Hint ve Doğu Asya Dinleri
İmam Hatip 5. Sınıf Temel Dini Bilgiler Eğitim Seti 6 DVD

HİNT VE DOĞU ASYA DİNLERİ

1. Hint Dinleri
Hint Yarımadası’nda doğmuş ve gelişmiş dinlere Hint Dinleri denir. Bunların felsefeleri genel olarak birbirlerine benzemekle birlikte tarihî gelişimleri veya kurucuları açısından kendilerine has özellikleri vardır.

Hint Dinleri
Hinduizm
Budizm
Sihizm
Caynizm

1.1. Hinduizmin Ortaya Çıkışı ve Temel Özellikleri
Hint Alt Kıtası’nda ortaya çıkan inanç sistemleri arasında tarihî bakımdan en eskisi Hinduizmdir. Müslümanların İndus Nehri etrafında oturan halka verdikleri ismin Farsça ifadesi olan Hindu tabiri tamamen coğrafi bir deyimdir. Bazı kaynaklarda Hinduizme Brahmanizm de denilmiştir. Hindular ise kendi dinlerini, dünyanın yaratılışı aşamasında, insanın burada huzurlu bir hayat yaşayabilmesi için Tanrı tarafından önerilen ve tesis edilen yol manasındaki “Sanatana Dharma” (Ebedî Düzen) terimiyle ifade ederler.
Hinduizm, günümüzdeki çok tanrılı inançların en renkli temsilcisidir. Köy mabetlerinde bazen sayıları yüzleri bulan putlar bulunur. Hintli Müslümanlarla iç içe yaşayan Hindular dünya nüfusunun yaklaşık %12’sini oluştururlar.

Hinduizm, Hint Yarımadası’yla sınırlı bir din oluşu itibarı ile etnik kökenlidir. O, diğer millî dinlerden, belli bir kurucusu ve inanç sisteminin olmamasıyla ayrılır. Hinduizmin bilinen tarihi, otuz beş asırdan daha uzun bir zaman dilimini kapsar. Tarihsel gelişimi “Klasik, Orta Çağ ve Modern Hinduizm” olmak üzere üç ana bölümde incelenebilir.
Klasik Dönem, miladi 9. asra kadar devam eden süreçtir.

Orta Çağ Hinduizmi, bu dinin içerisindeki değişim ve dönüşümde özellikle İslam’ın büyük rol oynadığı dönemdir. Bireyin ancak kendini sevgi ve samimiyetle Tanrı’ya adaması sayesinde kurtuluşa erebileceği inancı bu dönemin en belirgin özelliğidir. Modern Dönemde bu dindeki değişim ve dönüşümde Hristiyanlık etkili olmuştur.

UPANİŞATLARA GÖRE EVRENİN GELİŞİM SEYRİ
Saf Madde - Madde - Hayat - Bilinçlilik -  Akıl - Yetkinlik- Saf Ruh

Hinduizmde varlıkların oluşumu, saf maddeden saf ruha doğru bir süreçle ifade edilir. Bu iki uç arasında madde ve ruhtan oluşan varlıklar yer alır. Buna göre başlangıçta sadece Brahman vardı. Diğerleri ondan sudur ederek varlık sahasına çıkmıştır. Ancak bu oluşumun ne zaman ve niçin meydana geldiği belli değildir. Çünkü o, zaman sürecinin dışındadır.
Varlıklar dünyası, cansız nesneler, bitkiler, hayvanlar ve insanlar şeklinde kategorilere ayrılır.
Varlıkların Mutlak Ruh’a (Brahman) benzerlik oranı, insanlar kategorisinden aşağıya inildikçe azalır.

