Din Hizmetleri ve İletişim
İmam Hatip 6. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitim Seti 4 DVD

Din Hizmetleri ve İletişim

1. Din Hizmetleri ve Din Görevliliği
Din hizmeti, dinî konularda fert ve toplumun ihtiyacı olan ve onlara yararlı olacak bir işin yapılmasıdır. Örneğin, dinin anlatılması, bazı ibadet ve törenlerin düzenlenip yönetilmesi gibi görevler bunlardandır.
Din hizmetleri ile ilgili görevleri yerine getirenlere din görevlisi denir. Din görevlisi, alanında uzman olmalıdır. Bu nedenle din hizmetlerini yürütecek kişinin din eğitimi alması, yapacağı işle ilgili yeterli bilgi ve beceriye sahip olması gerekir.

SIRALAYALIM
Din hizmetleri denilince aklınıza hangi görevler gelmektedir? Sıralayınız.
• Toplumu dinî konularda aydınlatma.
 
Ülkemizde din hizmetlerinin yürütülmesi görevi Diyanet İşleri Başkanlığına verilmiştir. Bu kurum camilerde ve cami dışındaki cenaze, sünnet, asker uğurlama merasimleri gibi dinî hizmet görevlerini yürütmektedir. Din görevlileri, Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı olarak görev yapmaktadırlar. Bu hizmetleri yapacak olanlar, İmamHatip Liseleri ve İlahiyat Fakültelerinde eğitim ve öğretim görür. Yurt dışında eğitim ve öğretimini tamamlayanlar için lise seviyesinde imamhatip liselerine, üniversite seviyesinde de ilahiyat fakültelerine denk gelen eğitim kurumlarını bitirmeleri gerekir.
 
1.1. İrşat, Tebliğ ve Davette Genel İlkeler
Din hizmetlerini ifade eden bazı temel kavramlar vardır. İrşat, tebliğ ve davet bu kavramların başında gelir. Din hizmetlerinin temelini oluşturan bu üç kavram, dinin doğru ve güzel anlatılmasıyla ilgilidir.
İrşat; hidayete erdirme, yol gösterme ve doğru yola yönlendirme anlamlarına gelir. Terim olarak ise; ikna edici söz ve davranışlarla doğru yolu göstermek, hakkı, hakikati anlatmak ve İslam’ın esaslarını öğretmektir.

İrşat, din hizmetleri alanında yerine getirilmesi gereken önemli bir görevdir. Bunu yapan din görevlileri irşat yoluyla İslam’ı doğru bir şekilde insanlara ulaştırmaya çalışmaktadır.
İrşat faaliyetleri genellikle camilerde yapılır. Örneğin, vaaz ve hutbelerle Müslümanlar bilgilendirilir ve aydınlatılır. Zaman zaman farklı mekânlarda da irşat faaliyetleri yürütülebilir. Örneğin, sünnet ve ad koyma törenlerinde dinî içerikli konuşmalar yapılır.
Tebliğ; ulaştırmak, iletmek, duyurmak ve bildirmek anlamlarına gelir. Kur’an’da ise tebliğ, Allah’ın vahyini insanlara ulaştırmak anlamında kullanılmıştır. Bir ayette buna şöyle işaret edilmektedir: “Resulün üzerine düşen yalnızca tebliğdir...” Tebliğci, ulaştırmakla yükümlü olduğu bilgileri, herhangi bir katkı ve eksiltme yapmaksızın yerine ulaştırır.
Peygamberlerin sıfatlarından birisi de tebliğdir. Çünkü onlar, Allah’tan aldıkları vahyi eksiksiz olarak insanlara iletmekle görevlidirler. Kur’an’da bu görev şu şekilde ifade edilmiştir: “Ey peygamber, Rabb’inden sana indirileni tebliğ et. Eğer yapmazsan Allah’ın elçiliğini yapmamış olursun...” Onlar bu sorumluluklarım hakkıyla yerine getirmişlerdir.
Tebliğ ifadesi, Kur’an’da, genellikle peygamberler için kullanılır. Onların dışında müminlerin yaptığı tebliğ faaliyetleri için iyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak veya davet etmek ifadeleri yer almaktadır.

