Din ve Vicdan Özgürlüğü
İmam Hatip 5. Sınıf Hz. Muhammed'in Hayatı Eğitim Seti 6 DVD

Din ve Vicdan Özgürlüğü

DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜ

1. İslam Dininin Özgürlüğe Verdiği Önem
Özgürlük insanın söz, düşünce ve davranışlarında başkalarının hakkını ihlal etmeden serbest olması, kendi iradesiyle tercihte bulunup karar verebilmesi ve kararlarının gereklerini yerine getirme imkanına sahip olmasıdır.

Özgürlüğün temeli seçmektir. Seçmek farklı alternatifler arasında yapılan tercihtir. Bir şeyi seçmek bilinçli olmayı gerektirir. Bilinç ise muhakeme ve mukayese sonucunda oluşur. Bu durumda seçmek için; özgür bir iradenin, farklı seçeneklerin ve bilincin bulunması gerekir. “Seçme”den sonra “eylem” gelir. İnsanın seçtiği şeyi yapma hakkının olmaması, seçme hakkını da anlamsız kılar. Bu durumda gerçek anlamda özgürlük; “seçme” ve “eylem” hakkına sahip olmak demektir.

Her insanın doğuştan sahip olduğu haklar vardır. Bunlar İslam’ın korumayı amaçladığı “can, mal, akıl, nesil, din” olmak üzere beş temel değerin güvencesi ile ilgili haklardır. Özgürlük, insanın doğuştan sahip olduğu bu hakları hiçbir engelleme olmaksızın kullanabilmesidir. Hak ve özgürlüklerin olmaması durumunda insanca yaşama imkanı ortadan kalkar. Bu nedenle dini, dili, ırkı, milliyeti, rengi, cinsiyeti, makam ve mevkii ne olursa olsun bu temel hak ve özgürlükler, her insan için geçerli olan vazgeçilemez ve devredilemez evrensel değerlerdir. Kur’anı Kerim de söz konusu bu değerlere sıkça vurgu yaparak insanların temel hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasını yasaklar ve böyle bir tutumun insanlık adına nelere malolacağı konusunda uyarıda bulunur. Bir ayette şöyle buyrulur: “İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”

İslam dini, insanın bireysel ve toplumsal hayata ilişkin tüm hak ve özgürlüklerini tanımakta ve kanun önünde eşitlik, yargı önünde eşitlik ve fırsat eşitliği ilkelerini koyarak bu hak ve özgürlükleri garanti altına almaktadır. Bu hak ve özgürlükler İslâm hukukunda siyasi ve genel (umumi) hak ve özgürlükler olarak tasnif edilmektedir. Seçme, seçilme ve yönetime katılma özgürlüğü başlıca siyasi haklardır. Sağlıklı bir yaşam sürme özgürlüğü, inanç ve ibâdet özgürlüğü, düşünce ve düşüncelerini açıklama özgürlüğü, eğitim özgürlüğü, iş özgürlüğü, mülk edinme özgürlüğü, mesken özgürlüğü ve seyahat özgürlüğü ise genel (umûmi) özgürlükler olarak ele alınmıştır.

İnsanın özgürlüğü akıl ve irade sahibi olmasıyla ilgili bir durumdur. İnsan aklını kullanarak kararlar verir ve iradesiyle bu kararlar doğrultusunda adımlar atar. Bu özellik diğer varlıklara verilmemiştir. İnsan dışındaki varlıklar yalnızca kendileri için belirlenmiş olan yaratılış proğramı çerçevesinde hareket ederler. Seçme hakları yoktur.
Yüce Allah insanı üstün özelliklerle, mükerrem bir varlık olarak yarattığını ve her şeyi ona hizmekar kıldığını bildirmektedir. İnsanın üstünlüğünün onun özgürlüğüyle ilgili bir durum olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü Allah katında insanı değerli kılan şey; özgür bırakıldığı halde iradesini doğru yönde kullanarak iyi davranışlarda bulunmasıdır. Bu, Allah’ın hoşnut olduğu ve ödüllendirmeye değer bulduğu bir durumdur. Bu durum Yüce Allah’ın özgürlüğe verdiği değeri göstermektedir.