Ancak bu kategori içerisinde yer alanlar da aynı özelliklere sahip değildir.
Hinduizmin en belirgin özelliklerinden biri kast sistemidir. Hindulara göre kast sistemi dinî bir inançtır ve Rigveda’ya dayanır. Kast, aynı işle meşgul olan, görev ve gelenekleriyle birbirine sımsıkı sarılan insanların meydana getirdiği birlik anlamına gelir. Kastlar, tanrı Brahman’ın insan şeklinde tasavvur edilen vücudunun farklı yerlerinden yaratılmıştır. Bundan dolayı insanları farklı karakterlerde ve farklı işler yapmaya meyilli oldukları kabul edilir. Bu çerçevede herkesin öncelikle, kendi kastının gereklerini yerine getirmesi gerekir. Bireyin şu andaki hayatında çalışarak kastını değiştirme imkânı yoktur.
Ancak daha üst kastlara mensup bir kimse olarak yeniden dünyaya gelmek (reenkarnasyon) ise kişinin içinde bulunduğu kastın gereklerini eksiksiz olarak yerine getirmesiyle mümkündür.

Hint dinlerinde ahiret inancı; karma, tenasüh (ruh göçü ) ve defalarca dünyaya gelme (reen-kamasyon) inancıyla bağlantılıdır. Hinduizmde bu kavram "sam sara" terimi ile ifade edilir. Bu inanç sistemine göre tam olgunluğa ulaşamamış kimseler öldükten sonra başka bir hayat yaşamaya devam ederler.
Hinduizmde bulunan karma inancı dünya hayatındaki ilişkileri düzenleyen ahlaki prensiplerdir.

Bu prensiplere göre dünya hayatında yapılan ameller, kişinin kaderine tesir eder ve tekrar vücut bulmasında rol oynar. Ölüm, bir korku vasıtası, bir yokluk değil, bir varlıktan diğerine geçiştir. Ruhlar, ölümsüz ve ebedîdir. Kişi, karma kanunu gereği iyi veya kötü davranışlarına göre ilahî, beşerî, hayvani ya da nebati vücutlar şeklinde tekrar hayat bulur.
Yoga ve meditasyon da Hinduizmde önemli dinî kavramlardandır. Yoga, insanın beden, zihin ve manevi gücünü bir araya getirme egzersizidir. Meditasyon zihni olumsuz düşüncelerden arındırma ve bir rahatlama yöntemidir.
Hulul (enkarnasyon) ise tanrı Vi şnu’nun insan şekline girmesidir.
Hinduizmin belli bir kurucusu olmasa da kutsal metinler bakımından oldukça zengindir.
Bunların dili ise çoğunlukla Sanskritçedir.
Hintlilerde ortak ibadet sembolü, “om”dur.
Om kelimesi, Vedaları okumaya başlamadan,duadan, yemekten ve herhangi bir işe başlamadan önce söylenir.
Hinduizmde ibadet, tapınaklarda din adamları liderliğinde okunan ilahiler dışında temelde bireysel bir faaliyettir. Hindu ibadetleri, evde günlük yapılanlar, özel durumlarda icra edilen törenler ve ay takvimine göre yılın belli günlerindeki periyodik ibadetler olmak üzere üç gruba ayrılır.

BİLGİ KUTUSU
Nirvana (mokşa) terimi, kelime olarak mutlak sükûnet, aydınlanma, özgürlük ve en yüksek mutluluk anlamına gelir. Terim olarak ise doğum-ölüm girdabı ve bu sürecin sebep olduğu her türlü acı ve kederden kurtulup mutlak aydınlanmaya kavuşmak demektir. (Heyet, Yaşayan Dünya Dinleri, s. 282.)
Hint dininde hayatın her safhasını kapsayan diğer bazı ritüeller de vardır. Bunlardan biri de cenaze törenleridir. Hindular, ruhun ölmezliğine inandıkları için ölülerini gömmezler. Cesetleri yakarak küllerini kutsal kabul edilen Ganj Nehri’ne dökerler. Cenaze törenlerinden ve bu törenlere katılanlara yapılan ikramlardan amaç, ölünün yeni bir ruhsal bedene girmesine yardımcı olmaktır.

1.2. Budizmin Ortaya Çıkışı ve Temel Özellikleri
Budizm, MÖ 6. yüzyılda Hindistan’da Buda tarafından kurulmuş bir dindir. Günümüzde yaşayan büyük dinler arasındaki Budizm Hindistan’da doğmuş olmasına rağmen mensupları daha Hinduizmde kutsal sembol çok ülke dışında yaşamaktadır. Güney Asya ülkelerinde ve Uzak Doğu’da yaygın olan Budizm, bazı Batı ülkelerinde özellikle yeni bir mezhep olan ZenBudizm’le ilgi görmüş ve taraftar kazanmıştır. Günümüzde üç yüz elli, dört yüz milyon civarında Budist olduğu kabul edilir.

