Abbasilerin İslam Tarihindeki Yeri ve Önemi
İmam Hatip 5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitim Seti 4 DVD

Abbasilerin İslam Tarihindeki Yeri ve Önemi

ABBASİLERİN İSLAM TARİHİNDEKİ YERİ VE ÖNEMİ

Abbasiler, İslam kültür ve medeniyetine birçok alanda katkıda bulunmuşlardır. Abbasilerin İslam medeniyetine kazandırdıkları kuramların başında vezirlik müessesesi gelmektedir. Vezir, Abbasi devlet yönetiminde halifeden sonra en yetkili kişiydi. Gerektiğinde mezalim mahkemelerine(yüce divan) başkanlık yapar, maliyeden gerekli yerlere harcama yapardı. Valilerin tayini ve azli yetkisi de ona aitti. Vezirlerin yetkili olduğu birçok farklı divan bulunurdu. Bu divanlardan oluşan merkezî bir divana başvezir başkanlık ederdi.

Abbasi şehirlerinin asayiş ve güvenliğini şurta adı verilen polis teşkilatı sağlamaktaydı. İlk zamanlarda adli teşkilata bağlı olan şurta daha sonra müstakil bir birim hâline geldi.
Abbasi devlet teşkilatının bir diğer birimi de haciplik idi. Haciplik, halifeyi suikastlere karşı korumak ve halkın halifeyi gereksiz yere meşgul etmesini engellemek amacıyla kurulmuştu.

Merkeziyetçi bir karaktere sahip olan Abbasi Devleti’nin diğer bir kurumu da emirü’lümeralıktır. Bu müessese, halifenin siyasi otoritesinin zayıflaması üzerine idareciler arasında ortaya çıkan iktidar mücadelesine son vermek için kurulmuştur.
Divanü’lCeyş’in idare ettiği Abbasi ordusunun temelini murtazıka (ücretli) adı verilen nizami ve daimi statüdeki muvazzaf askerler oluşturmuştur. Bunların maaşları devlet tarafından ödenirdi. Bunların yanında gönüllü olarak orduya katılan ve zekâtla ganimetten pay alan ikinci bir grup daha vardı ki bunlara mutatavvıa (gönüllü) denirdi. Başlangıçta Abbasi ordusu Araplar, İranlılar, Türkler, Zenciler ve Berberilerden oluşurken daha sonraları ordunun etnik yapısı zenginleşti. Türklerin ordudaki etkinliğinin artmasıyla sistem değişikliğine gidildi ve onlu sisteme geçildi. Ayrıca büyük şehirlerde gemi üretimine geçen Abbasiler denizciliğe de önem verdiler.

Abbasilerde adalet teşkilatı mahkeme, mezalim mahkemeleri ve hisbe teşkilatından oluşmaktaydı. Fakihler arasından seçilen kadıları valiler atamaktaydı. Valilerin atadığı kadılar Harun Reşit’ten itibaren kurulan Kadı’lKudat teşkilatı tarafından atanmaya başladı. Abbasilerin kurduğu bu teşkilat daha sonraki devletlerde de uygulandı.

Abbasilerin İslam medeniyetine en büyük katkısı ilim ve düşünce alanında olmuştur. Abbasi halifeleri bilime büyük önem vermişler ve bilim adamlarını himaye ederek onları desteklemişlerdir. Bilime ve felsefeye olan desteklerinin en büyük kanıtı halife Memun zamanında kurulan Beytü’lHikme’dir (832). Bu merkez hem bir kütüphane hem de bir tercüme merkezi olarak kullanılmıştır.

Bu merkez aracılığıyla Latinceden tıp, felsefe, astronomi gibi bilim dallarına ait onlarca eser Arapçaya tercüme edilmiştir. Bu tercüme hareketleri sonrasında Müslüman bilim adamları bilimsel alanda özgün çalışmalar yapmışlar ve zengin bir bilimsel ortam geliştirmişlerdir. Harun Reşit Dönemi’nde özellikle tıp gelişmiş ve din farkı gözetilmeksizin herkese hizmet veren büyük bir hastane açılmıştır. Felsefi ekoller, Abbasiler Dönemi’nde ortaya çıkmıştır. Farabi, Ebu Bekir Razi, İbn Miskeveyh, İbn Sina gibi filozoflar Batı dünyasını da etkileyen çalışmalar ortaya koymuşlardır. Abbasiler Devri’nde kimya alanında Cabir bin Hayyan, zooloji alanında Cahız, Yakubi, Serahsi, Makdisi gibi bilginler öne çıkmıştır.

