Dinin Kaynağı Olması Bakımından Hadis ve Sünnetin Değeri
5. Sınıf Kuran

Dinin Kaynağı Olması Bakımından Hadis ve Sünnetin Değeri

3. Dinin Kaynağı Olması Bakımından Hadis ve Sünnetin Değeri


İslam’ın temel kaynağı Kur’anı Kerim’dir. Ancak Kur’an’ı Allah’tan aldığı gibi insanlara tebliğ eden, söz ve davranışlanyla açıklayan Hz. Peygamberdir. Dolayısıyla onun söz ve fiillerinden oluşan hadis ve sünnet, İslam dininin kaynağı olarak önemli bir yere sahiptir. Nitekim Kur’an, Hz. Peygamberin Müslümanlar için en güzel örnek olduğunu şöyle açıklamaktadır:

“Ant olsun ki, Resulullah, sizin için Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.”

Hz. Peygamber de Allah’ın verdiği kutsal görevi eksiksiz olarak yerine getirirken ahlaki kişiliği, ilkeli, tutarlı, azimli, sabırlı ve fedakâr tutumuyla her insana örnek olacak davranışlar sergilemiştir.

Hz. Peygamberin yaşamında bireysel ve toplumsal hayatımıza yön verecek hedef, ilke ve prensipler vardır. Müslümanlar da bunlar doğrultusunda çağın gelişen ve değişen şartlan çerçevesinde sorunlanna çözüm üretmeye yönelik bir kaynak olarak almak zorundadır.

3.1. Hadis ve Sünnetin Bağlayıcılığı
Hz. Peygamber, Kur’an’da yer alan hükümleri olduğu gibi ashabına tebliğ etmiş ve bunların yerine getirilmesini de emretmiştir. Onlara Allah’a ortak koşmamak, yalan söylememek, ana babaya isyan etmemek, içki ve kumardan uzak durmak gibi konularda uyanlarda bulunmuştur. Hadis ve sünnet, Kur’anı Kerim’de yer alan hükümleri açıklar ve bunun yanı sıra Müslümanlar için önem arz eden bazı konularda da Kur’an çerçevesinde yeni hükümler getirir.

İşte Hz. Peygamberin sahabeye çeşitli konularda yaptığı uyanlar ve verdiği emirler, Kur’an’a dayandığı için bağlayıcıdırlar. Örneğin, “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batd yollarla yemeyin...” ayetine uygun olarak Hz. Peygamberin kendi nzası olmadan bir kimsenin malının başkasına helal olmayacağını ifade etmesi aynı şekilde ayetle belirtilen hüküm gibi bağlayıcıdır.

Hz. Peygamberin hadis ve sünnetinin önemli bir kısmı da Kur’an’ı açıklama ve yorumlamayla ilgilidir. Bu açıklama veyorumlama görevi bizzat Allah tarafından kendisine verilmiştir. Nahl suresini 44. ayetinde “... İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlar diye sana da bu Kur’an’ı indirdik.” buyrularak Hz. Peygamberin bu açıklama görevine işaret edilmiştir. Kur’anı Kerim’de emredilen birçok ibadetin nasıl yerine getirileceğiyle ilgili olarak Hz. Peygamberin yaptığı uygulamalar bağlayıcıdır.
Örneğin; Kur’anı Kerim’de, “Namazı eksiksiz şartlarına uygun bir şekilde kılın ...” buyrulur. Fakat namazın nasıl kılınacağı kaç rekât olduğu aynntılanyla açıklanmaz. Peygamberimiz namaz konusunda “Namazı benden gördüğünüz gibi kılınız.” buyurmuş ve namazın ne şekilde kılınacağını, nerde hangi dualann okunacağını, uygulamasıyla göstermiştir. Kur’an, zekâtın farz olduğunu ve kimlere verilmesi gerektiğini açıklamış fakat hangi mallardan ne kadar verileceğini açıklamamıştır. Uygulamaya yönelik olarak zekatın miktan Peygamberimiz tarafından belirlenmiştir.