İslam’ın insan özgürlüğüne verdiği değer kendisini en belirgin biçimde tevhid inancında gösterir. Tevhid inancı, her şeyin üstünde, her şeye gücü yeten, her şeyin gerçek sahibi olan Allah’a inanıp, yanlızca ona boyun eğmesi. Tevhidin zıttı “şirk”tir. Şirk insanın kendisi için araç olabilecek şeyleri, amaç edinmesi ve bunları hayatın en üstün ve belirleyici değerleri konumuna yükselterek ilahlaştırmasıdır. Kur’an’a göre bu sahte ilahlar insanın Allahı sever gibi sevdiği6, Allah’tan korkar gibi korktuğu, kendisinde olağanüstü güçler vehmettiği, kayıtsız şartsız boyun eğip itaat ettiği şeylerdir. Şirk Kur’an’ın ifadesiyle “insanın kendi elleriyle icat ettiği” putlara tapınması ve böylece özgürlüğünü kaybetmesidir. Tevhid ise özgürlüğünü kısıtlayıp insanı köleleştiren şirke son verir. Yüce Allah her gönderdiği peygamberle tevhid mesajını yineleyerek insanın özgürlüğüne verdiği değeri göstermektedir.

Kur’anı Kerim düşünmeye ve akletmeye sık sık vurgu yapar. Bu vurgu aklını kullanması, düşünmesi ve araştırıp öğrenmesi konusunda insanı özgür bırakmanın ötesinde teşvik edici niteliktedir. İlmin ve âlimin değeriyle ilgili ayet ve hadisler bir bütün olarak incelendiğinde İslam’ın araştırma ve öğrenme özgürlüğünü ne kadar önemsediği anlaşılmaktadır. Örneğin bir ayette Yüce Allah şöyle buyurur: “Ve nasıl ki insanlar, canlılar ve evcil hayvanlar (uyumlu) bir farklılığın renklerini taşıyorlar. İşte (insanlar kendi aralarında da) böyledir. Allah’a kulları içinde yalnızca âlimler (bu yaratılışın hikmetini ve amacını bilenler) hakkıyla saygı duyarlar. (Zira onlar bilirki) Allah çok üstün ve yücedir, çok bağışlayıcıdır.”

İslam’ın düşünme, araştırma ve öğrenme alanında insana tanıdığı geniş özgürlük alanı bilimsel gelişmelerin önünü açıcı niteliktedir. Şöyle ki; Kur’an kâinattaki her bir varlığı Allah’ın bir ayeti olarak isimlendirir ve insandan Allah’ın ayetleri üzerinde düşünmesini ister. Kur’an’a göre Allah’ın kitabı (Kur’an) sözlü ayetlerden oluşurken, kâinat kitabı da kevni ayetlerden (varlıklardan) oluşmaktadır.

Allah’ın sözlü ayetleri üzerinde düşünmek, dinî ilimlerin gelişmesini sağlar. Kevni ayetler (varlıklar) üzerinde düşünüp, araştırma yapmak ise fen bilimlerinin gelişmesinin önünü açar. Özgürlük, hak ve hukukun kabul gördüğü, adaletin egemen olduğu ortamlarda gelişir. Hak ve hukun gözetilmediği, adaletin sağlanamadığı toplumlarda özgürlükten de söz edilemez. Bu nedenle, insanların belli kural ve kaidelere uyarak yaşamaları kaçınılmaz bir durumdur. Çünkü bir arada topluluk halinde yaşayan insanlar arasında düzenin sağlanması hakların ve sorumlulukların belirlenmesi ve bunlara uyulması ile mümkündür.

