Cenazenin Defni ve Taziye
İmam Hatip 6. Sınıf Arapça Eğitim Seti 6 DVD

Cenazenin Defni ve Taziye

4. Cenazenin Defni ve Taziye

Cenaze namazından sonra, namaza katılanlara imam, “Merhumu nasıl bilirsiniz? İyi bir kul olduğuna şahitlik eder misiniz? Hakkınızı helal eder misiniz?” diye sorar. Cemaat de ölen insana şahitlikte bulunur. Cenazenin kabre konulmasına defin denir.
Cenaze, namazın hemen ardından defin için kabre götürülür. Bu konu ile ilgili olarak Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Cenaze defninde acele ediniz...”

Tabutun taşınmasına yardımcı olmak Müslümanlar için önemli bir görevdir. Peygamberimiz de tabutun taşınmasına iştirak etmiştir. Taşıma işlemi yapılırken duasını okumak uygundur. Cenazenin götürüleceği kabir yakınsa tabut omuzlarda taşınır. Kabrin uzak olması durumunda ise bir vasıtayla götürülmesi de mümkündür.

Cenazeye karşı saygılı davranmak gerekir. Ölen insana karşı saygımızı onun cenazesine katılarak gösteririz. Ayrıca yoldan geçen bir cenaze gördüğümüzde ayağa kalkmamız da ona karşı saygımızın bir ifadesidir. Diğer taraftan cenaze taşınırken yüksek sesle konuşmak, alkışlamak, slogan atmak, sesli olarak tekbir getirmek ve Kur’an okumak uygun değildir.

BİLGİ KUTUSU
“Kim, sevabına inanarak, karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek bir Müslümanın cenaze namazını kılıp defnedilinceye kadar beklerse iki Uhut Dağı kadar sevap alır. Kim de cenaze namazını kılar, defnolunmadan önce ayrılırsa bir Uhut Dağı kadar sevap alır. ” Müslim, Cenaiz, 56.
 
Defin işlemi gündüz yapılmalıdır. Bu nedenle cenazenin gömüleceği kabir önceden kazılır. Ölen kişinin yakınlarından birkaç kişi cenazeyi kabre indirir. Cenaze, kıbleye doğru sağ tarafı üzerine yerleştirilir. Bu arada defin işlemini gerçekleştirenler taşıma işlemindeki gibi duasını okurlar.

Kabrin üstünün toprak seviyesinden yüksekçe yapılması daha uygun olur. Kabirlerin karışmaması açısından baş tarafına taş dikilip yazı da yazılabilir. Kabirler için israfa varacak şekilde harcama yapmak doğru değildir.
 
BELIRTELIM
MEVLANA DİYOR Kİ!
“Öldüğüm gün, tabutumu omuzlar üzerinde gördüğün zaman, bende bu cihanın derdi var sanma. /Bana ağlama, vah vah deme. Şeytanın tuzağına düşersen, vah demenin sırası o vakittir. /Cenazemi gördüğünde, ayrılık deme. /Beni mezara koyduklarında, elveda deme. Mezar cennet kapısının perdesidir. /Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret. Güneş ile aya, batmadan ne ziyan gelir? /Sana, batma görünür ama o aslında doğmaya hazırlıktır. /Mezar ise hapishane gibi görünür ama aslında canın hapisten kurtuluşudur...”
Yukarıdaki metnin ana düşüncesini belirtiniz.
 
Defin işlemini bitirdikten sonra kabrin başında bekleyip dua edilir. Özellikle Yâsîn, Mülk, İhlâs, Felâk, Nâs ve Fâtiha sureleri ile Bakara suresinin ilk beş ayeti okunur. Okunan surelerin sevabı ölüye bağışlanır ve onun affedilmesi için dua edilir.


BİLGİ KUTUSU
Kabrin başında okunan surelerin ardından din görevlisi şu duayı okuyabilir:
Allah’ım! Bizi ve dinimizi koru. Son nefesimizde bizi imandan ayırma. Günahlarımızdan dolayı senden korkmayan ve bize acımayan kimselerin eline bizi bırakma. Dünya ve ahirette bize hayırlı rızık ver. Şüphesiz sen her şeye kadirsin.