Davet, çağırmak ve dua etmek anlamlarına gelir. Kur’an’da ise hak yoluna çağrı anlamında kullanılmıştır. Bir ayette davet, Müslümanlara yüklenen bir görev olarak şöyle ifade edilmiştir:
“Rabb’inin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et ve onlarla en güzel şekilde mücadele et...”

Konferans
Tebliğ ve davet faaliyetleri cami dışında da yürütülmektedir. Vaaz ve hutbelerin yanı sıra düzenlenen sempozyum, konferans ve benzeri programlarla tebliğ ve davet yapılmaktadır. Bunların yanında ferdî olarak İslam dini ile ilgili bilgi edinmek isteyenlere din görevlileri, gerekli bilgiler vererek İslam dini hakkında onları aydınlatmaktadır.
Hz. Muhammed (s.a.v.), son peygamberdir ve ondan sonra başka peygamber gelmeyecektir. Onun irşat ve davet görevini genelde bütün Müslümanlar üstlenmiştir. Ancak din görevlilerine bu özveriyle yerine getirilmelidir. Bir ayette Allah şöyle buyurmuştur: “O hâlde (Resulüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin.”

Dinin insanlara ulaştırılması önemli bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu üstlenen kişiler öncelikle söz ve davranışlarıyla örnek olmalıdırlar. Ayrıca İslam dinini doğru bir şekilde insanlara ulaştırmalıdırlar. Muhatapların inanıp inanmamaları veya bunları yerine getirip getirmemeleri ulaştıranın sorumluluk alanına girmez. Çünkü Allah insanı bilgilendirdikten sonra seçiminde özgür bırakmıştır. Din görevlisi, davet ve irşat faaliyetlerini yürütürken insanın seçme özgürlüğünü dikkate almalıdır.

İrşat, tebliğ ve davette etkili olabilmek için karşılıklı güven ortamının oluşması gerekir. Bu görev yerine getirilirken sevgi, saygı, sabır, samimiyet, anlayış ve hoşgörü ilkeleri esas alınmalıdır.

İrşat, tebliğ ve davette zorlama yoktur. Yüce Allah bir ayette şöyle buyurmuştur: “Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır...” Bu durumda dileyen inanır, dileyen inanmaz. Peygamberimiz de tebliğinde hiçbir zaman zorlayıcı olmamıştır. “Allah beni ancak tebliğci olarak gönderdi.”4 buyurarak bu duruma işaret etmiştir.
Tebliğ edilen esasların doğru, açık ve anlaşılır olması gerekir. Nitekim İslam’ın tebliği ve Peygamberimizin daveti, “...gecesi gündüz gibi açık olan bir yol...” olarak nitelendirilmiştir.

Tebliğ edilen esaslar; sağlam kaynaklarla desteklenmeli, tutarsızlıklardan uzak, düşünmeye ve değerlendirme yapmaya açık olmalıdır. Yüce Allah bir ayette şöyle buyurmaktadır: “İşte bu (Kur’an), kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek İlah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir çağrıdır.”

kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu hâlde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.” konuda daha fazla sorumluluk düşmektedir. İrşat ve davet görevi insanları zorlamadan, güzellikle ve
 
 PAYLAŞALIM
Tebliğ ve davetle ilgili üç ayet veya hadis bulup arkadaşlarınızla paylaşınız.
Din görevlisi muhatabına samimi duygularla yaklaşmalı ve onun saygınlığını zedeleyici tavırlardan kaçınmalıdır. Onun görüşlerine değer vermeli, söz ve davranışlarında kırıcı olmamaya dikkat etmelidir. Ayrıca davetçi yaptığı işin önemini bilmeli ve karşılaşacağı engeller karşısında sabırlı olmalıdır. Allah, bu konuda şöyle buyurmuştur: “O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen İrşat, tebliğ ve davet, tarih boyunca çeşitli unvanlarla anılan din görevlileri tarafından yerine getirilmiştir. Bunların nasıl yerine getirileceğinin en güzel örneklerini Peygamberimiz göstermiştir.
Bu nedenle bu görevi yerine getirenler de Peygamberimizi örnek almalıdırlar.