Aksi takdirde toplumsal yaşamda kargaşa ve kaos egemen olur. İşte insanın özgürlüğünün sınırlarını belirleyen şey uyması gereken bu kaide ve kurallardır. Bu noktada önemli olan insanların hak ve sorumluluklarının doğru olarak belirlenmesidir.
Yüce Allah insan için doğru olan sınırları belirlemiş ve bu sınırları gözeterek yaşamasını istemiştir. Ancak insana irade vererek özgür bırakmış ve kendi yolunu belirlemesini istemiştir. Yüce Allah şöyle buyurur: “De ki: Gerçek Rabb’inizdendir. isteyen inansın, isteyen inkar etsin ,...“

Bu durumda hayat bir sınava dönüşmekte, insanın özgürlüğü ise bir sınav özgürlüğü niteliği kazanmaktadır. Bu bir öğrencinin gireceği sınava çalışıp çalışmamakta özgür olmasına benzemektedir. Ancak unutulmamalıdır ki bu öğrenci, sınavın sonucuna katlanmak zorundadır. Bu nedenle insan kendisine bahşedilen özgürlüğün kıymetini bilmeli, özgürlüğünü kendisine zarar verecek biçimde kullanmamalıdır. Bir ayette şöyle buyrulur: “O, hem ölümü, hem de hayatı yaratmıştır ki sizi sınamaya tabi tutsun (ve böylece) davranış yönünden hanginiz daha iyidir (onu göstersin). O, üstündür, bağışlayandır.”

Yüce Allah özgürlüğün anlamını ve amacını doğru değerlendirip iradesini doğru yönde kullananları ahirette sınırsız nimetlerle donatılmış sonsuz bir hayatla ödüllendireceğini müjdelemektedir. Bir ayette şöyle buyrulur: “.... İmana erip doğru ve yararlı işler yapanları ise (cennetin) çiçek dolu bahçelerinde (bulacaksın). Onlar Rablerinin katında diledikleri her şeye sahip olacaklardır. İşte bu büyük lütuftur.”

Diğer varlıkların değil de yalnızca insanın böylesi büyük bir mükafatla ödüllendirilmesi, insanın seçme hakkına sahip özgür bir varlık olmasıyla ilgili bir durumdur.

“Kuşkusuz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbirini takip edişinde; insanlara faydalı yüklerle denizlerde seyreden gemilerde; Allah’ın gökten indirerek onunla ölü toprağa can verdiği ve her çeşit canlının çoğalmasını sağladığı yağmurlarda; rüzgarların (yönünün) değişmesinde ve gökle yer arasında kendileri için tayin edilmiş belirli güzergahlarda akan bulutlarda: (bütün bunlarda) düşünüp, akıllarını kullananlar için nice ayetler (mesajlar) vardır.” (Bakara suresi, 164. ayet.)

“Biz sana feyizli ve bereketli bir kitap indirdik ki insanlar onun ayetlerini iyice düşünsünler ve aklı yerinde olanlar ders ve ibret alsınlar.” (Sâd suresi, 29. ayet.)

“Kuşkusuz, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbirini takip edişinde; insanlara faydalı yüklerle denizlerde seyreden gemilerde; Allah’ın gökten indirerek onunla ölü toprağa can verdiği ve her çeşit canlının çoğalmasını sağladığı yağmurlarda; rüzgarların (yönünün) değişmesinde ve gökle yer arasında kendileri için tayin edilmiş belirli güzergahlarda akan bulutlarda: (bütün bunlarda) düşünüp, akıllarını kullananlar için nice ayetler (mesajlar) vardır.” (Bakara suresi, 164. ayet.)

“Biz sana feyizli ve bereketli bir kitap indirdik ki insanlar onun ayetlerini iyice düşünsünler ve aklı yerinde olanlar ders ve ibret alsınlar.” (Sâd suresi, 29. ayet.)


Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 11.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 11.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 11. Sınıf Kelam Dersi

5. Sınıf Arapça
Yorumlar