Kur’an’da hac ibadeti de emredilmiş, bir kısım şartlan belirtilmiş, fakat bu ibadetin nasıl ve ne şekilde yerine getirileceği ortaya konmamıştır. Bu ibadetin nasıl yapılacağı hususu Peygamberimiz tarafından açıklanmış ve onun uygulanmasıyla daha da belirgin hâle gelmiştir. İbadetlerdeki uygulama biçimleri konusunda bize rehberlik yaptığı için sünnet bağlayıcı kabul edilmiştir.

Hz. Peygamber bazı durumlarda Kur’an’da bulunmayan konularla ilgili yeni hükümler de ortaya koymuştur. Resulullah olaylar karşısında, belli bir süre geçtiği hâlde vahiy gelmemiş ise kendi görüşü ve içtihadı ile hareket etmiştir. Kur’anı Kerim’de her konu ayrıntılı bir şekilde yer almamış ve birçok konuyla ilgili genel kaideler ortaya konulmuştur. Örneğin, Kur’an’da sosyal hayatla ilgili olarak adaletin hâkim kılınması, danışmanlık prensibi, suçceza dengesi, haksız kazancın haramlığı, hayırda yardımlaşma, sözleşmelere bağlı kalma gibi ana esaslar yer alır.

NOT EDELİM
İslam âlimleri, dinin anlaşılmasında ve yorumlanmasında hadis ve sünneti üç kısımda ele almışlardır:
1. Kur’an doğrultusunda hüküm getiren ve onun hükümlerini teyit eden sünnet.
2. Kur’an’ı açıklayan sünnet.
3. Kur’an çerçevesinde yeni hükümler getiren sünnet.
 
Kısaca Kur’an, hayat için zaruri olan genel hükümleri koymuş, geniş bir alanı ise insanın uzmanlık sahasına bırakmıştır.

BİLİYOR MUYDUNUZ?
Hz. Muhammed, sahabelerin yediği bazı yiyecekleri yememiş ama onların yemesine de engel olmamıştır. Kendisine teklif edilen ve alışkın olmadığı ya da hoşlanmadığı için yemediği bir şeyi arkadaşlarının yemesinde bir sakınca görmemiştir. Örneğin, Hz. Peygamber kelerden (çölde yaşayan bir hayvan), sanmsaktan ve meğafir isimli baharatın kokusundan hoşlanmazdı. Buna karşın kabağı, tatlıyı, balı ve güzel kokuyu severdi. Peygamberimizin bir insan olarak sevmediği şeylerin bize haram olması söz konusu olmadığı gibi, sevdiği şeylerin sevilmemesi de ona muhalefet sayılmaz.
Hz. Peygamberin namaz, oruç, hac,zekât vb. gibi konularda yaptığı açıklama ve uygulamaları bağlayıcı niteliktedir. Ticaret, ziraat, harp tedbirleri, hastalık tedavisi, sanat vb. uzmanlık gerektiren alanlar İlahî bir mesaj taşımı yorsa dinî bir sorumluluk gerektirmez.

Bu yaklaşımı bizzat Peygamberimizin hayalından çıkarmak mümkündür. Peygamberimiz Medinelilerin hurmaları aşıladıklarını görünce onlara hurmaları aşılamamalarını tavsiye eder. Medineli Müslümanlar Peygamberin bu tavsiyesine uyarlar ve aşılamayı bırakırlar. Ancak o yıl meyve olgunlaşmadan dökülür ve telef olur. Peygamberimiz bu durumu görünce, “O söylediğim şahsi kanaatten ibarettir, işe yararsa uyarsınız. Ben de ancak sizin gibi bir insanım; şahsi kanaat hatah da olabilir isabetli de. Fakat size Yüce Allah’ın bana bildirdiği bir şeyi söylersem bilin ki asla Allah’a yalan nispet etmem.” buyurmuştur.
Kur’anıKerim’deHz.Muhammediçin, “O, Allah’ınResulüvepeygamberlerin sonuncusudur...” buyrulur. Kur’an, Hz. Peygamberin, üstün ahlaki kişiliğine, insani erdemlerine değindiği hâlde onun fiziki yönüne, bir insan olarak yaptığı; yeme, içme, giyinme, uyuma, oturup kalkma gibi özelliklerine değinmemiştir.Kur’an, Hz. Peygambere itaat edilmesini isterken peygamberlik misyonuna, onu örnek gösterirken de ahlaki meziyetlerine dikkat çekmiştir. Örneğin, Kur’anı Kerim’de onun, “üstün bir ahlak sahibi”, “müminlere karşı çok düşkün şefkatli ve merhametli”, “nazik ve yumuşak kalpli” olduğuna işaret edilir.

