Ahirete İmanın Dünya Hayatını Anlamlandırmaya Katkısı
İmam Hatip 5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitim Seti 4 DVD

Ahirete İmanın Dünya Hayatını Anlamlandırmaya Katkısı

6. Ahirete İmanın Dünya Hayatını Anlamlandırmaya Katkısı

Bir varlığa anlam kazandıran unsur, onun yaratılış sebebidir. Örneğin, insanın doğum öncesi hayatını anlamlı kılan; dünyada yaşayacağı hayattır. Dünya hayatı olmasaydı, bebek için anne rahmindeki hayatın bir anlamı kalmayacaktı.

İnsanın dünya hayatını anlamlı kılan şey ise ahiret hayatıdır. Çünkü insanın yaratılıştan sahip olduğu özellikler onun geçici değil, sonsuz bir hayat için yaratıldığını göstermektedir. Örneğin insanın doğuştan sahip olduğu ebediyet duygusu ve arzusu, onun ebedî bir hayat için yaratıldığını gösterir. Ayrıca insana diğer varlıklardan farklı olarak akıl ve irade verilmiştir. Bu ise insanın dünya hayatında bir sınavda olduğunu gösterir. Akıl ve irade, insana düşünme ve seçme ayrıcalığı kazandırmakta; bu ise insanı sorumluluk sahibi kılmaktadır.

Bu durumda insanın dünya hayatı, ancak, bu dünyada yaptıklarının karşılığını göreceği yeni bir hayatla anlam kazanmaktadır. Zira bir sınavı anlamlı kılan şey sonucunun değerlendirilmesidir. Yüce Allah şöyle buyurur: “Zamanın akışı içinde öyle uzun bir süre geçti ki o dönemde insanın adı bile anılmazdı. Biz insanı karışım hâlindeki nutfeden yarattık. Onu denemek istiyoruz. Bu sebeple kendisini işiten ve gören bir varlık yaptık. Ona yolu da gösterdik: Artık ister şükreder, ister nankörlük eder.”

Bu hayatın kendisi için bir sınav olduğunu bilen insan yeryüzündeki sorumluluğunu doğru algılar. Bu sorumluluk duygusuyla dünya hayatında yapıp ettiği hiçbir şeyin karşılıksız kalmayacağı bilinci ile hareket eder. Artık onun için dünya hayatı geçici bir oyalanma yeri değil, sonsuz ahiret hayatı için bir hazırlıktır. Bu inanç, insan için, çok güçlü bir moral ve kalıcı bir mutluluğun kaynağı olur. Zira, bu durumda hayat insan için Allah'ın rızasını ve cenneti kazandıracak bir fırsata dönüşmüş olmaktadır. İşte bu, hayatın anlam ve amacını keşfetmek demektir.

Bu husus ayette şöyle yer alır: “Bu dünya hayatı (tek başına) bir oyun ve oyalanmadan başka bir şey değildir. Ancak ahiret hayatı, Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar için çok daha güzeldir.

Öyleyse aklınızı kullanmaz mısınız?”
Anne rahmindeki ikizlerden biri diğerine: “Baksana kardeşim herhâlde bizi seven ve ihtiyaçlarımızı bilen biri var. Aylardır karşılıksız her ihtiyacımız karşılanıyor. Bak, bu eller, ayaklar, gözler boşuna mı oluşuyor? Herhâlde yeni bir hayata hazırlanıyoruz. Hem artık buraya da sığamaz olduk. Gittikçe büyüyoruz. Evet, evet, kesinlikle burada geçiciyiz. Bizi bekleyen yeni ve gerçek bir hayat var. ” der.
 
Kardeşi ona cevap verir; ‘‘Yine hayali şeylerden bahsediyorsun. Gerçekler sadece gördüklerimizden ibarettir. Görmediğim şeye inanmam. Evet dediğin gibi yakında buraya sığamaz olacağız. Ancak, o zaman bizim için hayat ebediyen sona erecek. İşte bu kadar... ’’
 
Dünya hayatının anlam ve amacını keşfeden insan hayatın zorluklarına sabreder. Her zaman mütevekkil olur. Çünkü onun için karşılaşılan her zorluk geçici hayat sınavının bir parçasıdır. Haksızlıklar karşısında umutsuzluğa kapılmaz. Çünkü mutlak adaletin ahirette gerçekleşeceğini bilir ve teselli bulur. Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanan insanlar “Başlarına bir musibet geldiği zaman: ‘Biz Allah’a aitiz ve ona döneceğiz’ derler.”

Ahiret inancı insanı cesaretli ve güçlü kılar ve insanın inandığı değerler için ölümü göze almasını sağlar. Çünkü ahirete inanan insan için ölüm bir son değil, yeni bir hayatın başlangıcıdır. İnsanlık tarihi, bu nançla, nice zayıf toplulukların, çok daha güçlü topluluklara karşı kazandıkları zaferlerin örnekleriyle doludur. Kur’anı Kerim peygamberlerin hayatlarını anlatırken bizlere bunun örneklerini verir. Yakın tarihimizde yaşanmış olan Çanakkale Zaferi de bunun güzel örneklerinden biridir.

Ahiret inancı insanı kanaatkar yapar. Çünkü ahirete gerçekten inanan bir insan için dünyevi menfaatler geçici birer araçtır. Amaç Yüce Allah’ın rızasını kazanmaktır.
Bu nedenle dünya hayatının aldatıcı menfaatleri için başkasına zarar vermeye değmez. Bu hususa Hz. Peygamber “Bu dünyada gerçekte insana ait olan üç şey vardır. Bunlar; yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve diğeri de sadaka verip ahiret azığı yaptığı şeylerdir.” şeklinde işaret etmektedir.

Ahirete inanan insanın suç işlemesi zorlaşır. Çünkü yaptığı her şeyin ahirette hesabını vereceğine inanması insanda güçlü bir oto kontrol bilinci oluşturur. İnsanın iç dünyasında onu kötülüklerden caydırıcı böyle bir güce her zaman ihtiyaç vardır. Çağımızın maddi kalkınmasını gerçekleştirmiş toplumlarında bile intihar ve suç oranlarının yüksek oluşu bu ihtiyacı açıkça ortaya koymaktadır.

Ahiret inancı insanda erdemli bir yaşam ideali oluşturur. Çünkü sergilenen her erdemli davranış Allah katında hak ettiği karşılığı bulacaktır. Bu idealin gereği olarak insan dürüst ve adaletli olmaya çalışır. Allah hakkı, kul hakkı ve diğer varlıkların haklarını titizlikle gözetir. İyilik yapmayı, diğer varlıklara hizmet etmeyi, iyi insan olmanın gereği olarak kabul eder. Yeryüzünde imar ve ıslah edici olmak için çalışır, üretir. İki günü eşit olan kimsenin zararda olduğuna inanır.

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 11.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 11.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 11. Sınıf Kelam Dersi

İmam Hatip 5. Sınıf Temel Dini Bilgiler Eğitim Seti 6 DVD
Yorumlar