey Mekkeliler! İçinizde hiç adaleti, hakkı savu nan, haksızlığa uğrayanlara yardım eden kimse yok mu? Ticaret malı ile Mekke’de zulme uğrayan kimseye yardım ediniz.. ,”5 Bu çağrıya karşılık olarak Mekke’nin ileri gelenleri ne yapabileceklerini düşündüler.

Peygamberimizin amcası Zübeyr de Mekke’deki bu durumdan çok rahatsızdı. Savaştan zarar gö renlere yardım etmek ve ficar savaşları konusunda bir durum değerlendirmesi yapmak üzere ileri gelenlere bir toplantı teklif etti. Abdullah bin Cüdân’ın evinde gerçekleşen bu toplantıya Haşim, Zühre ve Teym aileleri katıldılar. Ancak yaşlı ve ileri gelenlerin katılabildiği bu toplantıya yirmi yaşlarındaki Hz. Muhammed de davet edilmişti. Çünkü o, güvenilir ve saygın bir kişiydi. Haktan, barıştan ve ada letten yana idi. Hz. Muhammed bu toplantıya katılmış ve peygamberlikten sonra da bu sözleşmeden hep övgüyle bahsetmiştir. Böyle bir teklif gelirse yine katılırım demiştir.
Bu konuda:“ İslam, Cahi liye Döneminde yapılan böyle anlaşmaları ancak destekler.”6 buyurarak bu anlaşmanın arkasında durmuştur.

Toplantıya katılanlar yaptıkları görüşmeler neticesinde aşağıdaki kararları alarak aralarında bir antlaşma imzalamışlardır. Bu kararlar şunlardır:
1. İster Mekke içinden ister dışından olsun, haksızlığa uğramış kimse bırakılmayacaktır.
2. Mekke’de zulme asla fırsat verilmeyecek ve zalime asla müsamaha gösterilmeyecektir.
3. Hakkını alıncaya kadar haksızlığa uğrayanla beraber hareket edilecektir.

DÜŞÜNELİM
Hz. Muhammed şöyle buyurmuştur:
“ Abdullah bin Cüd’an’ın evinde bir antlaşmada bulundum ki, bana karşı lığında mor koyunlar verseler onun bozulmasını istemem. Şayet İslam’da da böyle bir antlaşmaya çağrılsam hemen katılırım”

Peygamberimizin bu sözlerini, onun haksızlıklara karşı duyarlı oluşu yönünden düşününüz.
Bu konudaki kararlılıklarının bir ifadesi olarak cemiyet üyeleri, şöyle yemin etmişlerdir:
“Allah’a yemin ederiz ki zulme uğrayanın yanındayız. Zalimin, gaspettiğini sahibine iade edinceye kadar hepimiz bir tek el gibi olacağız. Bu birlik, denizlerde bir damla su kaldığı Hira ve Sibir dağları yeryüzünde dikili durduğu müddetçe devam edip gidecektir. Zulme uğrayanın mali durumunda tam eşitliği sağlanıncaya kadar birlik de devam edip gidecektir.”

Erdemliler Encümeni olarak da bilinen Erdemliler Birliği, (Hilfu’l Fudul) Kureyş’ten bazı erdem li kimselerin bir araya gelerek kurdukları ve peygamberimizin de katıldığı birliğin adıydı. Mekke’de zayıf ve kimsesizlerin haklarını savunmak, adaleti tesis etmek ve zulme son vermek bu teşkilatın en önemli hedefiydi. Bu birlik, uzun süre etkin bir biçimde faaliyetlerini sürdürmüştür.

Hilfu’l Fudul üyeleri, çok kere mazlumun hakkını almak üzere devreye girip adaleti sağlamış ve Mekkelilerin takdirini kazanmıştır. Bu teşkilat, haksızlık yapanlara karşı caydırıcı olmuştur. Çünkü bu üç güçlü kabile ile çatışmayı kimse göze alamıyordu. Hz. Muhammed, haksızlığa uğramış bir ya bancının hakkını bizzat kendisi Ebu Cehil’den alıp hak sahibine vermiş ve Ebu Cehil ona bir zorluk çıkaramamıştır.

3.2. Ticaretle Uğraşması ve Hz. Hatice ile Evlenmesi
Hz. Muhammed, amcası Ebu Talip’in yanında küçük yaşlarda ticaretle meşgul olmaya başladı. Daha dokuz on yaşlarında iken Ebu Talip, ticaret için gittiği Suriye’ye onu da götürdü. Busra kasabasında Peygamberimizin rahip Bahira ile görüştüğü rivayetleri bu seyahatle ilgilidir. Rivayetlere göre Bahira, İncil’de verilen bilgiler ışığında onun beklenen peygamber olabileceğini amcasına söylemiştir.

