Hadis Çeşitleri
İmam Hatip 5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitim Seti 4 DVD

HADİS ÇEŞİTLERİ

1. Kaynağına Göre Hadis Çeşitleri

Hadisler, rivayetin kime ait olduğunu göstermek amacıyla kaynağına göre sınıflandırılmışlardır. Bunlar sırasıyla; kudsî, merfu, mevkuf ve maktu hadislerdir. Hadis, Allah’a izafe edilmişse kudsî, Hz. Peygambere izafe edilmişse merfû, herhangi bir sahabiye izafe edilmişse mevkuf, tabiîn neslinden birine izafe edilmişse maktu adı verilmiştir.

1.1.Kudsî Hadisler
Kudsî hadis, anlamı Allah’a, lafzı Hz. Peygambere ait olan hadislerdir. Allah’ın, Hz. Peygamberin kalbine bir fikir ilham etmesi ve Hz. Peygamberin de bu ilhamı kendi ifadeleriyle ortaya koymasıdır. Bunlara “İlahî” ve “rabbani” hadisler de denir.
Kudsî hadisler, ayetlerden her yönüyle farklıdır. Çünkü ayetler lafız ve mana olarak Allah’a aittir ve koruma altındadır. Bu mucizevi özellikleri nedeniyle insanların benzerini söyleme imkânı yoktur.Oysa insanı aciz bırakan bu mucizevi boyut, kudsî hadisler için söz konusu değildir. Dolayısıyla Allah kelamı diyerek kudsî hadisler ibadetlerde ayetlerin yerini alamaz. Bu tür hadisler, her ne kadar kudsî ve İlahî gibi sıfatlarla nitelendirilseler de hadis literatürü içerisinde değerlendirilirler.

Kudsî hadis de nebevî hadis gibi sened ve metinden oluşur. Ancak kudsî hadis rivayet edilirken, ” (Allah’ın Resulü Rabb’inden rivayetle buyurdu ki...).” (Nebi (s.a.v.)’den rivayet olunduğuna göre şöyle buyurmuştur: Allah Azze ve Celle buyurdu ki...) gibi özel tabirler kullanılır. Kudsî hadis Allah’a isnat edilirken nebevî hadis Hz. Peygambere isnat edilir. Her iki hadis çeşidinin de sahihi, zayıfı ve uydurması vardır.

Kudsî hadisler, genellikle Allah’m büyüklüğünü, rah-metinin genişliğini, kudretinin eşsizliğini, ihsan ve ikramının bolluğunu konu edinir. Kı-sacası Allah’m sıfatlarından söz ederler. Helal, haram, iba-det ile ilgili hükümler bildir-mezler. O yüzden Hz. Pey-gamberin, Kur’an’daki bir prensibi insanlara kendi sözle-riyle anlatırken veya açıklarken Allahuteala şöyle buyurdu de-mesi de muhtemeldir.

OKUYALIM, İNCELEYELİM
Aşağıdaki kudsî hadisi okuyarak inceleyiniz.
Enes (r.a.)’ten rivayet edildiğine göre Nebi (s.a.v.)’nin Rabb’inden rivayet ettiği bir hadis-i kudsî’de Allahuteala şöyle buyurdu:
“Kulum bana bir karış yaklaştığı zaman ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşınca ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek geldiği zaman ben ona koşarak varırım. ”

NOT EDELİM
Kudsî hadisler konusunda birçok müstakil eser yazılmıştır. Aliyyu’l-kârî’nin “el-Ehâdîsu’l-kudsiyye” si ile el-Münâvî’nin “el-İthâfâtu’s-Seniyye bi’l-Ehâdîsi,l-Kudsiyye”si H. Hüsnü Erdem tarafından “Kırk Kudsî Hadis” ve “İlahî Hadisler” adıyla Türkçeye çevrilmiş ve yayımlanmıştır.
 
1.2. Merfû Hadisler
Hz. Peygambere isnat edilen bütün söz, fiil ve takrirlere merfu hadis denir. Esasen Hz. Peygambere ait bütün nakiller ‘hadis’ diye adlandınldığı hâlde, hadisin ‘merfu’ gibi bir sıfatla isimlendirilişi, sahabe ve tabiîn sözlerinden ayırt etmek içindir. Sahabe tarafından genellikle “Allah’m Resulünden işittim,

şöyle buyurdu.” yahut “Allah’m Resulü buyurdu ki.” yahut  “Allah’m Resulü şöyle yapardı.” veya  şöyle yaparken gördüm.” ya da “Peygamberin huzurunda şöyle yaptım yapardık.” denilerek rivayet edilen tüm hadisler merfudur.
Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Allah suretlerinize (görünüşünüze) ve mallarınıza bakmaz. Ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.”

