Abbasiler Yönetiminde Mevalı Ağırlığı
İmam Hatip 6. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Eğitim Seti 4 DVD

Abbasiler Yönetiminde Mevalı Ağırlığı

ABBASİLER YÖNETİMİNDE MEVALI AĞIRLIĞI
 
DEĞERLENDİRELİM
Emeviler, Arap milliyetçiliğini ön planda tutan bir yönetim anlayışına sahipti. Yönetim kadroları daha çok Emevilerin veya Arapların elinde idi.
Arap olmayan Müslümanlar (mevali), ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyorlardı. Prensip olarak tüm Müslümanların eşit haklara sahip olması beklenirken uygulamada durum farklıydı. Mesela Arap olmayan Müslümanlardan daha fazla vergi alınmaktaydı. Hatta gayrı müslimlerden alınan cizye vergisi, Müslümanlardan da istenmekteydi. Diğer taraftan Araplar savaşlara süvari olarak katılırken diğer Müslümanlar piyade olarak görevlendirilmekte ve savaş ganimetlerinden Araplara göre daha az pay almaktaydılar. Bu uygulama, Ömer bin Abdülaziz tarafından kaldırıldı. Onun ölümünden sonra uygulama yeniden başladı.

Abbasiler, bu katı Arap milliyetçiliğini terk edip Arap olmayan Müslümanlara da önem verdiler. Mevali, Araplarla eşit haklara sahip oldu. Hatta Araplardan daha imtiyazlı duruma yükseldi. Devlet kurulduğunda, yönetimde çok önemli makamlar, mevaliden bazı kimselere verildi. Örneğin Abbasiler hareketinin en güçlü isimlerinden biri olan Ebu Müslim, mevaliden idi. İlk Abbasi Halifesi Ebu Abbas, ona çok önem vermiştir. Çünkü Abbasiler onun sayesinde iktidara gelmişti. Halife Mansur, onun yardımıyla bazı isyanlara son verebilmişti.

Abbasiler, Bağdat’ı başkent yaptıktan sonra Sasani yönetim biçimini örnek alarak halifelikten sonra en yetkili makam olan vezirlik makamını ihdas ettiler. Bu makama mevali vezirler atandı. Abbasi sarayında Farsça unvanlar kullanılır, Farsça şarkılar söylenir oldu. İran düşüncesi ve sanat anlayışı etkisini gösterdi.

Horasanlı Ebu Müslim’in öldürülmesinden sonra da mevali, Abbasi yönetiminde gücünü korudu. İran kökenli Bermekiler buna örnek verilebilir. Aileden ilk Müslüman olan Halit Bermeki, Halife Ebu Abbas tarafından, gayrı müslimlerden alınan vergilerin toplandığı Divanü’lHarâç ve asker maaşlarıyla ilgili kurum olan Divanü’lCünd’ün başına getirildi.
Halit’ten sonra Bermeki ailesinden Yahya Bermeki, Azerbaycan valisi oldu. Ünlü Abbasi halifesi Harun Reşit, tahta geçince onu vezir tayin ederek kendisinden sonra ülkenin en güçlü yöneticisi konumuna yükseltti. Yahya, on yedi yıl vezirlik yaptı. Yönetimde mutlak bir iktidara ve yetkiye sahipti. İki oğlu Fazıl ve Cafer de yönetimde söz sahibi oldular. Fazıl, doğu vilayetlerinin, Cafer ise batı vilayetlerinin valisi olarak görev yaptı. Böylece Bermeki ailesi ülkenin taşra yönetimine de hâkim olmuştu.