Allah’ım! Okuduğumuz Kur’an’dan hasıl olan sevabı Peygamberimiz Hz. Muhammed’in ruhuna, onun eşlerinin ve ona tabi olanların ruhlarına, özellikle bu kabirde bulunan merhumun ruhuna gönderiyoruz, ulaştır Ya Rabb’i! Ayrıca hayatta olan ve ölen tüm müminlerin ve Müslümanların ruhlarına gönderiyoruz merhametinle ulaştır Ya Rabb’i!
Allah’ım! Ölülerimize rahmet eyle. Hastalarımıza şifalar ihsan eyle. Ayıplarımızı ört. Günahlarımızı bağışla. Kusurlarımızı affet. Belalarımızı ortadan kaldır. İhtiyaçlarımızı tamamla. Dualarımızı kabul eyle Allah’ım! Âmin.

Cenazenin kabre konulması ve duaların okunmasının ardından cemaat dağılırken imam orada kalır. Ölünün kabrinin baş tarafında durarak Arapça ifadelerle ona kabir sualleri ile ilgili hatırlatmalar yapar. Buna “telkin” denir. Telkin veren kimse ölüye, annesinin ve kendisinin adıyla hitap ederek söze başlar. Örneğin, “Ey Zeynep oğlu Ali!” diye üç defa seslendikten sonra şu telkin duasını okur:
(Ey Zeynep’in oğlu Ali) Hayatta iken sorumlu olduğun ve benimsediğin şu hususları unutmayasın. Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur ve Hz. Muhammed onun elçisidir. Cennet ve cehennem haktır. Öldükten sonra dirilmek haktır. Hiç şüphesiz kıyamet gerçekleşecektir. Allah kabirlerde olanları yeniden diriltecektir. Yine unutma ki sen; Rab olarak Allah’ı, din olarak İslam’ı, peygamber olarak Muhammed’i, rehber olarak Kur’an’ı, kıble olarak Kâbe’yi ve kardeş olarak müminleri seçmiş ve bununla mutlu olmuştun. Rabb’im olan Allah’tan başka ilah yoktur.
Sadece ona tevekkül ettim ve büyük arşın Rabb’i de odur.”

telkin


Cenazeyi defnedip mezarlıktan ayrıldıktan sonra, ölen insanın yakınlarına taziyede bulunmak önemli bir görevdir. Bu nedenle ölen insanın yakınlarını teselli eder, acılarını paylaşır ve onlar için sabır dileriz.

Taziye, cenaze evini ve yakınlarının evlerini ziyaret ederek yapılır. Taziye için gidildiğinde; “Başınız sağ olsun.”, “Allah sabır versin.”, “Allah’tan geldik Allah’a döneceğiz.”, “Allah rahmet eylesin.”, “Günahlarını affetsin.”, “Hüküm Allah’ındır.” gibi sözler kullanılır. Taziye için gidilen evde uzun süre kalmak ve boş sözler konuşmak uygun değildir. Taziye süresince komşuların ve akrabaların yemek hazırlayıp cenaze evine getirmeleri tavsiye edilmiştir.

Peygamberimiz, Müslümanların birbirine taziyede bulunmalarının çok sevap olacağını bildirmiş ve şöyle buyurmuştur: “Musibete uğrayan kardeşine taziyede bulunan kimseye Allah, kıyamet gününde ikram elbisesini giydirir.”
Din görevlisinin, ölünün yakınlarını ziyaret edip onlara bu acılı günlerinde taziyede bulunması gerekir. Ölünün yakınlarını ve taziyeye gelmiş kişileri aydınlatmak için uzun olmayan bir taziye konuşması da yapabilir. Konuşmasında ölüm ve ahiretten, ölenin arkasından iyilik yapmanın öneminden ve sabırdan bahseder.


Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 12.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 12.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 12. Sınıf Hitabet Dersi

5. Sınıf Arapça
Yorumlar