Herhangi bir sahabenin, geçmiş peygamberler veya gelecekte cereyan edecek olaylar ya da işlenmesi hâlinde işleyene sevap yahut azap gerekecek konular gibi şahsi görüş ve kanaate dayanması mümkün olmayan mevzulara dair verdiği haberler de merfû hadis olarak kabul edilir. Bu tür hadislere “hükmen merfû hadis” denir. Sahabe, verdiği bilgileri Resulullahtan duyduğunu açıklamasa bile konuların özelliği açısından onları, Resulullahtan duymuş olduğu ya da en azından Hz. Peygamberden öğrenmiş olan bir başka sahabeden işitmiş olduğu düşünülür.
Haberleri veren sahabenin İsrailî nakillerde bulunanlardan olmaması gerekir. Aksi hâlde verdiği bilginin îsrâiliyyattan olması mümkündür.

DEĞERLENDİRELİM
Ebu Saîd ve Ebu Hüreyre ’den rivayet edildiğine göre Resulullah şöyle buyurdu: “Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan, ayağına batan dikene varıncaya kadar Müslümanın başına gelen her şeyi, Allah, onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar. ”(Buharı, Merdâ, 1.)

Aşağıdaki hadisi merfu hadis özellikleri açısından değerlendiriniz.
Sahabenin Hz. Peygamber dönemine işaretle, “Şu işi yapmamız bize emredildi.”; “Şu işten nehyolunduk.”; “Resulullah aramızda olduğu hâlde şöyle derdik.”; “Bu işi yapmakta bir sakınca görmezdik.”; “Sünnet bu şekildedir.”; “Şu iş sünnettendir.” şeklinde yapıp söyledikleriyle ilgili rivayetleri ve açıklamaları da âlimlerin büyük çoğunluğuna göre merfü hadis hükmündedir.

1.3. Mevkuf Hadisler
Sahabilerden söz, fiil ve takrir olarak rivayet edilen haberlerdir. Buna göre bir râvinin, “Falan sahabi şöyle dedi, şunu yaptı, yanında şöyle bir olay meydana gelince sesini çıkarmadı.” diye naklettiği rivayetler mevkuftur. Bu haberlere mevkuf denilmesi, isnadın sahabide kalmış olması sebebiyledir. Ancak isnadı sahabide kalmış her habere mevkuf demlemeyeceği, bu haberlerden bir kısmının ‘hükmen merfu’ olduğu unutulmamalıdır.
Mevkuf hadisler, dinde kesin delil olarak kullanılmazlar. Ancak Kur’an ve Hz. Peygamberin sünnetine uygun olanlar, vaaz ve nasihat amacıyla veya sahabenin güzel ahlakını ve uygulamasını ortaya koymak için kullanılabilir. Örneğin; Abdullah b. Mesud’un “Bir müneccime veya kâhine giderek onların söylediklerini kabul eden kişi Hz. Muhammed (s.a.v.)’e nazil olanı inkâr etmiş demektir.”6 sözü sahabenin görüşlerini öğrenmek açısından önemlidir.
Mevkuf hadisler de merfu hadisler gibi râvileri ve isnadlan yönünden sahih, zayıf hatta uydurma olabilirler.

1.4. Maktu Hadisler
Sahabeden sonraki nesil olarak bilinen tabiînden söz, fiil ve takrir olarak rivayet edilen haberlere maktu hadis denilmiştir. Maktu hadis, mevkuf hadis gibi dinde delil olarak kabul edilmemiştir.

Aşağıdaki hadisi maktu hadisin özellikleri açısından inceleyiniz.
Abdürrezzak b. Hemmam’ın Ma’mer b. Raşid’den onun da İbni Şihab ez-Zühri’den naklettiğine göre; Ma’mer dedi ki Zühri’ye, bir yere yaslanarak yemek yemeyi sordum. Zühri bana “Sakıncası yok.” diye cevap verdi.

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 10.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 10.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 10. Sınıf Hadis Dersi

İmam Hatip 6. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitim Seti 4 DVD
Yorumlar