Ahiret İnancı Nedir
İmam Hatip 5. Sınıf Temel Dini Bilgiler Eğitim Seti 6 DVD

Ahiret İnancı Nedir

MEAD: AHİRET İNANCI

1. Hayat Amaçsız Değildir
Büyük bir caminin yahut muhteşem bir sarayın yapılışının amaçsız olabileceğini düşünebilir miyiz? Elbette hayır. Çünkü bir yerde bilinçli bir tasarım varsa, kesinlikle bir amaç var demektir. Bu nedenle, caminin ibadet etmek, sarayın ise yaşamak amacıyla yapılmış olduğu, mimari özellikleri ve donanımından apaçık anlaşılmaktadır.
Evrenin yapısı ile ilgili sahip olduğumuz bilgiler, atomdan hücreye, ondan dev galaksilere kadar her şeyin planlanmış olduğunu, bu nedenle yaratılışın amaçsız olamayacağını göstermektedir. Örneğin, atmosferdeki gaz oranlarının uygunluğu, dünyanın eksen eğimindeki, mevsimlerin oluşumunu sağlayan ince hesaplama gibi sayısız örnek yaratılışta bir amacın gözetildiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu amaç hayatın kendisidir. Öyle ki bu amaç için dünya adlı gezegen adres olarak seçilmiş ve evrenin dengeleri de bu amaca hizmet edecek şekilde ayarlanmıştır. Bir ayette bu gerçeğe şöyle işaret edilmektedir:
“Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri bir oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.”
 
DÜŞÜNELİM
Bir kalemin yazmak için, bir kitabın da okunmak için tasarlandığı apaçık bellidir. Bir anahtarın bir kilide uygunluğu, anahtarın, o kapıyı açma amacıyla yapıldığını apaçık göstermektedir.

Sayısız gök cismi arasında, yaşam için gerekli şartların, yalnızca dünyamızda bir araya getirilmiş olması, hayatın da bilinçli bir tasarımın ürünü olduğunu göstermektedir.
O hâlde hayatın amaçsız olması düşünülebilir mi ?
Yeryüzü insan yaşamı için düzenlendiğine göre; hayatın anlamı ve amacı nedir? İşte insan açısından cevaplanması gereken temel soru budur. Yüce Allah “Sizi boş ve anlamsız yere yarattığımızı ve bize dönmek zorunda olmadığınızı mı sanıyorsunuz?” buyurarak insanı hayatın amacı konusunda düşünmeye yönlendirmektedir.

Kur’an’da “hayat” kavramı hem dünya ve hem de ahiret hayatını ifade etmek için ortak kullanılır.

Yüce Allah şöyle buyurur: “Ölü iken size hayat veren, sizi ölüme götüren, sonra da tekrar hayata kavuşturan ve (sonunda) kendisine döndürüleceğiniz Allah’ı nasıl inkâr edersiniz?” Bu ayete göre ölümle sadece dünya hayatı son bulmakta, Allah’ın yeniden yaratmasıyla da insan için yeni bir hayat başlamaktadır. Böylece Kur’an, “... Hayat, ancak dünya hayatımızdır. Artık biz bir daha dirilecek de değiliz” şeklindeki ahiret hayatını yok sayan anlayışı reddetmiş olmaktadır.

Kur’an’a göre dünya hayatının en önemli özelliği insan için bir imtihan oluşudur. Bu özellik bir ayette şöyle açıklanır: “O, hem ölümü, hem de hayatı yaratmıştır ki sizi sınamaya tabi tutsun (ve böylece) davranış yönünden hanginiz daha iyidir (onu göstersin). O, üstündür, bağışlayandır.” Bu açıdan bakıldığında, insan için dünya hayatı ahiretin tarlasına dönüşmektedir. Zira insan, dünya hayatında yapıp ettiklerinin karşılığını ahiret hayatında görecektir.

Dünya hayatının amacı, insanın yaratıcısını tanıyıp, kulluk bilinciyle yaşamasıdır. “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler (beni tanıyıp, kulluk etsinler) diye yarattım.” ayeti bu amaca vurgu yapmaktadır. Ayetteki “ibadet” kavramı ile kast edilen; Allah’ı tanımak ve onun rızasını gözeterek yaşamaktır. İnsanın Allah’ı tanıması, varlığının kaynağını ve amacını bilmesi demektir. Allah’ın rızasını gözeterek yaşaması ise yaratılış amacı doğrultusunda bir hayat sürmesini gerektirir.