Abbasiler Dönemi İslam ilimleri açısından da bir teşekkül ve gelişme devri olmuştur. Tefsir ilmi sistemli hâle gelmiş ve ilk tefsir örnekleri ortaya çıkmıştır. Bu dönemin en önemli eseri Taberi’nin Camiu’lBeyan adlı tefsiridir. Zemahşeri’nin Keşşaf ve Razi’nin Mefatihu’lGayb adlı tefsirleri bu dönemde tefsir ilminin geldiği seviyeyi göstermesi açısından önemlidir. Ayrıca bu dönemde hadis alanında tasnif çalışmaları gelişmiş ve Kütübi Sitte’yi oluşturan eserler meydana getirilmiştir. Abbasilerin ilk iki yüz yılı fıkhın tedvin heplerin oluştuğu dönem olması açısından önemlidir. Bu dönemde fıkhın sâhası genişlemiş, fıkıh inkişaf etmiştir. Emevîler devrinde başlayan fıkhın tedvîni bu dönemde kemiyet ve keyfiyet olarak zirveye ulaşmıştır.

Abdullah b. Mübârek, Ebû Sevr, İbrâhim enNehaî, Hammâd b. Ebi Süleyman gibi fıkıh âlimlerinin telif ettikleri fıkıh kitapları günümüze kadar gelmemişse de İmam Mâlik’in, hadislerle beraber sahâbe ve tâbiîn fetvalarını ve kendi ictihadlarını ihtiva eden elMuvatta’ı İmam Muhammed’in elMebsût, elÂsâr gibi kitapları, Ebû Yûsuf’un elHarâc’ı ve İmam Şâfiî’nin elÜmm külliyatı zamanımıza ulaşmış, üzerlerinde çalışmalar yapılmış ve defalarca basılmış eserlerdir.

Daha sonraki fıkıh kitaplarına da örnek olan bu eserlerde takip edilen telif sistemi, bir konu (kitab, bab, fasıl) içine giren meseleleri ve bunların hükümlerini bir araya getirmek, delillerini zikretmek, farklı ictihadlara cevap vererek bunları çürütmekten ibarettir. Yine büyük fıkıh alimlerinden Ebu Hanife ve Ahmed bin Hanbel’de bu dönemde yaşamışlardır. Ayrıca bu dönemde kelam ilmi sistemleşmiş ve tasavvufi düşünce ortaya çıkmış ve gelişmiştir. İslam tarihinin ilk bilimsel kaynakları da Abbasiler Dönemi’ne aittir. Bu dönemde Cahız, Belazuri, Taberi, Mesudi, İbn Nedim ve İbnü’lEsir gibi tarihçiler ilk dönemleri anlatan eserler yazmışlardır. Bütün bu özellikleri sebebiyle Abbasilerin ilk iki yüz yılına İslam ilimlerinin teşekkül ettiği dönem denilebilir.

Abbasiler Dönemi’nde açılan kütüphaneler İslam medeniyetinin geldiği noktayı gösterir mahiyettedir. Musul’da Darü’lİlim, Kerh Kütüphanesi, Mustansırıyye Medresesi Kütüphanesi, Bağdat ve Basra kütüphaneleri bu dönemin en önemli ve zengin kütüphaneleridir.

İslam dünyasında kalıcı etkiler bırakan olaylardan biri de başkent değişikliğidir. Emeviler Dönemi’nde devletin başkenti Şam iken Abbasilerle birlikte Bağdat’a alındı. Başkentin Bağdat’a alınması sadece mekân değişikliği değildi. Bu değişiklik aynı zamanda Orta Asya ve Uzakdoğu’ya yeni açılımları içeriyordu. Nitekim artık devlet içinde Türkler etkili olmaya başlamış ve Türklerle birlikte Orta Asya ve Uzakdoğu’nun sanat anlayışı da İslam medeniyeti içine girmişti. Yeni kurulan Bağdat, Rakka ve Samarra gibi şehirler; Uhaydir Sarayı, Samarra Ulu Cami ve Hakan Sarayı gibi eserler Abbasiler Dönemi’nin sanat örnekleridir.

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 12.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 12.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 12. Sınıf İslam Tarihi Dersi

İmam Hatip 6. Sınıf Arapça Eğitim Seti 6 DVD
Yorumlar