3.2. Hadis ve Sünnetin Anlaşılmasında Bütünlüğün Gözetilmesi

İLKELER ÇIKARALIM

Kur’anı Kerim’i kendi bütünlüğü içinde anlamak ve yorumlamak ne kadar önemliyse hadis ve sünneti de kendi içindeki bütünlük bağlamında ele almak önemlidir. Hadis ve sünnetin doğru bir şekilde anlaşılması için Hz. Peygamberin söz ve fiilleri arasındaki bütünlüğün gözetilmesi gerekir. Bunun için de bir konuyla ilgili olan tüm hadisler bir araya getirilerek değerlendirilmelidir. Çünkü Hz. Peygamber, aynı konuda muhataplarının içinde bulunduğu özel durumları göz önünde bulundurarak farklı sözler söylediği gibi bulunduğu zaman ve mekânın şartlarına göre farklı uygulamalarda da bulunmuştur.

Yine Hz. Peygamber birçok hususta tek tip bir davranış sergilememiş, farklı ortamlarda ve zamanda farklı hareket etmiştir. İşte Hz. Peygamberden sonra ortaya çıkan birçok mezhebin benzer konularda değişik uygulamalarda bulunması Peygamberimizin bu yönüne işaret eder.

Hz. Peygamberin söz ve fiillerinden kastedilen anlamı doğru bir şekilde anlamak için onun aynı konuyla ilgili olan hadislerini bir arada değerlendirmeli ve bu hadisler arasındaki bütünlük gözetilmelidir. Örneğin, Hz. Peygamber bir hadislerinde iman etmenin gereğini dile getirirken, “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmişolamazsınız.” buyurmuştur. Bu hadiste cennete girmenin iman etmekle ve gerçek anlamda iman etmenin de birbirini sevmekle mümkün olduğu vurgulanmıştır. Bu konudaki diğer hadisleri göz ardı ederek bu hadise yaklaşmak ve cennete girmek için sadece iman edip başka bir şey yapmamak ve imanı de sadece sevgiden ibaret görmek gibi bir sonuca ulaşmak doğru değildir.

Aşağıdaki hadisleri okuyunuz ve konu bütünlü ğü içinde değerlendirerek ilkeler çıkarınız.

1. “Müminler birbirini sevmekte, birbirine şefkat göstermekte ve korumakta, herhangi bir orgam rahatsız olduğunda diğer organları da bu yüzden uykusuzluğa ve hummaya tutulan bir vücut gibidirler.” (Buharî, Edep, 27.)

2. “Müslüman Müslümanm kardeşidir. Ona ihanet etmez, yalan söylemez, onu sıkıntıda bırakmaz. Her Müslümanm diğerine namusu, mah ve kanı haramdır. Takva işte buradadır (kalptedir). Bir kimsenin Müslüman kardeşini hor görmesi kendisine yapacağı kötülük olarak yeter!” (Buharî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58,72; Tirmizî, Birr, 18.)

3. “Müslüman Müslümanm kardeşidir. Ona haksızlık etmez, onu düşman eline bırakmaz. Kim Müslüman kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir; kim Müslüman kardeşini bir sıkıntıdan kurtarırsa Allah da onu bir sıkıntıdan kurtarır; kim Müslüman kardeşinin bir kusurunu gizlerse Allah da onun kusurunu gizler (affeder).” (Buharî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.)