Hz.Peygamber ve Dört Halife Dönemi'nde mevali, İslamiyet'i kabul etmekle hukuken Müslüman Araplarla eşit hâle geliyordu. Hz. Peygamber, hür Arap Müslümanlarla daha önce köle olan azatlı Müslümanlar arasında bir ayrım gözetmemiş, bu uygulama Dört Halife Dönemi'nde de aynen sürdürülmüştür. Hz. Ömer, maaş sistemini kurarken mevaliyi kendilerini azat eden eski efendileriyle aynı seviyede tutmuş ve onlara aynı miktarda maaş bağlamıştır. Ayrıca valilerine Arap olmayan Müslümanları da askerî divan defterine kaydetmeleri ve onlara efendileriyle aynı miktarda maaş bağlamaları için emir vermiştir. Hz. Ali de maaş ve ganimet dağıtımında Araplara ve mevaliye eşit pay ayırmıştır.

Hz. Peygamber ve Dört Halife'nin uygulamalarını dikkate alarak Emevilerin Mevali'ye karşı tutumunu değerlendiriniz.

İranlı mevalinin yönetimdeki bu ağırlığı, Arapların tepkisine yol açmaktaydı. Araplar, Harun Reşit’in oğulları Emin (809813) ile Me’mun (813-833) arasında çıkan savaşta, annesi İranlı olan Me’mun’a karşı annesi Arap olan Emin’in yanında yer aldılar. Bu savaştan Me’mun’un galip çıkması, Araplann yönetimden tamamen uzaklaştırılmalarına sebep oldu. İran kökenli kişiler vezir ya da komutan olarak yönetime ağırlıklarını koydular. Halife Harun Reşit, Bermekilerin yönetim için tehlike oluşturduklarını fark etti. Bir bahane ile 803 yılında Bermeki ailesini yönetimden tasfiye etti. Böylece doğabilecek bir karışıklığı aldığı tedbirlerle önlemiş oldu. Harun Reşit Devri (786-809), Abbasi Devleti’nin en parlak dönemi olarak kabul edilir.

Türkler de Abbasiler dönemi’nde oldukça etkin bir konuma yükseldiler. Türkler, özellikle Me’mun dönemi’nden itibaren yönetimde söz sahibi olmaya başladılar. Me’mun, halifeliğinin ilk yıllarında büyük ölçüde İranlıların desteğine dayanmaktaydı. Ancak sonra İranlıların idarede çok etkin duruma gelmeleri üzerine, bunları bir şekilde dengelemek istedi. Fakat Araplara da güven duymadığı için Türklerin yönetimdeki gücünü artırma yoluna gitti. Halifeliğinin son yıllarında ordudaki Türklerin sayısı on bini buldu ve komuta heyetinin çoğunluğu Türk komutanlardan oluştu.

Me’mun’un ölümünden sonra kardeşi Mu’tasım da Türklerin desteği sayesinde halife oldu. O da çeşitli Türk ülkelerinden çok sayıda birlik getirerek ordunun büyük bir kısmını Türklerden oluşturdu. 836 yılında Samarra şehrini kurarak Türk birlikleriyle beraber halifelik merkezini oraya taşıdı. Böylece 892 yılına kadar sürecek olan “Samarra Dönemi” başlamış oldu. Bu süre içerisinde Türk komutan ve askerler, yönetim kadroları üzerinde ağırlıklarını iyice gösterdiler. Türkler, Mütevekkil’den itibaren halife seçimlerinde etkin rol oynadılar.Halifeler de Türk baskısından kurtulmak için çareler arıyorlardı. Çözüm olarak 892 yılında hilafet merkezi yeniden Bağdat’a taşındı. Ancak Bağdat’ta da devlet erkanı arasında rekabet sürdü.

Halife Razi, adeta halife yetkileriyle donattığı Muhammed bin Raik elHazari’yi 936 yılında “emirü’lümera” tayin etti. Bu tedbir de sonuç vermedi. İmparatorluk artık gücünü kaybetmiş ve parçalanmıştı.

Kaynak: Meb

İmam Hatip Lisesi, İmam Hatip 12.Sınıf Meslek Dersleri, İmam Hatip 12.Sınıf Eğitim Seti, İmam Hatip 12. Sınıf İslam Tarihi Dersi

5. Sınıf Kuran
Yorumlar