Budizm, Hinduizmdeki Brahman şekilciliğine ve kast taassubuna karşı bir hareket olarak ortaya çıkmıştır. Himalayaların eteğinde küçük bir bölge hükümdarının oğlu olarak dünyaya gelen Buda’nın asıl adı “Siddharta Gautama”dır. “Buda”, kendisine ilhama kavuşmuş, aydınlanmış, uyanmış anlamında sonradan verilmiş bir lakaptır. As ıl ismi olan Siddharta ise “gayesine ulaşan” anlamına gelmektedir.

Buda’nın doktrinine Pali dilinde “dhamma” denilmektedir. O, ulaştığı hayat kanununu ilan ettiğinde verdiği ilk vaazını “kanun tekerleğini döndürmek” şeklinde açıklamıştır. Bu sebeple tekerlek, Budizmin sembolü olmuştur. Buda, iki aşırılık arasında orta yolu telkin etmiştir. İki aşırılık ıstıraplı iken orta yolda, bilgi, kurtuluş ve mutluluk vardır. Bu orta yol, kişiyi nirva- naya ulaştıracaktır. Nirvanaya ulaşmak için kötü huylara sahip benliği, arzu ve ihtirası yok etmek, hikmet olgunluğuna kavuşmak gerek-mektedir. Kişi ancak nirvanaya ulaşarak tenasühten kurtulabilir.

TARTI ŞALIM
Budizmin kurucusu Buda hakkında bilgi toplayınız ve Buda’nın hayatındaki değişim süreçlerini tartışınız.
 
Buda heykeli (Boghaya)
Istırabın kaynağı olan arzu ve ihtirasların giderilmesinde başvurulan “sekiz dilimli yol” Budizmin temelini oluşturur. Bu sekiz madde, sila (ahlak), samadhi ( meditasyon) ve panna (hikmet) prensiplerinin geliştirilmiş hâlidir.

SEKİZ DİLİMLİ YOL
Doğru Bilgi Kesin İman
Doğru Amaç Doğru Düşünce
Doğru Konuşma
Doğru Davranış
Doğru Meslek
Doğru Sürekli Çaba
Doğru/Sürekli Gözetim
Doğru Konsantrasyon

Budizmde iman ikrarına “tri-ranta” (üç cevher) denir. Bu ikrar, “Buda’ya sığınırım, dhammaya (doktrin) sığınırım ve sanghaya sığınırım” şeklinde ifade edilir.
Buda, son vaazında her şeyin geçici olduğu, bu sebeple gerçek kurtuluş için gayret edilmesi gerektiğini ifade etmişti. Bu vaazından bir müddet sonra ölen Buda’nın cesedi yakılarak kemikleri ve kalıntıları stupalarda muhafaza altına alındı. Buda’nın öğretileri vefatından sonra bir araya getirilmiştir. Budizm, en güçlü dönemini Magadha Kralı Aşoka’nın Budizmi kabul etmesinden sonra yaşamıştır. Bir devlet dini hâline gelen Budizm, Hindistan dışında da yayılmaya başlamıştır. Aşoka, Budist düşüncelerin, unutulmaması için bunları Hindistan’ın çeşitli yerlerinde taş ve kaya kitabelere yazdırtmıştır.

Buda, vefat ettiği zaman geride ne bir kitap ne de bir vekil bırakmıştır. O, herkesin kendi kendine ışık tutmasını istemişti. Ancak kurmuş olduğu sangha teşkilatı onun öğretilerini yaşatmayı ve kayıt altına almayı üstlendi. Hindistan dışında Budizm; Çin, Burma, Seylan, Nepal, Tayland ve Japonya’da yayılmıştır.
 