4. “Mümin ülfet eden (uzlaşıp kaynaşan) insandır; ülfet etmeyen ve kendisiyle ülfet kurulamayan insanda hayır yoktur.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, C 2, s. 400.)
Hz. Peygamber “Hangi günah daha büyüktür?”, “Hangi amel daha faziletlidir?”, “Cennete girmeye vesile olacak amel hangisidir?” gibi farklı zamanlarda ve farklı kişiler tarafından sorulan sorulara, soranların durumlarını göz önünde bulundurarak cevap vermiştir. Bu gibi sorulara verilen tüm cevaplan bir bütünlük içinde değerlendirmek hadis ve sünnetin doğru anlaşılmasına çok önemli bir katkı sağlayacaktır.

Belirli bir konuyla ilgili sahih hadis şartlanm taşıyan bütün rivayetler kendi bütünlüğü içinde değerlendirilmediği zaman Hz. Peygamberin mesajı doğru bir şekilde anlaşılmaz. Bunun için de hadisleri yorumlayan âlimler, bir hadisle ilgili yorum yaparken o hadisle ilişkilendirilebilecek diğer tüm rivayetleri göz önünde bulundurmuşlardır. Hadisler arasında görülen çelişkilerin giderilmesi, hadislerin söyleniş sebeplerinin tespit edilmesi, hadislerden gerekli mesajlann çıkanlması gibi hususların bütünlüğün gözetilmesinde önemli bir yeri vardır.

3.3. Hadiste Yerellik ve Evrensellik
Hadiste yerellik; Hz. Peygamberin yaşadığı dönemdeki sosyal ve coğrafi alanlarda evrensel niteliği olmayan sadece o döneme ait söz, fiil ve tutamlan anlamına gelir. Evrensellik ise hadis ve sünnetin bütün insanlara yönelik, belli bir zamanla sınırlı olmayan bir mesaj içermesidir. Dolayısıyla bir hadisin hem yerel hem de evrensel boyutu olabilir. Çünkü bir hadis söylendiği ortamın özelliklerini taşıması yönüyle yerel, vermek istediği mesaj yönüyle de evrenseldir.

Hadislerin söylendiği tarih ve coğrafyanın, muhatap aldığı birey ve toplumun, dikkate aldığı örf, âdet ve kültürün rivayetlere kattığı yerel unsurlann günümüze olduğu gibi taşınması mümkün değildir.

Hadis ve sünnetin bağlayıcılığı açısından taşıdıklan evrensel mesajlar dikkate alınarak günümüze yansıtılması söz konusudur. Örneğin, Hz. Peygamberin, toplu hâlde yemek yerken herkesin kendi önünden ve ikiüç parmağıyla yemesini tavsiye etmesi, aynı kaptan ve elle yenilen bir yemek kültürüne işaret ettiğini gösterir. Aynı kaptan elle yemek hadisin yerel boyutunu gösterir ve evrensel sünnetle bir ilgisi yoktur. Ancak yemek esnasmda başkalarının hakkına saygı göstererek kimseyi rahatsız etmemek ve yemeği önünden yemek ise evrensel sünnetle ilgilidir.

Aynca Hz. Peygamber, “yemekten önce ve sonra elleri yıkamayı”, “mideyi tıka basa doldurmamayı” tavsiye etmiştir ve bu tavsiyeler bugün de geçerliliğini koruyan kurallardır.

Hz. Peygamberin inanç, ibadet ve ahlak ile ilgili hadis ve sünnetleri ortak değer olduğundan Müslümanlar için evrenseldir. Kur’anı Kerim’in pek çok ayetinde, Hz. Muhammed’in bütün insanlığa uyancı ve müjdeci olarak gönderildiği bildirilir.
Söz konusu ayetlerden biri şöyledir: “Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.” Bu ayette belirtildiği gibi Hz. Peygamberin sünnetinin evrenselliği onun bütün insanlığa gönderilen bir peygamber oluşundan kaynaklanmaktadır.

