Dinin Kaynağı Hakkındaki Görüşler
5. Sınıf Kuran

Dinin Kaynağı Hakkındaki Görüşler

2. Dinin Kaynağı Hakkındaki Görüşler

Dinin ne zaman, nasıl ortaya çıktığı, kaynağının ne olduğu hususunda kutsal kitapların verdiği bilgilerin dışında herhangi tarihî bir belge yoktur. O bakımdan bilimsel metotlarla dinin başlangıcı ve kaynağı hakkında kesin bir yargıya varmak mümkün değildir.

Dinin Kaynağı Hakkındaki Görüşler
Evrimci Görüş
Vahiy Temelli Görüş

Bununla birlikte dinin kaynağını tespit etmeye çalışan bazı sosyal bilimciler ortaya çıkmış ve elde ettikleri veriler çerçevesinde dinin kökeni hakkında birtakım teoriler ileri sürmüşlerdir. Bu teoriler bir dönem Batı dünyasında kabul görmüş ve bilim çevrelerinde sevinç yaratmıştır. Fakat daha sonra bunların tenkitleri yapılmış ve geçersizliği ispatlanmıştır. Dinin kaynağı hakkındaki görüşleri, evrimci görüş ve vahiy temelli görüş olmak üzere iki grupta değerlendirmek mümkündür.

2.1. Evrimci Görüş
Evrim, birbirini takip ederek yavaş yavaş meydana gelen değişme ve gelişmeye denir. Dinlerin zaman içinde çeşitli sebeplere bağlı olarak (vahiy kaynaklı değil) ortaya çıkıp geliştiğini iddia eden görüşe de evrimci görüş adı verilir.

19. yüzyılda dinlerin kökeninin araştırılmasına ağırlık verildi. Dinler belli bir evrim geçirmiş midir, ilk din sistemi hangisiydi gibi sorulara cevaplar arandı. Bu araştırmalar sonunda ortaya beş farklı ekol çıktı. Onlardan monoteist dışındaki görüşler evrimci gelişimi savunmuşlardır. Birçoğuna göre insanlar korku, suçluluk duygusu, atalara saygı ve benzeri sebeplerden dolayı dine yönelmiştir.

19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında yapılan araştırma ve inceleme sonuçları, evrim teorisinin lehine yorumlandı. Evrimciler artık insanın, hayatın, tabiatın ve canlı varlıkların sırrının çözüleceğini iddia ediyorlardı. Dolayısıyla artık din, insanın hayatından çıkacak ve yerini bilime terk edecekti. Fakat, dinin insan hayatından çıkması ve yerini bilime terk etmesi nasıl olacaktı? Biyolojik evrim yanında insanın kültürel bakımdan da evrim geçirdiğini ispatlamak üzere antropolog, etnolog, sosyolog ve psikologlar arasından bazı bilim adamları, ilkel hayat yaşayan kabilelerin inançlarından hareketle dinin kökeni hakkında değişik görüşler ortaya attılar.

Çünkü onlar, inin kökenini hâlâ ilkel hayat yaşayan kabilelerin din ve kültürlerinin incelenmesi sonucu bulunabileceğini düşünüyorlardı. Bu çerçevede yapılan çalışmalarda örneğin Edward Tylor (Edvırd Teylır), dinin başlangıcının “animizm”, Frazer (Freyzır) “büyü”, Marett (Maret) “mana”, Spencer ( Spensır) “atalar kültü”, Durkheim (Durkaym) ise “totemizm” olduğunu ileri sürdü.

Evrimcilerde oluşan bu heyecan zaman içinde hayal kırıklığına dönüştü. Çünkü dinin kaynağı ile ilgili ortaya atılan evrimci teoriler eleştirilmeye başlandı. Zaten evrimci teorisyenlerden hiçbiri ilkel kabileler arasına giderek bizzat gözlem ve inceleme yapmamışlardır. Teorilerini seyyahların anıları ve misyonerlerin raporlarına dayandırmışlardır. Daha sonra bizzat ilkel topluluklar arasında yapılan araştırmalar bu teorilerin tutarlı olmadığını ortaya koymuştur.

Dinin kaynağı hakkındaki evrimci görüş karşısında monoteist (tek tanrıcı) görüşü savunan bilim adamlarının başında Lang ve Schmidt gelir. Bunların savunduğu teze göre insanoğlunun en eski inancı, tek tanrı itikadıdır.
 
Evrimci Tylor (Teylır)’m animizm nazariyesine ilk ciddi itiraz öğrencisi Andrew Lang (Endru Lenk)’ten gelmiştir. Lang, Güneydoğu Avustralya ilkel kabileleri ile ilgili elde edilen son bilgilere dayanarak ilkel kabilelerde animizme rastlanmadığını, aynı zamanda insanların ahlaki adaba uyup uymadıklarını denetleyen ve gökte bulunduğuna inanılan yüce bir tanrı kavramına her yerde rastlandığını ortaya koymuştur. Buna benzer başka bir tez de Wilhelm Schmidt (Wilhelm Şimit) tarafından savunulmuştur. Schmidt, ilkel kabileler arasında yaptığı etnolojik araştırmalardan sonra dinin ilk şeklinde tek tanrı anlayışının var olduğunu ileri sürmüştür. O, görüşlerini “Tanrı Kavramının Kaynağı” adlı eserinde ortaya koymuştur.