Bu anlamda namaz kılmak, oruç tutmak birer ibadet olduğu gibi, çalışmak, insanlığa hizmet etmek, hakkın, hukukun yanında olmak, kötülüklere karşı çıkmak vb. bütün güzel davranışlar ibadet sayılmaktadır. Böylece insan yaptığı iyi ve faydalı işlerle hayatının bütününü ibadete dönüştürebilme şansına sahip olmaktadır.

Dünya hayatının nihai amacı ahiret hayatını kazanmak olmalıdır. Çünkü Kur’an’ın bildirdiği gibi dünya hayatı geçicidir. Asıl hayat, ebedî olan ahiret hayatıdır. Bu konuyla ilgili bir ayette şöyle buyrulur: “Bu dünya hayatı (tek başına) geçici zevkler ve oyalanmadan başka bir şey değildir; ahiret yurduna gelince işte asıl hayat odur. Keşke bunu bilselerdi!” Ayette verilen mesaj, insanın yaşamında amaçlarını doğru belirlemesi ve dünyaahiret dengesini doğru kurması bakımından çok önemlidir.

Zira insan, ebedî ahiret hayatını unutarak yaşarsa büyük bir aldanışa sürüklenir. Bu aldanış hayat sınavının kaybedilmesi demektir. Kur’an bu konuda da insanı şöyle uyarır:“Ey insanlar! Haberiniz olsun ki, Allah’ın (yeniden diriltme) vaadi gerçektir. Sakın bu dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o aldatıcı şeytan sizi, Allah hakkında da aldatmasın.”
 
YORUMLAYALIM
Aşağıdaki ayeti dünya hayatının amaçları açısından yorumlayınız.
“De ki. ‘Allah’ın kulları için yarattığı güzelliği, rızkın iyisini, temizini yasaklayan kim?’ De ki: ‘Bunlar dünya hayatında imana erenler içindir; Kıyamet gününde ise yalnızca onlara özgü olacaklardır.’ Anlamakavrama yeteneği olan insanlar için bu mesajları, Biz işte böyle açık açık dile getiriyoruz.” (A’râf suresi, 32. ayet.)
 
Ahiret hayatının kazanılacağı yer dünya hayatıdır. Dünya hayatında ise maddi ve manevi nimetler ile zorluk ve sıkıntılar iç içedir. O hâlde insandan bu hayatta sabretmesi ve şükretmesi istenmektedir. Bu nedenle insan, hayatın zorlukları karşısında yılmamalı, haksızlıklara karşı çıkmalı, nefsinin kötü arzularına karşı da direnmelidir. Aynı zamanda insan hayatı bütün güzellikleriyle yaşamalı Allah’ın kendisi için yarattığı sayısız nimet ve imkânlar için de şükretmelidir. Şükretmek, bu nimet ve imkânları kullanırken Allah’ın koyduğu sınırları gözetmeyi gerektirir.

Yüce Allah bu konuda şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı hayatın güzelliklerinden kendinizi yoksun bırakmayın ama Allah’ın sınırlarını da aşmayın: Allah, sınırları aşanları sevmez.”

Sonuçta dünya hayatı geçici olmasına rağmen insan için, sonsuz ahiret hayatını kazandıracak büyük bir fırsattır. Bu durumda insan dünya hayatını en güzel şekilde değerlendirmelidir. Doğru bir inanç üzere dürüstçe bir yaşam sürmelidir. Bilgi, sevgi, saygı ve adalet gibi erdemlere sahip olmalıdır. Kötü ve çirkin davranışlardan uzak durmalı, yeryüzünde bozgunculuktan kaçınmalıdır. İnsanı dünya ve ahiret mutluluğuna ulaştıracak şey Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle bir yaşam sürmesidir. Yüce Allah şöyle buyurur: “Ey inananlar! Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun; herkes yarına ne hazırladığına baksın.

Allah’tan sakının, çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Allah’ı unutan bunun sonucunda, Allah’ın kendilerini (yine) bizzat kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın! (Çünkü) onlar yoldan sapmış (fâsık) kimselerdir.”

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 11.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 11.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 11. Sınıf Kelam Dersi

5. Sınıf Arapça
Yorumlar