LİSTELEYELİM
Bir davetçide hangi özellikler bulunmalıdır? Listeleyiniz.
• Yeterli ve doğru bilgiye sahip olmalıdır.
• Tatlı bir dil ve güzel bir üslup kullanmalıdır.
 

“...Kur’an’ı en iyi okuyanınız imam olsun.” Ebu Davut, Salat, 61.
Hadiste vurgulanan düşünce nedir?
İmam, kendisine uyulan, önde bulunan ve önderlik yapan kişi demektir. Terim olarak ise topluma önderlik yapan ve cemaatle kılınan namazlarda kendisine uyulan kişiye imam, yapılan bu göreve de imamlık veya imamet denir.
Hatip, topluluk karşısında etkili ve güzel konuşan, cuma ve bayram namazlarında hutbe okuyan kişidir. Ülkemizde her iki görevi de bir arada yürüten cami görevlilerine imamhatip denir.

İmamlık, namazın farz kılınması ile başlayan ve günümüze kadar gelen önemli bir görevdir.
İlk imam Peygamberimizdir. Peygamberimiz hayatta iken imamlık yapmış ve imam olacak insanda olması gereken vasıfları bir hadiste şöyle belirtmiştir: “Cemaate, Kur’an’ı en iyi okuyan kimse imam olur. Eğer kıraatte (okumada) herkes eşitse, sünneti en iyi bilen imam olur.”

Peygamberimiz, cemaatle namaz kılmayı teşvik etmiş ve şöyle buyurmuştur: “Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece üstündür.” Bu nedenle toplu ibadet edilen yerler olarak cami ve orada yapılan imamlık görevi önem kazanmıştır.
Peygamberimiz ve ondan sonra yerine geçen halifelerin imamlık yapmaları bu mesleğin önemini kat kat artırmıştır. İslam beldelerinin sınırları genişleyip Müslümanların sayısı arttıkça camilerin ve imamların sayısı da artmıştır.

Günümüzde cami merkezli din hizmetleri Diyanet İşleri Başkanlığının seçtiği imamhatipler tarafından yürütülmektedir. İmamhatip; camide namaz kıldırmak, camiyi her zaman ibadete hazır bulundurmak, cenaze namazı kıldırmak, irşat ve davet yapmak gibi görevleri yerine getirir.
 
BİLGİ KUTUSU
Diyanet İşleri Başkanlığı Görev ve ÇalışmaYönergesi'nin 107. maddesinde belirtilen imamhatiplerin görevlerinden bazıları şunlardır:
• Camilerde vakit namazları ile cuma, bayram, teravih ve cenaze namazlarım kıldırmak.
Cuma ve bayram hutbelerini, zamanında ve usulüne uygun olarak okumak.
Cami içinde, müftülükçe yapılacak programa göre cemaati dinî konularda aydınlat mak.
İsteyen vatandaşlara müftülüğün izni ile camilerde veya uygun görülecek yerlerde Kur’anı Kerim okumayı öğretmek ve dinî bilgiler vermek; yaz Kur’an kursları ile ilgili olarak verilen görevleri yapmak.

Cami dersleri uygulaması yapılan camilerde, bu uygulama için gereken tedbirleri almak.
İhtiyaca göre, vakit namazlarından önce veya sonra Kur’anı Kerim okumak.
Müftülükçe yapılacak programa göre mukabele okumak, gerektiğinde dinî gün ve gecelerde düzenlenecek programlarda görev almak.
Medeni Kanuna göre akdedilen nikâhtan sonra olmak üzere isteyenlere evlenmenin dinî merasimini icra etmek.

Vakit namazlarından en az yirmi dakika, cuma namazlarından en az bir saat önce camide bulunmak, gerekli hazırlıkları yapmak ve ezan okunmadan önce yerini almak.
Cami ve çevresinin temizliğini sağlamak ve bunun için gerekli tedbirleri almak; şadırvan, abdest alma yeri ve tuvalet gibi yerlerin temizliğinin vakıf, dernek, köy tüzel kişiliği, belediye veya ilgililer tarafından yapılmasını sağlamak.
Belediye cenaze teşkilatı bulunmayan yerlerde cenaze teçhiz ve tekfin işlerini yapmak.
 