Hadislerin taşıdığı temel amaçların ön plana çıkarılması gerekir. Örneğin, günlük yaşamda temizlik, İslam dininin önem verdiği ve üzerinde çokça durduğu bir konudur. Abdest, gusül, ağız ve diş temizliği bunların başında gelir. Hz. Peygamber ağız ve diş temizliğine özellikle dikkat çekmiş ve “Eğer ümmetime zahmet vermeyecek olsaydım, her abdest alırken misvak kullanmalarını emrederdim.” Amellerin kıymeti niyetlere bağlıdır. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek odur. Hat: HamidAytaç buyurmuştur. O dönemde diş temizli ği için kullanılan en uygun malzeme, “misvak” olarak bilinen “arak” ağacının dalı ya da kökünden elde edilen birtür fırçadır. Günümüzde başka gelişmiş diş temizleme araçları da kullanılmaktadır. Peygamberimizin bu hadiste üzerinde durduğu ve özellikle vurguladığı, ağız ve diş temizliğidir.

Bu tür hadislerde daha çok sözde neyin amaçlandığı önemlidir. Araçların zamana, coğrafyaya ve teknik gelişmelere göre değişiklik arz etmesi normaldir. Dolayısıyla hadis ve sünnetteki yerel unsurlar değişebiir. Fakat verilmek istenen evrensel mesaj değişmez. Hz. Muhammed’in ağız ve diş sağlığı ile ilgili sünneti, her zaman değerini koruyacak ve bütün insanları ilgilendirecek boyutta evrensel bir mesajdır.

Hz. Peygamber, ramazan ayında orucun başlangıç ve bitiş zamanlarını tespit etmek için ramazan ve şevval aylarının hilalinin gözlemlenmesini istemiştir. Çünkü o dönemde ayın başını ve sonunu tespit etmek için bilinen en kolay yöntem hilali takip etmekti. Ancak günümüzde astronomi biliminin ilerlemesiyle Ay’m, Güneş’in ve diğer gezegenlerin hareketleri aylar hatta yıllar öncesinden tespit edilebilmektedir. Oruca başlamak ve bayram yapmak için hilalin o günkü yöntemlerle gözetlenmesine gerek yoktur. Hadiste, “Hilali görünce oruç tutun, hilali görünce bayram yapın...” buyrulmuştur diye gökyüzünde Ay’ı takip ederek bilimin verilerinden yararlanmamak, Hz. Peygamberin vermek istediği mesajla bağdaşmaz.

Hz. Muhammed’in bütün insanlığa yönelik pek çok evrensel mesajı vardır. Örneğin; Peygamberimiz, “Doğru olunuz, doğruluğa yöneltiniz.” buyurmuştur. Bu; kadınerkek, inananinanmayan, dünyanın her yerindeki her ırk ve renkten insanlar için geçerli bir mesajdır. Hz. Peygamber diğer bir hadisinde de şöyle buyurmuştur: “Kötü zandan sakınınız, çünkü zan sözlerin en yalan olanıdır. Birbirinizin açığını ortaya çıkarmaya çalışmayınız. Birbirinizin sırlarını araştırmayınız. Birbirinizle çıkar yarışına girmeyiniz. Birbirinize haset etmeyiniz. Birbirinize buğz etmeyiniz. Birbirinize sırt çevirmeyiniz. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz.” Bir insan hakkında kötü düşünmek, birinin açığını yakalamaya çalışmak, sırrını araştırmak, birine kin, nefret ve düşmanlık beslemek, insanlara sırt çevirmek genelde insanların onaylayacağı davranışlar değildir. Bunlar herkesi ilgilendiren evrensel mesajlardır.

Sonuç olarak Hz. Peygamber ahlak, doğruluk, çalışma ve insanlara yararlı olma gibi konularda vermiş olduğu mesajlarıyla bütün insanlığa ışık tutmuştur. Bu mesajlar aynı zamanda Kur’anı Kerim’in ana öğretisine uygun ve bütün insanlık için geçerlidir. Hz. Peygamberin hadislerini doğru bir şekilde anlamak ve yaşamak için o hadislerle verilmek istenen mesajı kavramak gerekir. Eğer verilmek istenen mesaj kavranmadan hadislere şekilsel açıdan yaklaşılırsa sünnetin evrensel mesajları göz ardı edilmiş olur.
İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 10.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 10.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 10. Sınıf Hadis Dersi

İmam Hatip 5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitim Seti 4 DVD
Yorumlar