Tevhidi geleneğe söylem ve eylemleri ile yön veren peygamberler çeşitli bölge ve çevrelere gönderilmiştir. Doğuda eski Hint ve Çin, Batı’da Yunan düşünürleri kendilerine has motiflerle düşüncelerini ortaya koyarken kavram ve ilkeler bazında tevhidi gelenekten doğrudan veya dolaylı olarak etkilendiklerini gösterir. Ancak düşünce kaynakları tevhide dayanmasına rağmen zamanla tevhidi çizginin dışına çıkarak insan, doğa, evren ve tanrıya dair çeşitli açıklamalar ileri sürmüşlerdir. Allah, bu çevreleri söz konusu sapmalardan tevhidi çizgiye çekmek için tarihin çeşitli dönemlerinde peygamberler göndermiştir. Bu elçiler insanların fıtratına uygun genel kavram ve ilkeleri bulundukları çevrelere hem söylem hem de eylemleriyle aktarmışlardır.

DEĞERLENDİRELİM
“İnsanlar bir tek topluluk idi. Allah müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberleri gönderdi. İnsanlar arasında anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için onlarla beraber hak yolu gösteren kitaplar da gönderdi. Ancak kendilerine kitap gönderilenler, apaçık deliller geldikten sonra aralarındaki kıskançlıktan ötürü dinde anlaşmazlığa düştüler...” (Bakara suresi, 213. ayet.)
Wilhelm Schmidt ve Lang’ın vardıkları sonucu yukandaki ayetin ışığında değerlendiriniz.
 
2.2. Vahiy Temelli Görüş
Dinin kaynağı ile ilgili vahiy temelli görüşe göre din, Allah tarafından vahiy yoluyla insanlar arasından seçtiği peygamberlere gönderilen ilahî kurallar bütünüdür. İslam bilginlerine göre dinin kaynağı mutlak surette vahiydir. Din, Hz. Âdem’le başlayıp Hz. Muhammed’in (s.a.v.) peygamberliği ile tamamlanmıştır. Bu dinin genel adı İslam’dır.
Müslüman bilginler; dinleri, kaynağı bakımından “ilahî ve beşerî dinler” olarak ikiye ayırmışlardır. İlahî dinleri, Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam oluşturur. Ancak Yahudilik ve Hristiyanlık kaynağı itibarıyla ilahi olsalar da bugün Müslümanlar açısından muharreftir. Bu üç dinin dışındaki dinler ise beşerî kaynaklı kabul edilir. Yani insanlar tarafından oluşturulmuştur.

Kur’anı Kerim dinin kaynağının vahiy olduğunu açıklar. Allah Kur’an’da Hz. Âdem’i, Hz. Nuh’u ve Hz. İbrahim’i seçip görevlendirdiğini ve onların birbirinin neslinden geldiklerini şöyle açıklar: “Allah birbirinden gelme bir nesil olarak Âdem’i, Nuh’u İbrahim ailesiyle İmran ailesini seçip âlemlere üstün kıldı. Allah işiten ve bilendir.” Nisâ suresinin 163. ayetinde de diğer peygamberlere gönderdiği vahyi Peygamberimiz Hz. Muhammed’e de gönderdiğini şöyle belirtir: “Biz Nuh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Ve (nitekim) İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a Yakup’a esbata (torunlara) İsa’ya, Eyüp’e, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a vahyettik.

Davut’a da Zebur’u verdik.” Kur’an din konusunda geniş bir perspektiften bakılmasına işaret eder. Nitekim Allah, Nahl suresinde bütün milletlere peygamber gönderdiğini, “Andolsun ki her ümmete Allah’a kulluk edin, azdırıcılardan kaçının diyen bir elçi gönderdik...” ayetiyle bildirmektedir. Bu ve benzeri ayetler, Kur’anı Kerim’de adı zikredilmeyen; fakat asırlardır devam edegelen ve bugün yüz binlerce mensubu bulunan dinlerin de ilahî menşeli olabileceğine işaret eder. Binlerce yıl tarih sahnesinde kalan ve bugün hâlâ yaşayan bazı dinler vahye dayansa da tarih içinde bunların kimileri değişime uğramış ve dejenere olmuş olabilir. Vahye dayanmayan dinler ise belli bir dönem kabul görmüş olsalar da bunlardan birçoğu zamanla varlığını kaybetmiştir.

Sonuç olarak dinin kaynağı Allah’tır. Peygamber dahil hiçbir beşer din koyamaz. Allah, insanoğluna rehber ve örnek olan birçok elçi göndermiştir. Onların sonuncusu tevhit zincirinin son halkası Peygamberimiz Hz. Muhammed’dir. Hz. Âdem’den bu yana gönderilen elçiler belli bir bölge veya topluma gönderildiğinden elçilerin tebliğ ettikleri ilahî mesajlar o bölge ve toplumla sınırlı olmuştur.
Oysa son elçi Hz. Muhammed, bütün insanlığa gönderildiği için onun tebliğ ettiği din evrensel bir özellik taşır.

DÜŞÜNELİM
• “.. .Hiçbir toplum yoktur ki kendisine bir uyarıcı gelip içlerinde kalmış olmasın.” (Fâtır suresi, 24. ayet.)
• “... (Hâlbuki) sen ancak bir uyarıcısın ve her toplumun bir rehberi vardır.” (Ra’d suresi, 7. ayet.)
Yeryüzündeki dinleri göz önünde bulundurarak yukarıdaki ayet mealleri üzerinde düşününüz.

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 12.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 12.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 12. Sınıf Karşılaştırmalı Dinler Tarihi Dersi

İmam Hatip 6. Sınıf Arapça Eğitim Seti 6 DVD
Yorumlar