Buda heykeli ve Buda’nın cesedinin kalıntılarının saklandığı stupalar
 
BİLGİ KUTUSU
Budizmin dört temel kutsal gerçeği şunlardır: Hayat acı ve ıstıraplarla doludur ve bunlar dünyevi var oluşun temel özelliğidir.
Acı ve sıkıntıların nedeni arzulardır.
Acı ve sıkıntıları sona erdirmek, arzu ve isteklerden vazgeçmeye bağlıdır.
Arzu ve isteklerin üstesinden gelmek ‘‘sekiz dilimli yol’’u izlemekle mümkündür.
(Heyet, Yaşayan Dünya Dinleri, s. 321.)
 
1. 3. Sihizmin Ortaya Çıkışı ve Temel Özellikleri
Sihizm, 16. yüzyılda Hindistan’da ortaya çıkmış, İslam ve Hinduizm karışımı bir dindir. Millî bir karaktere sahip olan Sihizmin kurucusu Guru Nanak’tır (1469-1539). Günümüzde Hindistan’da önemli bir yer tutan bu dinin dünyanın çeşitli yerlerinde üyeleri bulunmaktadır.

İslam’ın Hindistan’da yayılmasıyla beraber bazı Hindular İslam’a girerken bazıları da Hinduizmi İslam’la uzlaştırmaya çalışmışlardır. Bunlardan biri de İslami fikirlerin etkisinde kalan Nanak’tır.

O, bir din kurma iddiasında bulunmamıştır. Hinduizmin örf, âdet ve kültürünü tasfiye etmek, poli-teizmi, putçuluğu ve kast sistemini ortadan kaldırıp İslam ile Hinduizm arasında orta bir yol tutmak istemiştir.

Siyasi olarak başlayan bu hareket, daha sonra dinî bir şekil almıştır. İslam mutasavvıflarının etkisinde kalan Nanak, Kuzey Hindistan’da vaazlarda bulunmuş ve “sinkretist” (uzlaşmacı) Sih Hareketi’ni ortaya çıkarmıştır. O, İslam’ın tek tanrı inancı gibi bazı hususlarından etkilenmiştir. Ona göre Tanrı; tek, ebedî, görünmez, sözle anlatılmaz, her yerde hazır ve nazırdır.

Nanak, bununla birlikte Hint felsefesinden gelen maya ve nirvana tasavvurlarını benimsemiş, tenasüh fikrini kabul etmiş, fakat avataralara (tanrının bedenleşmiş görüntüsü) inanmayı reddetmiştir.
 
Sihler kendilerine has kıyafetleriyle toplum içerisinde dikkat çekerler.
Tanrının birliği, ibadette ilahî adın tekrar tekrar zikredilmesi, çeşitli kastlardan insanların eşitliği, putlara tapınmanın kötülüğü, sevginin önemi ve rehber olarak “guru”ya (rehber) ihtiyaç bulunduğu şeklinde özetlenen bu dinî anlayış, Nanak tarafından herkes için uygun bir dille anlatılmış ve hayat nizamı olarak sistemleştirilmiştir.

Nanak ölmeden önce en sadık öğrencisini Sihlerin gurusu olarak kendisine halef tayin etti. Onun telkin ettiği tenasüh inancı gereği, ruhunun sırasıyla kendisini takip eden guruya geçeceği fikri ortaya çıktı. Bunun için guru- ların hepsi Nanak’ın yeni tezahürü olarak görüldü. Bu silsile onuncu guru Gobind Singh’in 1708’de ölümüyle sona erdi.

LİSTELEYELİM
Sihizimde İslam ve Hinduizmin etkileri nelerdir? Listeleyiniz.
• İslam dininin tek tanrı inancının etkileri gözükür.
Gobind, Sihleri askerî bakımdan güçlendirerek taraftarlarını bir cemaat halinde birbirleriye kaynaştırdı. Khalsa ismindeki bu cemaatin temel esasları şunlardır:
Saç ve sakalın kesilmemesi.
Tarak takılması ve sarıkla onların intizamının sağlanması.
Diz altında bağlanan kısa pantolon giyilmesi.
Sağ bilek üzerine çelik bilezik takılması.
Kama taşınması.
Bu cemaate kabul edilenler sıkı bir disipline alıştırılırdı. Onlar, içki ve sigara içmez ve İslami usulle kesilmiş eti yemezlerdi. Günümüzde Hindistan’daki Sihler, sayılarının azlna rağmen askerlik, taşımacılık, siyaset, spor, eğitim ve ekonomi alanlarında söz sahibidirler.
 