ROPORTAJ YAPALIM
Bir imamhatiple görüşerek görevlerinin özelliği ile ilgili röportaj yapınız.

 
1.3. Müezzinliğin Anlam ve Onemi
Müezzin kelime olarak ezan okuyan anlamına gelir. Müezzin; camide ezan okuyup namazın cemaatle kılınmasında ibadet düzenini sağlayan, Müslümanları camiye daveteden din görevlisidir. Müezzinlik ise yapılan bu görevin adıdır.

Ezan, İslam’ın şiarıdır. Müslümanlar günde beş defa ezanla namaza davet edilmektedir. Ezanı oluşturan cümleler İslam’ın temel esaslarını ifade etmektedir. Ezan okumayı Peygamberimiz bir hadisinde şöyle teşvik etmiştir: “Müezzin, sesiningittiği yer boyunca mağfiret olunur. Yaş ve kuru her şey onun lehinde şehadet eder.”

İnsanları namaza davet etmek önemli bir görevdir. Bu konuyu Peygamberimiz bir hadisinde şöyle vurgulamıştır: “İnsanlar, eğer ezan okumak ile namazın ilk safında yer almada ne (gibi bir hayır ve bereket) olduğunu bilselerdi, sonra da bunu elde etmek için kura çekmekten başka çare kalmasaydı, mutlaka kura çekerlerdi.”

Müezzinlik görevi, ezanın ilk okunmaya başladığı günden zamanımıza kadar devam etmiştir. İlk ezanı okuyan ve ilk müezzin Hz. Bilal’dir. O devirde onunla birlikte başka müezzinlerin varlığı da bilinmektedir Ezan okuyan müezzin Ülkemizde müezzinlik görevi, Diyanet İşleri Başkanlığının seçtiği kişiler tarafından yürütülmektedir. Müezzin, imamın yardımcısı konumundadır. Bu nedenle müezzin, imam olmadığı zaman, imamın görevlerini yerine getirmekle de sorumludur. Müezzin, ayrıca caminin bakımı ve korunması ile ilgilenir, camiyi namaz vakitlerinde açar, caminin düzenini sağlar.

PAYLAŞALIM
Bir müezzinle görüşerek görevleri hakkında bilgi alınız. Edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
 
“Ezanı işittiğiniz zaman, müezzinin söylediğini tekrar edin!”
Hadisi yorumlayınız,

BİLGİ KUTUSU
Diyanet İşleri Başkanlığı Görev ve Çalışma Yönergesi'nin 108. maddesinde belirtilen müezzinin görevlerinden bazıları şunlardır:
• Camiyi müftülükçe tespit edilecek zamanlarda ibadete açmak ve kapatmak.
• Namaz vakitlerinde, vakit cetveline göre ezan okumak.
Vakit namazları ile cuma, bayram, teravih ve cenaze namazlarında ibadetin gerektirdiği her türlü müezzinlik hizmetlerini yapmak, gereken hâllerde tekbir almak ve sala vermek.
Camilerdeki ses cihazları ile diğer teknik araç ve gereçlerin bakımını, korunmasını ve çalışır durumda bulundurulmasını sağlamak.
Cami minaresi ve ses cihazının ibadet maksadı dışında kullanılmasına engel olmak.
Ehil olmayan kimselere ezan okutmamak, müezzinlik yaptırmamak.
İsteyen vatandaşlara Kur’anı Kerim okumayı öğretmek ve dinî bilgiler vermek konusunda imamhatibe yardımcı olmak.
Müftülükçe yapılacak program gereğince mukabele okumak, gerektiğinde dinî gün ve gecelerde düzenlenecek programlarda görev almak.
Medeni Kanuna göre akdedilen nikâhtan sonra olmak üzere isteyenlere evlenmenin dinî merasimini icra etmek.
İmamhatibin bulunmadığı zamanlarda imamhatiplik görevlerini de yapmak.