Peygamberimiz on yedi yaşlarında iken amcası Zübeyr ile Yemen’e giden bir ticaret kervanına iştirak ederek ticari bilgi ve görgüsünü daha da geliştirmiştir. Hz. Muhammed, dürüstlüğü ve zekâsı ile herkesi kendisine hayran bırakmıştı. Onu Muhammedü’l Emin (Güvenilir, dürüst Muhammed) diye isimlendirmişlerdi. Amcalarıyla gittiği ilk ticari seferlerden sonra Mekke li zenginlerin ticaret kervanlarını tek başına sevk ve idare etmiş ve çok başarılı olmuştur. Ayrıca bazı kimselerle ortaklık da yapmıştır. Örneğin, Saib bin Abdullah adındaki Mekke li bir tüccar, peygamberlikten önce Hz. Muhammed ile ticari ortaklık yapmış ve çok memnun kalmıştır. İslamiyetten sonra bu zat Müslüman olmuş, zaman zaman Peygamberimizle ortaklık yaptıkları yıllardaki güven ve başarısından hep övgü ile bahsetmiştir.

Hz. Muhammed, çocukluğundan itibaren Suriye ve Yemen’e yaptığı seyahatlar yanında gençlik ve yetişkinlik dönemlerinde de çeşitli bölgelere ticari seferlerde bulunmuştur. Hz. Muhammed’in zekâsı, dürüstlüğü ve başarısı, Kureyş’in asil bir ailesinden olan Hatice’nin dikkatini çekmişti. Hatice, Pey gamberimize ticaret ortaklığı teklif etti. Hz. Muhammed bu teklifi kabul etti. Mekkeli bu saygın ve zengin kadın, kölesi Meysere’yi yardımcı olarak Hz. Muhammed’in yanına verdi. Hz. Peygamberin yönetiminde Suriye’ye bir ticaret kervanı gönderdi. Bu kervanı o tek başına sevk ve idare ederek Suriye’ye gidip geldi. Bu seyahat onun Suriye’ye yaptığı ikinci ticari seferdi. Bu ticaretten bekle nenden fazla kâr edildi. Meysere, onun mükemmel kişiliğini, iffet, mertlik ve merhametini överek Hatice’ye anlattı.

Hatice’nin ona karşı olan saygı, güven ve takdir hisleri daha da güçlendi. Aracılar koyarak her konuda hayran kaldığı Hz. Muhammed’e evlilik teklif etti. Peygamberimiz bu teklifi kabul etti. Ha tice, meşhur ve iffetli bir kadındı. Mekkeliler onu tahire (temiz kadın) ve afife (iffetli kadın) olarak bilirlerdi. Ebu Talip, onu amcası Amr bin Esed’ den istedi. Mekke’nin ileri gelenlerinin de katıldığı bir merasim ile evlendiler. Ebu Talip ve Varaka bin Nevfel taraflar adına birer konuşma yaptılar. Nikâh, Varaka bin Nevfel tarafından kıyıldı. Develer kesilip misafirlere ziyafet verildi.

Hz. Muhammed ve Hz. Hatice çok mutlu ve uyumlu bir evlilik hayatı yaşadı. Hz. Hatice, Hz. Muhammed’e her konuda destek oldu. Zorda kaldığı zamanlarda hep onun yanındaydı. Ona güvenir, inanır ve her konuda yardımcı olurdu. Hz. Muhammed de onu çok severdi. Bu evlilikten ikisi erkek dördü kız olmak üzere altı çocukları oldu. Erkek çocuklarının isimleri Kasım ve Abdullah’tır. Her ikisi de küçük yaşlarda vefat etti. Kızlarının adları ise Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma’dır. Cahiliye Arapları kız çocuklarını uğursuz sayarken Peygamberimiz, kızlarının hepsini özenle büyütüp evlendirdi. Peygamberimiz, Hz. Hatice’nin sağlığında başka bir hanımla evlenmedi. Daha sonraları evlendiği Mısırlı Mariye’den de bir oğlu doğdu. Onun adı ise İbrahim’di. Hz. Fatıma hariç tüm ço cukları Peygamberimizden önce vefat etti. Onun soyu, Hz. Ali ile evlenen Fatıma’nın çocukları ile devam etti.

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 10.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 10.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 10. Sınıf Siyer Dersi

5. Sınıf Kuran
Yorumlar