1. 4. Caynizmin Ortaya Çıkışı ve Temel Özellikleri
MÖ 6. yüzyılda Hindistan’da ortaya çıkan dinlerden biri de Caynizmdir. Bazı bilginlere göre bir mezhep, bazılarına göre ise bir tarikat olarak görülen Caynizm, millî bir karaktere sahiptir. Günümüzde, üç milyon civarında mensubu olduğu tahmin edilmektedir.

Caynizmin kökleri MÖ 8. yüzyıla kadar gider. Kşatriya sınıfından olan Parsva, inzivaya çekilmiş ve aydınlanınca vaazlara başlamıştır. Parsva’nın ortaya koyduğu aydınlanma doktrini kendisinden sonra Mahavira Vardhamana Cina (öl. MÖ 599) tarafından geliştirilmiş ve sistemleştirilmiştir. Bu nedenle Cina’nın doktrinine Caynizm, taraftarlarına da Caynist denmiştir.

Aynı dönemlerde yaşamış olan Buda ile Cina’nın hayatları, inanç ve uygulamaları arasındaki benzerlik dikkati çeker. Her ikisi de din adamları sınıfına, onların ayin ve usullerine karşı olmakla beraber Hinduizmin ruh göçü teorisinden etkilenmişlerdir. Her iki hareket de çok tanrıcılığa, kast sistemine ve kurbanlara karşı bir reaksiyon olarak ortaya çıkmıştır. Budistlerle birçok yönden benzerlikleri olan Caynistler, züht hayatına daha fazla önem verir. Budizm ise bu konuda daha müsamahakârdır.

Caynizm, Hinduizmin bazı özelliklerini ve mabet ayinlerinde din adamlarının rolünü kabul eder. Ahimsa (aşırı züht)yı prensip olarak alır, her türlü varlığı öldürmeyi yasak eder. Bu sebeple ziraatla uğraşmaz, iş hayatını tercih ederler. Beslenmelerinde biraz sebze ve meyve ile yetinirler. İyi bir Caynist içtiği suyu, aldığı havayı süzmek zorundadır. Bunun için de daima ağzında bir bez taşır, küçük bir canlıyı öldürmemek için yürürken önünü süpürür.
MÖ 3. yüzyıldan itibaren rahipler arasında giyinmeyle ilgili tartışma, Caynistleri ikiye bölmüştür.

Mahavira’ya uyarak tamamen çıplak gezenler digambara (havayı elbise edinenler) diye isimlendirilmiş ve daha sonra Müslümanların etkisi ile vücudun belli bölgelerini örten bir kıyafeti benimsemişlerdir. Svetambara diye isimlendirilen ikinci grubun özelliği ise beyaz giyinmektir. İnanç bakımından aralarında büyük farklılıklar yoktur. Yogayı uygular, Cina, Tirthankara (veli) ve azizlerin varlığına da inanırlar.
Misyonerlik amacı gütmeyen Caynizmin hedefi, karmadan kurtulup nirvanaya ulaşmaktır. Buda Caynizmdeki beş yasağa uymakla gerçekleşebilir. Caynistlere göre bu dine uyanlar ölümsüz ve ebedîdirler.

KARŞILAŞTIRALIM
Caynizmde ahlaki kurallar, ruhban sınıfında olmayanlarda bile olduk-
ça katı olup beş başlıkta toplanır:
1. Öldürmemek.
2. Yalan söylememek.
3. Hiçbir şekilde çalmamak.
4. Mümkün olduğu kadar cinsî münasebetten kaçınmak.
5. Asgari derecede mal ile yetinmesini bilmek.
Caynizmin ve ilahî dinlerin ahlaki kurallarını karşılaştırınız.

 

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 12.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 12.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 12. Sınıf Karşılaştırmalı Dinler Tarihi Dersi

İmam Hatip 5. Sınıf Temel Dini Bilgiler Eğitim Seti 6 DVD
Yorumlar