1.4. Kur’an Öğreticiliğinin Anlam ve Önemi
Kur’an öğreticiliği, Kur’anı Kerim’i okumayı bilmeyenlere öğretmek demektir. Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Kur’an kurslarında görev yapan din görevlilerine Kur’an öğreticisi denilmektedir.
Kur’anı Kerim’i okumayı hem öğrenmek hem de öğretmek önemlidir. Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmuştur: “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.” Bütün Müslümanların ibadetlerinde okuyacakları kadar Kur’an ezberlemeleri ve onu rehber edinebilmeleri için mealini okumaları gerekir.
Din görevlileri, isteyen herkese Kur’anı Kerim’i öğretmek için gayret ederler. Kur’an öğreticisi ise kurslarda düzenli bir şekilde bu görevi yürütür. Öğrencilerin Kur’anı tecvitli, hatasız bir şekilde güzel okumalarını sağlar. Kısa surelerden başlayarak Kur’an’ın bir kısmını ezberlemelerine yardımcı olur.
İstekli ve yapabilecek durumda olanlara hafızlık yap tırır.

“Hafızasında Kur’an’dan hiç ezber bulunmayan kişi harabe olmuş bir ev gibidir.”
Hadisi yorumlayarak Kur’an öğrenmenin önemini vurgulayınız.
 
SÖYLEŞİ YAPALIM
Bir Kur’an kursuna giderek orada yapılan eğitimöğretimle ilgili Kur’an öğreticisiyle söyleşi yapınız.

BİLGİ KUTUSU
Diyanet İşleri Başkanlığı Görev ve ÇalışmaYönergesi'nin 106. maddesinde belirtilen Kur'an kursu öğreticilerinin görevlerinden bazıları şunlardır:
• Kurs öğrencilerine usulüne göre Kur'anı Kerim'i yüzünden okumayı öğretmek.
• Tecvit konularında bilgiler vererek Kur’anı Kerim’i bu kurallara uygun okumayı öğretmek.
• Hafızlık yapmak isteyenlere, Kur’anı Kerim’i usulüne göre ezberletmek.
• Namaz sureleri ile dualarının aslına uygun okunuşlarını sağlamak, ezberletmek ve meallerini öğretmek.
• Müfredat programına göre öğrencilere itikat, ibadet ve ahlak konularında bilgiler vermek ve ibadetlerin yapılışını uygulamalı olarak öğretmek.
• Kursun temiz ve düzenli tutulmasını sağlamak.
• Ramazan ayı ile dinî gün ve gecelerde müftülükçe verilecek görevleri yapmak.
 
 
1.5. Din Görevliliğinin Gerektirdiği Nitelikler
Din görevliliğinin gerektirdiği bazı kişisel özellikler vardır. Bunları; görevini benimseme, görevin gerektirdiği bilgi ve beceriye sahip olma, ihlas ve samimiyet olarak sıralamamız mümkündür.

Din Görevliliğinin Gerektirdiği Nitelikler

Din Görevliliğinin Gerektirdiği Kişisel Özellikler
1. Görevini benimseme
2. Görevin gerektirdiği bilgi ve sanata sahip olma
3. İhlas ve samimiyet

Din Görevliliğinin Gerektirdiği Toplumsal Özellikler
1. Temsil
2. Tanıma
3. Toplumsal dayanışma
4. İletişim
5. Güven
6. Meslektaşlarıyla iş birliği

İslam, insanların yararına olan ilkeler getirmiştir. Müslümanlara da her alanda başarılı ve örnek olmayı, güzeli ortaya koymayı emretmiştir. Din görevlisi de yaptığı işi severek yapmalı ve faydalı olabilmek için gerekli çabayı göstermelidir. Görevini sorumluluk bilinci içerisinde güzel bir şekilde yerine getirmelidir.

Din görevlisi, görevinin önemli olduğunu bilir. Bu konuda Peygamberimizi kendisine örnek alır. Bildiklerini yaşamaya, irşat, tebliğ ve davette bulunmaya çalışır. Yaptığı işi güzel yapması, görevini sevmesi ve söylediklerini davranışlarıyla göstermesi onun görevini benimsediğini gösterir.

Peygamberimiz bir hadisinde, “Allah yaptığı işleri güzel ve sağlam yapanı sever.” buyurarak işlerini güzel yapanları övmüştür.

Her görev, belli bir bilgi birikimi gerektirir. Sadece bilgi sahibi olmak, başarılı olmak için yeterli değildir. Çünkü elde edilen bilgileri uygulayabilme becerisi de en az bilgiler kadar önemlidir.

Din görevlisi, mesleğiyle ilgili yeterli bilgi sahibi olmalıdır. Bilgi düzeyi, din görevlisinin kendisine güvenini ve toplumdaki etkisini artırır. Diğer taraftan bilmediği konularda ise bilgiye ulaşılabilecek kaynakları bilmesi gerekir. Din görevlisi elde ettiği bilgileri insanlara en güzel şekilde sunacak bilgi ve beceriye de sahip olmalıdır. Bu nedenle kendisinden beklenen görevlere önceden hazırlıklı olmalıdır.

Din görevlilerinde bulunması gereken özelliklerden biri de ihlas ve samimiyettir. Din görevlisi, inanç, fikir, söz ve davranışlarında önderlik ettiği insanlara örnek olacak nitelikte ihlas ve samimi yete sahip olmalıdır. Söz ve davranışlarında sırf Allah’ın rızasını umarak hareket etmeli, yaptığı görevin karşılığında şahsi ve maddi bir çıkar beklememelidir. Ayrıca din görevlisi, her tür gösterişten,yapmacık hareketlerden kaçınarak sözü, işi, giyim kuşamı, yeme içmesi, oturup kalkması itibarıyla ölçülü ve samimi olmalıdır. Çünkü samimiyet söylediğini yapmayı, söz ve davranışlarda uyumlu olmayı gerektirir.

Din görevliliğinin gerektirdiği bazı toplumsal özellikler vardır. Bunları şu şekilde açıklayabiliriz:

Temsil Gücü: Her insan yaptığı işi veya mesleği temsil eder. Din görevlisi de İslam dinini, bütün Müslümanları, bağlı olduğu Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilatını ve meslektaşlarını temsil eder. Bu önemli bir sorumluluktur. Her din görevlisi bu sorumluluğun bilincinde olmalı ve buna uygun hareket etmelidir.

İnsanları Tanıma: Din görevlisi, insanı ve içinde yaşadığı toplumu iyi tanımalıdır. İçinde yaşadığı toplumsal şart ve özellikleri çok iyi değerlendirmelidir.

Peygamberimiz, sahabilere şu tavsiyede bulunmuştur: “Sizden kim halka namaz kıldırırsa namazı (kısa) tutsun. Zira cemaatte zayıf, sakat, hasta ve ihtiyaç sahibi olanlar vardır.”
 
Toplumsal dayanışma: Toplumda yaşamanın getirdiği sevinçlerin paylaşılması ve sıkıntıların giderilmesindeki iş birliğine toplumsal dayanışma denir. Din görevlileri toplum içerisinde bunu teşvik etmenin yanında kendileri de bu dayanışmada yer almalıdır. Ayrıca din görevlilerinin katılımcı olması, hizmet alanını cami ile sınırlamayıp toplumun her alanına hizmet götürmesi gerekir. Örneğin, mahallesinde bulunan hastayı ilk önce din görevlisi ziyaret etmeli ve cemaati de buna teşvik etmelidir.

İletişim: Din görevlisi kadın, erkek, çocuk, yaşlı ve genç, Müslüman veya Müslüman olmayan herkesle iletişim kurabilmelidir. İnsanları oldukları gibi kabul etmeli, onlara değer vermeli ve kimseyi dışlamamalıdır.

Güven: Din görevlisi, insanlara her konuda güven vermeli ve onlara, işlerini istişare edecek kadar da yakınlık göstermelidir.

Meslektaşlarıyla iş birliği: Din görevlisi, üstlendikleri hizmetlerdeki verimliliği artırmak ve toplumsal problemleri çözmek için meslektaşlarıyla işbirliği yapmalı, örnek bir dayanışma sergilemelidir.

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 12.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 12.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 12. Sınıf Hitabet Dersi

 

5. Sınıf Kuran
Yorumlar